Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde yaşayan besiciler, havaların ısınmasıyla birlikte yüksek rakımlı yaylalara göç etmeye başladı.
Yukarı Çulhalı köyü sakinleri, yaklaşık iki bin 100 metre yükseklikte bulunan Nalbant Yaylaları’nda yaz boyunca hayvancılık yaparak hem geçimlerini sağlıyor hem de nesiller boyunca süregelen yaylacılık kültürünü yaşatıyor. Sarıçam ormanlarıyla çevrili yaylalarda kurulan yaşam, bölgenin köklü geleneklerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.
Yozgat’ın en geniş ormanlık alanlarından bazılarına ev sahipliği yapan Akdağmadeni’nde yayla sezonu başladı. Yukarı Çulhalı köyünde yaşayan aileler, her yıl olduğu gibi bu yıl da hayvanlarını alarak Nalbant Yaylaları’na çıktı.
Haziran ayının başında başlayan yayla yaşamı, eylül ayına kadar devam ediyor. Vatandaşlar bu süre boyunca yaylada konaklayarak hayvanlarını otlatıyor, süt ve süt ürünleri üretiyor. Üretilen peynir, tereyağı ve diğer ürünler hem aile bütçesine katkı sağlıyor hem de kış ayları için önemli bir hazırlık oluşturuyor.
GEÇMİŞTEN GELEN GELENEK SÜRDÜRÜLÜYOR
Yaylacılığın kendileri için yalnızca bir geçim kaynağı olmadığını belirten vatandaşlar, bu yaşam biçiminin aynı zamanda ailelerinden kalan önemli bir miras olduğunu ifade ediyor.
Yaylada hayvancılıkla uğraşan Nizam Öcal, atalarından kalan gelenekleri sürdürdüklerini belirterek geçimlerini süt ve süt ürünlerinden sağladıklarını söyledi. Yayla kültürünün kuşaktan kuşağa aktarıldığını vurgulayan Öcal, dedelerinden devraldıkları yaşam biçimini yaşatmaya devam ettiklerini dile getirdi.
Yaylaya ailece çıktıklarını anlatan Mehmet Turgut ise yaz aylarının büyük bölümünü burada geçirdiklerini söyledi. Günlük yaşamın hayvanların bakımı etrafında şekillendiğini belirten Turgut, kadınların süt sağımı ve peynir üretiminde önemli rol üstlendiğini ifade etti.
Üretilen peynirlerin ve diğer süt ürünlerinin belirli günlerde ilçe pazarında satışa sunulduğunu anlatan Turgut, yaylada yaklaşık 60 hanenin bulunduğunu kaydetti. Turgut ayrıca ulaşım ve telefon iletişimi konusunda bazı zorluklar yaşadıklarını da sözlerine ekledi.
YAYLADA HAYAT SABAHIN İLK IŞIKLARIYLA BAŞLIYOR
Şirinyayla’da yaşayan Kemal İbiş, yayladaki günlük yaşamın yoğun bir çalışma temposuyla geçtiğini anlattı. Sabah erken saatlerde başlayan mesainin hayvanların sağımı ve bakımıyla sürdüğünü belirten İbiş, gün boyunca hayvanlarla ilgilendiklerini söyledi.
Yayla hayatını “biraz rahat, biraz çile” sözleriyle özetleyen İbiş, yıllardır aynı düzen içerisinde yaşamlarını sürdürdüklerini ifade etti. Bölgede yüzlerce büyükbaş hayvanın bulunduğunu kaydeden İbiş, yaylacılığın ailelerin temel geçim kaynağı olmaya devam ettiğini dile getirdi.
ÇOCUKLAR DA YAYLA KÜLTÜRÜYLE BÜYÜYOR
Yayla yaşamının yalnızca yetişkinlerin değil çocukların da günlük hayatının bir parçası olduğu görülüyor. 10 yaşındaki Kemal İbiş, okul döneminin ardından ailesiyle birlikte yaylaya geldiğini ve hayvanların bakımında ailesine yardımcı olduğunu söyledi.
Çocuk yaşta sorumluluk alarak yayla hayatını öğrenen yeni nesil, bölgedeki kültürel mirasın geleceğe taşınmasında önemli rol oynuyor. Büyüklerinden öğrendikleri bilgilerle hayvancılığı ve yayla yaşamını deneyimleyen çocuklar, geleneksel yaşam biçiminin devamlılığına katkı sağlıyor.
YÜZYILLIK KÜLTÜR GELECEĞE TAŞINIYOR
Yaklaşık 60 hanenin bulunduğu Nalbant Yaylaları, her yıl yaz aylarında yeniden canlanıyor. Doğayla iç içe bir yaşam süren vatandaşlar, bir yandan hayvancılık faaliyetlerini sürdürürken diğer yandan yüzlerce yıllık yaylacılık kültürünü yaşatmaya devam ediyor.
Bölge halkı için yaylalar yalnızca üretim yapılan alanlar değil aynı zamanda geleneklerin, dayanışmanın ve ortak yaşam kültürünün sürdürüldüğü önemli merkezler arasında yer alıyor.
Yaklaşık 60 hanenin yaşadığı yaylalarda sürdürülen geleneksel yaşam, nesilden nesile aktarılan yaylacılık kültürünü yaşatıyor.