Bölgesel bir çatışmanın önüne geçmek ve diplomatik zemini güçlendirmek amacıyla Türkiye’nin devreye girdiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü temasların belirli bir aşamaya geldi.
Ancak bu süreçte İran yönetiminin, olası bir anlaşmanın Türkiye’de değil Umman’da yapılması yönündeki talebi dikkat çekti. Diplomasi kulislerine yansıyan bu tercih, başta Türkiye ve ABD olmak üzere bazı aktörlerde rahatsızlık oluşturdu.
TÜRKİYE’DEN RESMİ AÇIKLAMA GELMEDİ
İran’ın müzakere adresi konusundaki tutumuna ilişkin Ankara’dan resmi bir açıklama yapılmadı. Buna karşın konu, siyaset ve dış politika çevrelerinde farklı yorumlara neden oldu. Özellikle ülkesinin askeri bir müdahale riskiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in bu tercihi, İran halkının güvenliği açısından eleştirilere konu edildi. Ve İran'ın karanlık günlerinin başlangıcı olabileceği yönünde yorumlar geldi.
Aslında bu süreç teknik bir diplomasi meselesi iken, bazı siyasi isimler ise bunun Türkiye’ye karşı bilinçli bir mesafe koyma hamlesi olduğu görüşünü dile getirdi.
İşin temeline indiğimizde İran’ın tarih boyunca Türkiye’ye karşı izlediği politikaların tamamen samimiyetten uzak olduğunu görüyoruz. İran yönetimleri, kritik dönemlerde Türkiye ile stratejik iş birliği yapmak yerine farklı güç merkezleriyle hareket etmeyi tercih etti.
Osmanlı–Safevi ilişkilerinden başlayarak günümüze uzanan süreçte İran’ın bölgesel dengeleri kendi lehine kullanmaya çalıştığı ve bu durumun Türk-İran ilişkilerinde kalıcı bir güvensizlik yarattığı görülüyor.
TARİHTEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE–İRAN GERİLİMİ
Tarihsel kaynaklara baktığımızda, İran’ın zaman zaman Türkiye’nin bölgesel girişimlerine mesafeli durduğu, bazı dönemlerde ise doğrudan karşı pozisyon aldığı görülüyor. Bu yaklaşımın, günümüzde de farklı biçimlerde sürdüğü gerçeği bu son gelişme ile kanıtlanmış oldu.
Geçmişte yaşanan bu kırılmalar güncel gelişmeleri tek başına açıklamak için yeterli olmasa da, İran’ın Türkiye’ye yaklaşımını anlamak açısından önemli bir arka plan sunuyor.
ELEŞTİRİLER VE FARKLI GÖRÜŞLER
İran yönetiminin Umman tercihi, bazı çevrelerce “diplomatik egemenlik” vurgusu olarak değerlendirilirken, bazı çevrelerde bu durumu İran halkının güvenliği pahasına yapılan siyasi bir inatlaşma olarak yorumladı. Eleştirilerde, müzakerelerin nerede yapıldığından çok, olası bir savaş riskinin nasıl bertaraf edileceğinin önemli olduğu vurgulandı.
Bölgedeki gerilimin azaltılabilmesi için tüm aktörlerin iç politik hesaplardan ziyade bölgesel istikrarı önceleyen adımlar atması gerektiği gerçeği ortaya çıkıyor.




