Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) geçtiğimiz günlerde bazı yatırım fonlarına yönelik gerçekleştirdiği işlemler ve alınan acil tedbirler, ekonomi gündeminin ilk sırasına yerleşti. Ekonomist Hikmet Baydar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında yapılan acil toplantının ve Merkez Bankasının aldığı tedbirlerin perde arkasını değerlendirdi. Baydar, yatırım fonlarının temerrüde düşmesiyle başlayan krizin detaylarını, piyasaya olan etkilerini ve SPK'nın denetim rolünü tüm yönleriyle anlattı.

YATIRIMCILARIN MAĞDURİYETİ VE SİSTEMİK RİSK ÖNLENMEYE ÇALIŞILDI
Hikmet Baydar, SPK'nın ve Merkez Bankasının attığı adımların temel amacının, yatırım fonu sahiplerinin mağduriyetini engellemek olduğunu belirtti. Yatırım fonlarının, iade talebi geldiğinde ödeme yapamaması durumunda taahhütlerini yerine getirememiş sayılacağını ifade eden Baydar, bu durumun piyasaya olan güveni ciddi şekilde zedeleyeceğini vurguladı. Güven kaybının yatırımcılarda tedirginlik yaratarak panik halinde fon iadelerine yol açabileceğine dikkat çeken uzman isim, bunun da borsada ve tahvil piyasasında sistemik bir riske dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Fonlardan nakde dönme çabalarının borsada yoğun satış baskısı yarattığını aktaran Baydar, SPK'nın bu durumun genele yayılmasını önlemek için elinden gelen tedbirleri almaya çalıştığını kaydetti. Ayrıca, Adalet Bakanlığının da devreye girmesiyle, ilgili fonların yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin de aralarında bulunduğu dört şüphelinin tutuklandığını ve 51 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirildiğini hatırlattı.

ZİRAAT VE İŞ BANKASI DEVREDE: ÜÇ AYLIK TASFİYE SÜRECİ
Temerrüde düşen fonlardan paralarını geri alamayan yatırımcıların mağduriyetini gidermek amacıyla yönetim sürecinde değişikliğe gidildiğini belirten Baydar, soruna yol açan kurumların işlem yetkilerinin ellerinden alındığını söyledi. Bu fonların yönetiminin İş Bankası ve Ziraat Bankasına devredildiğini aktaran Baydar, gelen iade taleplerinin artık bu yetkili bankalar tarafından fon varlıklarının satışı yoluyla karşılanacağını ifade etti.
Fonlarını satmak istemeyen yatırımcılar için ise yaklaşık 3 ay sürmesi planlanan bir tasfiye süreci işletileceği açıklandı. Bu sürecin sonunda yatırımcılar adına otomatik hesaplar açılacağını ve paraların bu hesaplara aktarılarak repoda değerlendirileceğini belirten Baydar, böylece mağduriyetlerin önüne geçilmeye çalışılacağını dile getirdi.
BORSADAKİ DÜŞÜŞÜN NEDENİ VE BANKA ARACI KURUMLARINA KAYIŞ
Olayın piyasalara yansımasını değerlendiren Baydar, özellikle aracı kurumlarda bulunan yatırım fonlarına yönelik güvenin azalma riski taşıdığına dikkat çekti. Sorun yaşanan portföy yönetim şirketlerinin diğer fonlarında da güven problemi çıkabileceğini belirten uzman isim, fonlardan para çıkışının portföylerin boşaltılması anlamına geldiğini, bunun da hisse senedi piyasasında satış dalgası yarattığını vurguladı. Borsada yaşanan yüzde 2'nin üzerindeki değer kayıplarını bu duruma bağlayan Baydar, pozisyonlar tamamen kapatılana kadar satış eğiliminin devam edeceğini ifade etti.
Satışların ne kadar süreceğinin fonların büyüklüğüyle doğrudan orantılı olduğunu belirten Baydar, piyasaya yeterli alıcı gelmemesi durumunda çok sert düşüşler yaşanabileceği konusunda uyardı. Uzman isim, yatırımcıların yaşadığı güven kaybı nedeniyle aracı kurum fonlarından banka iştiraki olan kurumlara doğru bir kayma yaşanabileceğini de sözlerine ekledi.
"PARA PİYASASI FONU ÖZEL SEKTÖR TAHVİLİ ALMAMALI"
Krizin temel çıkış noktasının fonların içerik yapısı olduğunu savunan Baydar, para piyasası fonlarının yüksek getiri amacıyla özel sektör kısa vadeli tahvillerine yatırım yapmasını eleştirdi. Özel sektör tahvillerinin ödenmemesi durumunda fonun temerrüde düştüğünü ve iadeleri karşılayamaz hale geldiğini belirten Baydar, para piyasası fonlarının sadece para piyasasında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yatırımcıların bilinçlendirilmesi için fon başlıklarının ve içeriklerinin netleştirilmesi gerektiğini söyleyen Baydar, özel sektör tahvili alan fonların açıkça "Özel Sektör Tahvil Fonu" olarak isimlendirilmesinin şart olduğunu ifade etti. En güvenilir ve likit fonlar olarak bilinen para piyasası fonlarında dahi böyle sorunların yaşanmasının, sisteme olan güveni zedelediğinin altı çizildi.

SPK'YA DENETİM ELEŞTİRİSİ: "İŞ İŞTEN GEÇTİ"
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in 10 ay önceki sermaye piyasaları zirvesinde bazı fonların manipülatif işlem yaptığına dair bilgi verdiğini hatırlatan Baydar, olayın bugün patlak vermesinin denetim mekanizmalarındaki sorunları işaret ettiğini savundu. Fonların her gün değerleme yaparak SPK'ya tablo gönderdiğini belirten uzman isim, SPK'nın denetim konusunda daha aktif olması gerektiğini dile getirdi.
Kurumun 40 yeni uzman yardımcısı alacağı yönündeki duyuruyu "geç kalınmış bir adım" olarak nitelendiren Baydar, SPK'nın denetim görevini layıkıyla yerine getirmediği için bu fonların çıkmaza girdiğini iddia etti. Tebliğde belirlenen standartların dışına çıkan fonların anında durdurulması gerektiğini belirten Baydar, bu kadar fazla fonun soruna dahil olmasının denetim gevşekliğinden kaynaklandığını ve güçlü bir denetim mekanizması olmayan hiçbir sistemin sağlıklı işleyemeyeceğini vurgulayarak sözlerini noktaladı.



