Arısan, hipnozu tanımlayarak detaylarından ve inceliklerinden bahsederek şu sözleri kaydetti: "Hipnoz, bilinçli zihnin geri planda kaldığı ve telkinlerin doğrudan bilinçaltına ulaştığı özel bir farkındalık hali olarak tanımlanıyor. Bu süreçte geçmiş deneyimler, korkular ve duygusal izler aktif hale geliyor, düşünceler yalnızca ruh halini değil, fiziksel tepkileri de şekillendirebiliyor. Günlük yaşamda fark edilmeden yaşanan birçok durumun arkasında da hipnotik etkiler bulunuyor.
Bilinçaltı, mantık yürütemediği için gerçek ile hayali net biçimde ayırt edemiyor. Ancak içgüdüsel olarak 'gerçek' olarak algıladığı düşüncelere yöneliyor. Yoğun duygularla yaşanan olaylar bu nedenle bilinçaltına daha güçlü şekilde kaydediliyor.
Örneğin deprem gibi travmatik anlar; korku, kaygı ve ölüm düşüncelerini tekrar tekrar zihne taşıyabiliyor. Bu düşünceler zamanla bilinçaltına yerleşerek uyku bozuklukları, kalp ritim problemleri ve çeşitli psikosomatik rahatsızlıklara yol açabiliyor. Bu tür etkilerin kişinin bilinçli kontrolü dışında gelişiyor."

DÜŞÜNCELER BEDENİ DE YÖNETİYOR
Arısan, şöyle devam etti: "Hipnotik süreçte oluşan telkinler yalnızca duyguları değil, bedenin işleyişini de etkileyebiliyor. Nabız, kas gerginliği, solunum ritmi gibi pek çok fizyolojik tepki, bilinçaltına aktarılan düşüncelerin yoğunluğuna göre şekilleniyor. Bu değişimler çoğu zaman beklenmedik anlarda ortaya çıkıyor ve kişiyi şaşırtabiliyor."
KİMLER HİPNOZ YAPABİLİR?
Arısan, hipnoz yapmanın bilinçli kişilerce mümkün olabileceğini anlatarak şu sözlere yer verdi: "Türkiye’de hipnoz uygulamalarına ilişkin net bir yasal tanım bulunmuyor. Ancak suistimalleri önlemek amacıyla genellikle tıp doktorları, psikologlar ve bu alanda eğitim almış kişilerin hipnoz tekniklerini kullandığı biliniyor. Bunun yanı sıra öğretmenler, spor antrenörleri, profesyonel konuşmacılar ve bazı meslek grupları da telkin temelli yöntemlerden faydalanabiliyor.
Hipnoz, sanıldığı gibi kontrolün tamamen karşı tarafa geçtiği bir durum değil. Aksine, karşılıklı güvene dayalı bir süreç. Günlük yaşamda insanlar farkında olmadan birbirlerini etkileyebiliyor ya da kısa süreli hipnotik hallere girip çıkabiliyor.
Hipnozun temelinde telkin yer alıyor. Sürekli tekrar edilen düşünceler zamanla bilinçaltında gerçeklik kazanabiliyor. Yoğun odaklanma sırasında çevredeki sesleri duymamak, sevilen bir kişiye karşı güçlü duygular geliştirmek, sabah belirli bir saatte uyanmayı düşünerek yatıp tam o saatte gözleri açmak ya da ani bir kararla sigarayı bırakmak gibi örnekler, hipnotik etkinin günlük yaşamdaki yansımaları olarak gösteriliyor.
Bazı kişiler, saatler sürecek işleri kısa sürede bitirdiklerinde bunu nasıl başardıklarına şaşırabiliyor. İşin uzmanları, bu durumu da zihnin hipnotik odaklanma kapasitesiyle açıklıyor.
Yoğun dikkat gerektiren aktiviteler, derin duygusal bağlar ve güçlü alışkanlıklar da hipnotik durumlar arasında sayılıyor. Kişi bu süreçte mantıksal açıklamalar üretse de aslında zihinsel olarak güçlü bir telkinin etkisi altında bulunabiliyor."




