İş arayan birçok kişi, daha hızlı sonuç alabilmek amacıyla onlarca farklı iş ilanına aynı özgeçmişle başvuruyor. Ancak başvuru sayısını artırmak, her zaman işe alınma ihtimalini yükseltmiyor. Özellikle adayın eğitimine, deneyimine ve kariyer hedeflerine uygun olmayan pozisyonlara yapılan başvurular, işe alım süreçlerinde olumsuz bir izlenim oluşturabiliyor.
Konuya ilişkin TÜRKİNFORM'a konuşan İnsan Kaynakları Danışmanı Sevgi Sönger, iş arayan adayların yaptığı hataları, özgeçmiş hazırlarken dikkat edilmesi gereken ayrıntıları ve işe alım süreçlerinde öne çıkmanın yollarını anlattı.
HER İŞ İLANINA BAŞVURMAK DOĞRU MU?
İş bulma sürecinin uzaması, adayların daha fazla ilana başvurarak şanslarını artırmaya çalışmasına neden olabiliyor.
Ancak birbirinden farklı alanlarda, adayın yetkinlikleriyle örtüşmeyen pozisyonlara sürekli başvuru yapılması her zaman olumlu sonuç vermiyor.
İK Danışmanı Sevgi Sönger, insan kaynakları uzmanlarının bazı işe alım platformlarında adayların başvuru geçmişini görebildiğine dikkat çekti.
Birbiriyle ilgisi bulunmayan çok sayıda pozisyona yapılan başvurular, adayın kariyer hedeflerinin net olmadığı yönünde bir izlenim oluşturabiliyor.
Bu nedenle başvurulan pozisyonun gerekliliklerinin dikkatle incelenmesi ve adayın kendi yetkinlikleriyle karşılaştırılması önem taşıyor.

AYNI CV İLE HER POZİSYONA BAŞVURMAYIN
İş başvurularında dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise özgeçmişin başvurulan pozisyonla uyumlu olması.
Sönger, adayların farklı sektörlere ve iş alanlarına başvururken tek bir özgeçmiş kullanmak yerine pozisyonun gerekliliklerine uygun CV hazırlamasını önerdi.
Özellikle iş ilanında aranan teknik becerilerin, mesleki deneyimlerin ve adayın gerçekten sahip olduğu yetkinliklerin özgeçmişte açık biçimde belirtilmesi önem taşıyor.
Bununla birlikte adayların sahip olmadıkları becerileri yalnızca ilana uygun görünmek amacıyla özgeçmişlerine eklememeleri gerekiyor.
CV'NİZ DAHA İNCELENMEDEN ELENEBİLİR
Şirketlerin işe alım süreçlerinde kullandığı teknolojiler, adayların değerlendirilme biçimini de etkiliyor.
Bazı işverenler, çok sayıda başvuruyu yönetebilmek amacıyla ATS adı verilen aday takip sistemlerinden yararlanıyor.
Bu sistemler, özgeçmişlerde yer alan bilgilerin taranması ve başvuruların belirli kriterlere göre düzenlenmesi amacıyla kullanılabiliyor.
Sönger, adayların karmaşık tasarımlar, yoğun grafikler ve çok sütunlu özgeçmişler yerine daha sade ve okunabilir formatları tercih etmelerini tavsiye etti.
Başvurulan pozisyonla ilgili anahtar kelimelerin doğal ve doğru biçimde özgeçmişte bulunması, aday bilgilerinin sistemler tarafından daha sağlıklı değerlendirilmesine yardımcı olabiliyor.
Ancak ATS sistemlerinin çalışma biçimi şirketlere göre farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle belirli bir özgeçmiş formatı, tek başına işe alınmayı garanti etmiyor.
İŞ ARARKEN SADECE İLANLARA BAĞLI KALMAYIN
İş bulma sürecinde profesyonel çevrenin genişletilmesi de adaylara farklı fırsatlar sunabiliyor.
Sevgi Sönger, iş arayanların LinkedIn gibi profesyonel platformları etkin kullanmalarını, çalışmak istedikleri şirketleri takip etmelerini ve sektör temsilcileriyle iletişim kurmalarını önerdi.
Kariyer fuarları, mesleki etkinlikler ve üniversitelerin kariyer merkezleri aracılığıyla gerçekleştirilen organizasyonlar da adayların işverenlerle doğrudan bağlantı kurabilecekleri alanlar arasında bulunuyor.
İŞKUR ve çeşitli meslek kuruluşlarının sunduğu kariyer ve istihdam programları da iş arama sürecinde değerlendirilebilecek alternatifler arasında yer alıyor.
İŞ BULMA SÜRECİ NE KADAR SÜRÜYOR?
İş arama sürecinin beklenenden uzun sürmesi, adayların motivasyonunu ve başvuru stratejilerini olumsuz etkileyebiliyor.
Sönger, Türkiye'de iş bulma süresinin bazı durumlarda 6 ila 8 aya kadar uzayabildiğini belirterek adayların bu süreçte ümitsizliğe kapılmamaları gerektiğini ifade etti.
İş arayanların yalnızca başvuru sayısına odaklanmak yerine mesleki becerilerini geliştirmeleri, özgeçmişlerini güncel tutmaları ve doğru pozisyonlara yönelmeleri önem taşıyor.
Uzmanın açıklamaları, başarılı bir iş arama sürecinde çok sayıda başvuru yapmaktan ziyade hedefe yönelik ve bilinçli bir strateji izlenmesinin önemini ortaya koyuyor.




