İsrail merkezli Maariv gazetesinde yayımlanan kapsamlı analizde, Ankara’nın nüfuz alanını her geçen gün genişlettiği ve Suriye’de çok kısa bir süre içinde askeri üs kurabilecek lojistik ile askeri kapasiteye ulaştığı vurgulandı.

"TÜRKLERİN İŞTAHLARI DOYMAK BİLMEZ"

Analizde, Türkiye'nin hedeflerinin yalnızca İsrail’i çevrelemekle sınırlı kalmadığı, doğrudan küresel bir aktör olma vizyonuyla hareket ettiği aktarıldı. Ankara'nın Somali, Suriye, Lübnan, Irak, Katar, Libya, Gazze, Ege ve Doğu Akdeniz hattında son derece aktif bir diplomasi ve saha varlığı yürüttüğü, aynı zamanda Mısır ile olan ilişkilerini de güçlendirdiği belirtildi. İncelemede Türk dış politikasının yayılım gücüne atıfta bulunularak "Türklerin iştahları doymak bilmez" ifadelerine yer verildi.

"KÜRESEL ULAŞIMIN MERKEZ ÜSSÜ OLMA YOLUNDALAR"

Ankara’nın Asya, Afrika ve Hindistan’ı Batı dünyasına bağlayan transit hatlarda hakim konum elde etmeyi hedeflediği bildirildi. Türk Hava Yolları’nın küresel ağını devasa boyutlara ulaştırarak Doğu ile Batı arasında vazgeçilmez bir köprü kurduğu ve Türkiye’nin küresel taşımacılık ile lojistiğin merkez üssü haline geldiği kaydedildi.

6A8A6095Aaed0603 W864Xh486.Jpg

Vladimir Putin barış tekliflerini egzotik olarak niteledi
Vladimir Putin barış tekliflerini egzotik olarak niteledi
İçeriği Görüntüle

TÜRKİYE'NİN SAVUNMA SANAYİSİ VE İHA TEKNOLOJİSİ

Türkiye’nin savunma sanayisi, otomotiv, elektronik ve turizm gibi alanlarda ciddi gelir artışı sağladığı ifade edildi. Özellikle insansız hava aracı (İHA/SİHA) teknolojisinde Ankara’nın Tel Aviv’in bölgesel liderliğini geride bıraktığı ve savunma sanayisindeki yerli üretim hamleleriyle küresel pazarda kritik bir konum kazandığı vurgulandı.

"HER AÇIDAN MUZZAM BİR PARA"

Doğu Akdeniz’deki dengelere odaklanılan haberde, Türkiye’nin Akdeniz’deki geniş alanları kendi münhasır ekonomik bölgesi haline getirme stratejisi izlediği aktarıldı. Libya ile yapılan anlaşmaların stratejik önemine değinilerek, "Libya ile bağlantı, Türkiye'nin ekonomik suların büyük bir bölümünü elinde tutmasına ve Avrupa'ya giden tüm doğalgaz boru hatlarının Türk denizinden geçmesine olanak sağlayacak. Her açıdan muazzam bir para" tespiti yapıldı. Suriye'de Esed rejiminin çöküşü ve İran’ın zayıflamasıyla birlikte sahadaki ana aktörün Türkiye haline geldiği, bölgede Ankara’yı sınırlandırabilecek bir gücün bulunmadığı öne sürüldü.

"PEKİ İSRAİL O ZAMAN NE YAPACAK?"

İsrail’in bu yükselişe karşı Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile bölgesel ittifaklarını sıkılaştırması gerektiği değerlendirmesinde bulunuldu. Ancak Türk ordusunun reaksiyon hızına dikkat çekilerek, "Bir gecede yüzlerce traktör, vinç ve tank, zırhlı personel taşıyıcı ve mobil önleme sistemlerinden oluşan bir güvenlik gücü konvoyunu getirebilirler, Şam bölgesine yerleşip sıfırdan bir Türk askeri üssü kurabilirler. Peki İsrail o zaman ne yapacak?" sorusu soruldu.

"EN BÜYÜK KAYBEDEN İSRAİL OLUR"

Haberde değerlendirmelerine yer verilen İsrailli akademisyen Dr. Hai Eitan Yanrojak, İdlib’deki Ebu Zuhur havaalanı çevresinde yaşanan krizin taraflar arasında yeni bir diyalog kapısı aralayabileceğini belirtti. Washington’ın sürece dahil olması gerektiğini vurgulayan Yanrojak, ABD’nin İsrail ile Türkiye arasında bir koordinasyon mekanizması kurabileceğini ifade etti.

Analizin sonuç bölümünde, gerilimi düşürmenin tek yolunun Beyaz Saray’ın müdahalesi olduğu kaydedilerek, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’deki duruma acilen el atmaması halinde ortaya çıkacak tablodan "en büyük kaybedenin İsrail olacağı" uyarısı yapıldı.

Kaynak: HABER MERKEZİ