Kumar oynayan bir yakına yönelik “İstese bırakır”, “Kendisi seçiyor” veya “Bir daha oynamasa sorun kalmayacak” gibi söylemler sıkça duyuluyor. Ancak bağımlılık geliştikten sonra meseleyi yalnızca irade üzerinden değerlendirmek, hem sorunun anlaşılmasını hem de kişinin destek almasını zorlaştırabiliyor.
Türkinform’a değerlendirmelerde bulunan Aile, Evlilik ve İlişki Danışmanı Mesiha İrehan, kumar bağımlılığının kişinin ödül sistemiyle ilişkili bir süreç olduğunu belirterek ailelerin yargılayıcı değil, tedaviye yönlendiren bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini söyledi.
“İRADE MESELESİ” OLARAK GÖRMEK YANLIŞ
Kumar bağımlılığı hakkında toplumda birçok yanlış inanış bulunduğunu belirten İrehan, bunların başında “Bağımlılık bir irade meselesidir” düşüncesinin geldiğini söyledi.
Kumar bağımlılığının kişinin bilerek ve isteyerek edindiği, dilediği anda bırakabileceği basit bir alışkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden İrehan, bağımlılığın “ahlaki başarısızlık” şeklinde yorumlanmasının da yanlış olduğunu vurguladı.
İrehan’a göre, bir sağlık veya bağımlılık sorununun kişinin karakteri ya da ahlakı üzerinden değerlendirilmesi, çözüm sürecini kolaylaştırmak yerine daha da zorlaştırabiliyor.

BEYNİN ÖDÜL SİSTEMİ DEVREYE GİRİYOR
İrehan, kumar oynama davranışında ödül ve haz beklentisinin önemli rol oynadığını belirtti.
Kumar sırasında yaşanan kazanma beklentisinin kişide haz ve tatmin duygusunu güçlendirebildiğini söyleyen İrehan, özellikle ilk kazançların bazı kişilerde davranışın yeniden tekrarlanmasını teşvik edebildiğini ifade etti.
Bu nedenle bağımlılık geliştikten sonra kişinin yalnızca “Bir daha oynamayacağım” demesinin her zaman yeterli olmayabileceğine dikkat çekti.
“İLAÇ VE TERAPİ İŞE YARAMAZ” DÜŞÜNCESİ DE YANLIŞ
Kumar bağımlılığı hakkında yanlış bilinenlerden birinin de tedavinin işe yaramadığı düşüncesi olduğunu belirten İrehan, bu yaklaşımın da gerçekçi olmadığını söyledi.
İrehan, bağımlılığın tedavi edilebilen bir sorun olduğunu belirterek, bireysel terapi ve gerekli durumlarda diğer profesyonel destek yöntemlerinden olumlu sonuçlar alınabildiğini ifade etti.
Sürecin kısa ve kolay olmayabileceğine dikkat çeken İrehan, kişinin destek ihtiyacını kabul etmesinin tedavide önemli bir başlangıç noktası olduğunu söyledi.

AİLE NASIL YAKLAŞMALI?
Sorun yaşadığını kabul etmeyen bir kişiye karşı sürekli suçlayıcı veya aşağılayıcı bir dil kullanılmasının ters etki yaratabileceğini belirten İrehan, ailelerin gözlemledikleri değişiklikleri açık şekilde konuşmasının daha sağlıklı olduğunu ifade etti.
İrehan, yakınların kişinin davranışlarındaki değişimleri somut örneklerle dile getirmesini ve profesyonel destek konusunda teşvik edici olmasını önerdi.
Kişiye sürekli “Sen zaten bırakamazsın”, “Sana güvenmiyorum” ya da benzeri ifadelerle yaklaşmanın ise kumar davranışını tetikleyebilecek duygusal yükü artırabileceğini belirtti.
AMAÇ YARGILAMAK DEĞİL TEDAVİYE YÖNLENDİRMEK
İrehan’a göre ailelerin en önemli görevlerinden biri, bağımlılığı kişinin karakter özelliği gibi görmek yerine tedavi gerektiren bir sorun olarak ele almak.
Kumar davranışının ardındaki nedenlerin kişiden kişiye değişebileceğini belirten İrehan, bazı kişilerde haz arayışının, bazılarında ise yaşanan sıkıntılardan uzaklaşma isteğinin etkili olabileceğini söyledi.
Bu nedenle “İsterse bırakır” demek yerine, kişinin kumara yöneldiği zamanları, tetikleyicileri ve duygusal durumunu anlamaya çalışmanın daha sağlıklı bir yaklaşım olabileceğini ifade etti.




