Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD Başkanı Donald Trump'ın tehditleri sonrasında kritik bir ziyaret için Pekin'e gitti ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya geldi. Bu görüşme, son yıllarda Kanada ile Çin arasındaki en üst düzey temas olarak kayda geçti. Kanada'dan Çin'e başbakan düzeyinde yapılan son ziyaret 2017 yılında gerçekleşmişti.
Carney'ye Çin gezisinde Dışişleri Bakanı Anita Anand, Enerji Bakanı Tim Hodgson, Sanayi Bakanı Melanie Joly, Tarım Bakanı Heath MacDonald ve Uluslararası Ticaret Bakanı Maninder Sidhu eşlik etti. Bu nedenle Carney'nin ziyareti, Kanada-Çin ilişkilerinde "önemli ve tarihi" bir adım olarak nitelendiriliyor.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, heyetler arası görüşme öncesinde Kanada ile ikili ilişkileri geliştirmenin kendilerini çok memnun ettiğini ifade etti. Kanada Başbakanı Carney ise Şi Cinping'e hitaben, "Sayın Başkan, birlikte bu ilişkinin geçmişteki en iyi yönlerini bir araya getirerek yeni bir ilişki kurabiliriz. Her iki ülkenin halkları için istikrar, güvenlik ve refah sağlayacağız" dedi.
TRUMP, KANADA'YI 51. EYALET YAPMAK İSTİYOR
Carney'nin Çin ziyareti ve Şi ile görüşmesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kanada'yı ülkesinin "51. eyaleti" yapma fikrini sık sık dile getirmesi nedeniyle büyük önem taşıyor. Kanada ve Çin, ticaret anlaşması için müzakereleri sürdürüyor ve uzun süredir diplomatik gerilimlerle şekillenen ikili ilişkilerinde artık istikrar sağlamayı umut ediyor.
Çin ile üst düzey diyaloğu yeniden tesis etmeyi amaçlayan Carney, 14 Ocak'ta Pekin'e gitmiş ve önce Çinli mevkidaşı Li Çiang ile görüşmüştü. Ayrıca Carney, bir elektrikli araç batarya üreticisi ve bir enerji devi de dahil olmak üzere önde gelen bazı Çin şirketlerinin üst düzey yöneticileriyle de bir araya geldi.
Kanada-Çin ilişkileri, 2018 yılında bir Huawei yöneticisinin Vancouver'da ABD'nin talebi üzerine tutuklanmasının ardından büyük bir gerilim yaşamıştı. Kanada, özellikle Trump'ın "51. eyaleti" tehdidi, Danimarka'ya ait Grönland'ı zorla topraklarına katma çabası ve ABD'nin üstünlüğünü Kuzey Amerika'da yeniden güç kullanarak tesis etme yaklaşımından rahatsızlık duyuyor.
KANADA, ABD'YE OLAN BAĞIMLILIĞI AZALTMAYI HEDEFLİYOR
Ottawa yönetimi, tüm bu gelişmeler ışığında en büyük ticaret ortağı ABD'ye olan bağımlılığını azaltmak istiyor. Çin, Kanada'nın ABD'den sonra en büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2024 yılında 85 milyar dolara yükseldi. ABD ve Kanada arasındaki ticaret hacmi ise 761 milyar dolar seviyesinde.
Son yıllarda Çin, Kanada'dan daha fazla petrol almaya başladı. Ayrıca Kanada'daki Çinli öğrencilerin sayısı hızla artıyor ve 2024 itibarıyla bu sayı 125 binden fazlaydı.
BBC Çin Muhabiri Laura Bicker'ın analizine göre, her iki taraf da geçmişte yaşanan gerginlikleri geride bırakmak istediğine dair işaretler veriyor. Kanada'da Huawei'nin mali işler müdürünün tutuklanması ve Çin'de Kanadalı vatandaşların casusluk suçlamalarıyla gözaltına alınması, bu gerginliklerin bazı örnekleri oldu. Ancak iki ülke arasında hala gerilime yol açabilecek pek çok konu bulunuyor.
ÇİN-KANADA İLİŞKİLERİ TENİDEN TESİS EDİLMELİ
Kanada, ABD'ye alternatifler arasa da değerleri Batı ile uyumlu ve bu durum zaman zaman Pekin'in hedefleriyle çatışıyor. Ayrıca Çin'in Kanada seçimlerine müdahale ettiğine dair iddialar da mevcut. Şu anda Pekin'de yalnızca birkaç Kanadalı gazeteci bulunuyor. Büyük Kanada medya kuruluşları, Ottawa-Pekin hattında ilişkilerin soğumasından bu yana Çin'e geri dönmedi.
Her iki lider için kilit nokta, ekonomik olarak fayda sağlayabilecekleri ortak bir zemin bulmak olacak. Carney'nin ziyareti, iki ülke arasındaki ticari anlaşmazlığı çözmeye yönelik somut bir anlaşmanın yolunu açabilir. Ancak Çin'deki insan hakları ihlalleri iddiaları ve Pekin'in Kanada seçimlerine müdahale ettiği yönündeki suçlamalar gibi zor konuların nasıl ele alınacağı çok daha büyük bir sınav olacak.
Şi Cinping, eğer Mike Başbakan Carney ile bir anlaşma yapmayı başarırsa, bu durum Çin'e ABD'nin hemen yanı başındaki bir ülkede daha fazla nüfuz kazandıracak ve Pekin için büyük bir kazanım olacak. Şi, Çin'i Donald Trump yönetimindeki ABD'den farklı olarak istikrarlı bir küresel ortak olarak göstermeye çalışıyor.
Batı'nın gözlerinin bu görüşmede olacağı düşünülürse, Şi Çin hükümetiyle ilişkilerin daha pragmatik olabileceğini ve Pekin'in ifadesiyle "kazan-kazan" prensibine dayalı bir yaklaşım sunabileceğini kanıtlamak için bu fırsatı değerlendirmekte istekli.
Eğer bu ziyaret iyi geçer ve son yıllarda Çin'le en kötü ilişkilere sahip ülkelerden biri olan Kanada'nın başbakanı, ülkesi için "Pekin'e geri dönüşün" yolunu bulabilirse, Çinliler bu örneğin başkaları için de emsal teşkil edebileceğine inanacak.
BBC Asya İş Dünyası Muhabiri Suranjana Tewari'nin analizine göre, Kanada ve Çin halen tarım ürünlerinde ticaret yapıyor ve iki ülke 15 Ocak'ta aralarındaki sorunları çözmek için "iletişim kanallarını açık tutmaya" yönelik bir ekonomik yol haritasında anlaştı.
İmzalanan anlaşma sonrası Kanada, enerji, tarım ve tüketici ürünleri alanlarında Çin yatırımlarını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Çin ise hizmetler, havacılık ve ileri imalat gibi sektörlerde Kanada'nın ülkede yatırım yapmasını sabırsızlıkla beklediğini duyurdu.
Her iki taraf da petrol ve gaz geliştirme alanlarını araştırmayı ve doğal uranyum ticaretinde işbirliği yapmayı planlıyor. Kanada Enerji Bakanı Tim Hodgson, Çin'in güvenilir ticaret ortakları aradığını ve daha fazla Kanada enerji ürünü istediğini "açık ve net" şekilde aktardığını belirtmişti.