Libya Temsilciler Meclisinin, Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasına onay verdiği aktarıldı.

27 Kasım 2019'da imzalanan mutabakat zaptı, iki ülkenin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını belirlemeyi ve deniz kaynakları üzerindeki haklarını korumayı amaçlıyor.

Söz konusu anlaşma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezleri bakımından önemli bir diplomatik adım olarak değerlendiriliyor.

Yemen’de askeri eğitim kampına füze saldırısı: 53 ölü, 200 yaralı
Yemen’de askeri eğitim kampına füze saldırısı: 53 ölü, 200 yaralı
İçeriği Görüntüle

T25 Libyadan Davete Acik Takd 119.Jpg

TÜRKİYE İLE LİBYA ARASINDAKİ ANLAŞMA NEDEN ÖNEMLİ?

Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakat, iki ülkenin karşılıklı kıyılarını esas alarak Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasını öngörüyor.

Anlaşma, özellikle kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırlandırmalarına ilişkin farklı görüşlerin bulunduğu Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin deniz yetki alanlarına yönelik yaklaşımını güçlendirmeyi hedefliyor.

Ankara, deniz yetki alanlarının belirlenmesinde kıyı uzunluklarının, coğrafi koşulların ve hakkaniyet ilkesinin dikkate alınması gerektiğini savunuyor.

Libya Turkiye Deniz Yetki mavi vatan.Jpg

YUNANİSTAN VE GKRY'NİN DENİZ YETKİ ALANI POLİTİKALARINA KARŞI ADIM

Türkiye-Libya mutabakatı, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin yaklaşımlarıyla doğrudan bağlantılı bulunuyor.

Türkiye, GKRY'nin 2003 yılından itibaren diğer ülkelerle yaptığı deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşmalarının Kıbrıs Türklerinin haklarını göz ardı ettiğini ve adanın tamamını temsil ettiği varsayımına dayandığını belirtiyor.

Yunanistan'ın deniz yetki alanlarına ilişkin tezleri de Ankara tarafından hakkaniyet ilkesine aykırı bulunuyor.

Özellikle kamuoyunda Sevilla Haritası olarak bilinen yaklaşımın, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını Antalya Körfezi çevresine kadar daralttığı savunuluyor.

Yunanistan ve GKRY ise adaların deniz yetki alanlarına sahip olabileceğini ileri sürerek Türkiye'nin ve Libya'nın sınırlandırma yaklaşımına karşı çıkıyor.

Dogu Akdeniz

ANLAŞMADA HANGİ HUKUKİ İLKELER ESAS ALINDI?

Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları mutabakatında, uluslararası deniz hukukundaki hakkaniyet ve ilgili coğrafi koşulların dikkate alınması ilkeleri öne çıkıyor.

Türkiye'nin anlaşmaya ilişkin yaklaşımında şu unsurlar önem taşıyor:

  • Deniz yetki alanlarının hakça ve adil biçimde sınırlandırılması.

  • Kıyı uzunluklarının ve coğrafi özelliklerin dikkate alınması.

  • Adaların deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasındaki etkisinin somut coğrafi koşullara göre değerlendirilmesi.

  • Türkiye'nin ana kara kıyılarından kaynaklanan deniz yetki alanlarının korunması.

Türkiye, bölgedeki deniz yetki alanı anlaşmazlıklarının uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde müzakere edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Ankara ayrıca Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulununcaya kadar GKRY dışındaki bölge ülkeleriyle deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına yönelik görüşmelere açık olduğunu ifade ediyor.

DOĞU AKDENİZ'DEKİ ENERJİ KAYNAKLARI AÇISINDAN ÖNEM TAŞIYOR

Doğu Akdeniz, doğal gaz rezervleri ve enerji arama faaliyetleri nedeniyle son yıllarda uluslararası rekabetin yoğunlaştığı bölgeler arasında bulunuyor.

Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, kıyı devletlerinin deniz yatağındaki doğal kaynakları araştırma ve işletme haklarının belirlenmesi açısından önem taşıyor.

Türkiye ile Libya arasındaki anlaşma da iki ülkenin deniz yetki alanlarına ilişkin karşılıklı iddialarını belirleyen hukuki ve diplomatik bir çerçeve oluşturuyor.

Bununla birlikte Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları konusunda Türkiye, Yunanistan, GKRY ve diğer bölgesel aktörler arasındaki görüş ayrılıkları devam ediyor.

Turkiye Libya Meb 2

DENİZ YETKİ ALANI NEDİR?

Deniz yetki alanları, kıyı devletlerinin denizlerde uluslararası hukuk çerçevesinde egemenlik veya belirli egemen haklar ve yetkiler kullandığı bölgeleri ifade ediyor.

Bu alanlar karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge gibi farklı hukuki statülere ayrılıyor.

Karasularında kıyı devletinin egemenliği esas alınırken kıta sahanlığında deniz yatağı ve toprak altındaki doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesine yönelik egemen haklar bulunuyor.

Münhasır ekonomik bölgede ise kıyı devleti, deniz yatağı ve su sütunundaki doğal kaynakların araştırılması, işletilmesi, korunması ve yönetilmesi gibi faaliyetlerde belirli egemen haklara sahip oluyor.

Bu nedenle deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, ülkelerin enerji politikaları, ekonomik çıkarları ve bölgesel ilişkileri açısından stratejik önem taşıyor.

Kaynak: Haber Merkezi