TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, El Cezire Mübaşir TV'de gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
Suriye'deki gelişmelerin ve istikrarsızlığın Türkiye'yi de etkilediğini ifade eden Kurtulmuş, Baas rejiminin devrilmesinin ardından Türkiye'nin Suriye'de istikrarlı bir yönetimin oluşmasını hedeflediğini söyledi. Bu süreçte bazı önerilerde bulunduklarını belirten Kurtulmuş, tüm silahlı grupların Suriye'nin yeni yönetimi altında birleşmesi gerektiğini, Suriye'nin "terör örgütlerinin cenneti" haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Kurtulmuş, Suriye'deki tüm etnik, mezhebi ve dini farklılıkların özgürce yaşatılmasının önemine dikkat çekti. Kapsayıcı ve kuşatıcı bir siyasetin oluşması gerektiğini belirten Kurtulmuş, Türkiye'nin bu konulardaki hassasiyetini dile getirdi.
Devlet kurumlarının yıprandığı ve ortadan kalktığı Suriye'de bunların yeniden inşasının önemli olduğunu kaydeden Kurtulmuş, meşru Suriye yönetimi ile terör örgütü YPG/SDG arasında imzalanan mutabakatı hatırlattı. Bu mutabakatın tamamen uygulanmasını umduklarını ve böylece tehdidin ortadan kalkacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda "Sınırlarda ayrılıkçı oluşumu kabul etmeyeceklerini" söylediğini hatırlatan Kurtulmuş, Türkiye'nin Cumhuriyet tarihinin yarıdan fazlasında terörle mücadele ettiğini belirtti. PKK terör örgütünün çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine ve 2 trilyon doların üzerinde mali kayba yol açtığını vurguladı.
"TERÖRÜ KALDIRMAYA ODAKLIYIZ"
Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda TBMM'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulduğunu anımsatan Kurtulmuş, komisyonda tüm siyasi partilerin yer aldığını ve Türkiye olarak çıkış yolunu oluşturduklarını söyledi. "Biz kendi içimizde terörü tamamıyla ortadan kaldırırken, sınırlarımızın hemen yanında, yanı başımızda terör oluşumlarının olmasına asla razı olmayız" dedi.
Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye'nin aynı zamanda "Terörsüz Bölge"yi de oluşturacağına inandığını belirterek, bölgedeki ülkelerde terör örgütlerinin olmaması gerektiğini, bunun sulh ve selametin temin edilmesi için şart olduğunu ifade etti. Bölge ve İslam coğrafyasının terör örgütlerinden çok çektiğini söyledi.
Terör örgütlerinin bazı dış güçler tarafından vekalet savaşlarının aracı olarak kullanıldığına dikkat çeken Kurtulmuş, terör örgütlerinin tasfiye edilmesini ve halkın söz sahibi olduğu olgun demokratik yapıların ortaya çıkmasını istediklerini belirtti.
"SDG'NİN TERÖR FAALİYETLERİNİ SONA ERDİRMESİ LAZIM"
Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın silah bırakma ve kendini feshetme çağrısını anımsatan Kurtulmuş, bunun Suriye'yi de kapsadığını dile getirdi. "Suriye'deki terör örgütünün uzantısı olan YPG/SDG yapılanmasının da tamamen artık terör faaliyetlerini sona erdirmesi lazım" dedi. YPG/SDG'ye demokratik süreçlerin içinde yer alma, parlamentoda bulunma ve yeni anayasanın oluşturulmasında rol alma fırsatı sunulduğunu belirtti. Bu çağrıyı "tarihi bir teklif, tarihi bir fırsat" olarak nitelendirdi ve umudunu en iyi şekilde değerlendirilmesi yönünde dile getirdi.
Bazı YPG/SDG mensuplarının Türkiye ile ilgili açıklamalarını hatırlatan Kurtulmuş, Türkiye'nin uluslararası alanda tutarlı olduğunu, "Biz masada başka bir şey, sahada başka bir şey söylemeyiz" dedi. Suriye'de tüm farklı kesimlerin bir arada olduğu kapsayıcı yönetimden yana olduklarını, DEAŞ ve YPG/SDG gibi terör örgütlerini Suriye'de görmek istemediklerini söyledi.
Türkiye'nin Suriye'deki Kürtlerle problemi olmadığına vurgu yapan Kurtulmuş, Türkiye'nin kendi içindeki Kürtlerin eşit ve özgür yurttaşlar olarak sisteme entegre olması için mücadele ettiğini, Suriye Kürtlerinin de kimlikleriyle var olmasını kabul ettiğini ve bunun için çaba gösterdiğini belirtti.
"SURİYE İLE TÜRKİYE ARASINDA BİR GÜVENLİK ANLAŞMASI VAR"
Suriye ile YPG/SDG arasında anlaşma sağlanamaması ve silahlı çatışmaların devam etmesi halinde Türkiye'nin askeri müdahalede bulunup bulunmayacağı sorusuna Kurtulmuş, Suriye ile Türkiye arasında güvenlik anlaşması olduğunu anımsattı. YPG/SDG'nin bu anlaşmayı reddetmeyeceğini ve kabul etmenin kendi lehine olduğunu söyledi.
Siyasetin rasyonel fikirler üzerine yürüdüğünü belirten Kurtulmuş, Suriye yönetiminin istikrar içinde gelişmesi için uygun uluslararası ortamın bulunduğunu ifade etti. Türkiye'nin Suriye yönetimine desteğini ilk günden ilan ettiğini, SDG'nin de sunulan fırsatı değerlendirmesi gerektiğini söyledi.
YPG/SDG'nin İsrail'den destek istediği iddialarına karşı Kurtulmuş, tüm terör örgütlerinin vekalet unsurları olduğunu vurguladı. "Yıllardır DEAŞ'a, YPG'ye, PYD'ye silah verenler kim?" sorusunu yöneltti ve bu desteklerin bölgeyi şekillendirmek isteyen eller tarafından verildiğini belirtti.
"Yeter artık, oyunun sonuna geldik" diyen Kurtulmuş, bölgesel, emperyalist ya da küresel hiçbir gücün dayatmalarına bölge halklarının izin vermemesi gerektiğini söyledi. Asya ve Afrika'da suyu olmayan insanların eline ölüm makineleri verildiğini, bölgede ve dünyada silahlı terör örgütlerinin istenmediğini ifade etti. Terör örgütlerinin halkın iradesini, refahını ve geleceğini ipotek altına aldığını belirtti.
"İSRAİL'İ SUÇLAMAK SENARYONUN DEŞİFRESİ"
"İsrail, ABD niye bizi desteklemedi?" şeklindeki sözlerin senaryonun deşifresi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, hiçbir silahlı örgütün başka ülkeden güç alarak başarı kazanmadığını söyledi. Emperyalist güçlerin hiçbir halkı sevmediğini, hepsini kendilerine hizmet etmesi gereken köleler olarak gördüklerini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki ilişki hatırlatılarak, ABD'nin YPG/SDG'ye desteğini bırakıp bırakmayacağı sorulduğunda Kurtulmuş, bazı örgüt mensuplarının yanlış hesap yaptığını, Türkiye'yi bırakıp birkaç bin kişiyle strateji geliştirmeyi esas almanın irrasyonel olduğunu söyledi.
Türkiye'nin Suriye topraklarında gözü olduğu iddialarına Kurtulmuş, Türkiye'nin hiçbir ülkenin toprağında gözü olmadığını, dostlarıyla işbirliğini milli sorumluluk olarak gördüğünü belirtti. "Bizim zenginliğimizi artıracak olan başka ülkelerin toprakları değil, dostlarımızın dualarıdır" dedi.
"GAZZE, İNSANLIK TARİHİNİN EN BÜYÜK SOYKIRIMLARINDAN BİRİ"
Filistin'de yaşananlar hatırlatıldığında Kurtulmuş, İsrail'in Gazze'deki soykırımının insanlık tarihindeki en büyük soykırımlardan biri olduğunu vurguladı. Ateşkesin ilan edilmesine rağmen Gazze'de insanların zor koşullarda yaşadığını, İsrail'in insani yardımlara izin vermediği için çocukların ve yaşlıların öldüğünü söyledi. Ateşkesin olumlu bir gelişme olduğunu, ABD Başkanı Trump'ın insiyatifini önemli bulduklarını ancak insani yardımların artırılması gerektiğini belirtti.
Kurtulmuş, savaş suçlusu ve soykırım suçlusunun Türkiye hakkında yorum yapmasını kabul etmeyeceklerini ifade etti. Türkiye'nin Gazze konusundaki tavrını her platformda sürdüreceğini, Gazze halkının lehine olan her türlü yardımı yapacağını söyledi. Türkiye'nin Gazze'de barış sürecinin içinde olmasının önemli olduğunu belirtti.
TÜRKİYE GAZZE'YE ASKER GÖNDERECEK Mİ?
Türkiye'nin Gazze'de asker bulunması konularının henüz netleşmediğini söyleyen Kurtulmuş, Türkiye'nin Gazze'nin sulh ve selameti için her türlü desteğe hazır olduğunu yineledi. Türkiye'nin sahada var olmasının birçok zor sorunun aşılmasına yardımcı olacağını belirtti.
İsrail'in Gazze ve Filistin'deki saldırılarının sona ereceğine dair umutları sorulduğunda Kurtulmuş, Müslüman olarak ümitvar olmak gerektiğini, dünya genelinde Filistin davasını destekleyen geniş bir kitle olduğunu söyledi. Filistin'in haklı olduğunu savunan milyarlarca insanın bulunduğunu belirtti. Netanyahu'nun uyguladığı şiddetin insanlığın sabrını taşırdığını, gelecekte Filistin'in kazanacağını ifade etti.
İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin kesilmesi ve savaş sona ererse ilişkilerin normale dönüp dönmeyeceği sorusuna Kurtulmuş, Netanyahu hükümetinin işlediği soykırımın hesabının sorulmadan insanlığa huzur gelmeyeceğini, bu konuda uluslararası mahkemelerde hesap sorulacağını söyledi.
İran'daki olaylara ilişkin değerlendirmesinde Kurtulmuş, Türkiye'nin İran ile komşu olduğunu, yakın tarihi ilişkiler bulunduğunu belirtti. İran'da halkın katılımının sağlandığı, huzur ve refahın temin edildiği demokratik rejimin İran halkının lehine olduğunu söyledi. İran'ın egemen bir ülke olduğunu, dış müdahaleyi tasvip etmediklerini, İran'ın kendi sorunlarını çözebilecek tarihi birikime sahip olduğunu ifade etti.
Diplomasinin önemine vurgu yapan Kurtulmuş, güç yoluyla sorun çözmenin geçmişte dünyayı büyük savaşlara sürüklediğini, ABD'nin İran'a askeri müdahalede bulunmayacağını düşündüğünü belirtti.
İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararına ilişkin değerlendirmesinde Kurtulmuş, İsrail ve küresel emperyalizmin bölgedeki ana hedefinin "böl, parçala, yönet" olduğunu söyledi. Türkiye'nin ise bölgedeki bütünleşmeyi, işbirliğini ve dostlukları artırmayı hedeflediğini belirtti. Somaliland'ın bölünmesinin İsrail ve emperyalist bir proje olduğunu, Somali halkının güçsüzleştirilmek istendiğini ifade etti.
TÜRKİYE LİBYA'DAKİ TARAFLARLA YAKIN TEMASTA
Libya'ya desteğe ilişkin Kurtulmuş, Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih'in Türkiye'ye resmi ziyaret yapacağını ancak kum fırtınası nedeniyle gelemediğini söyledi. Türkiye'nin hem Trablus hem Bingazi tarafıyla yakın temas içinde olduğunu, her iki tarafla da ilişkileri sürdürdüğünü, bütünleşik bir Libya'nın kurulmasının menfaatlerine olduğunu anlattıklarını belirtti.
Libya petrolü iddialarına Kurtulmuş, "Hiçbir ülkenin bir varil petrolünde gözümüz yoktur" dedi. Libya halkının petrolünden faydalanmasını istediklerini, Türkiye'nin Libya ile ekonomik işbirliğini sürdüreceğini, bölgenin huzur ve barışını sağlamaya çalıştıklarını söyledi.
"MÜSLÜMAN ÜLKELER ORTAK SAVUNMA MEKANİZMALARI KURMALI"
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında askeri işbirliği haberlerine değinen Kurtulmuş, Türkiye'nin kendi gücünü korumaya çalıştığını, işbirliği yapılabilecek ülkelerle ilişkileri geliştirmeye çalıştığını belirtti. Müslüman ülkelerin ortak savunma mekanizması kurmaları gerektiğini düşündüğünü söyledi.
Türkiye'nin savunma sanayisindeki yatırımlarına ilişkin, İsrail ile askeri yüzleşme ihtimalinin sorulması üzerine Kurtulmuş, Netanyahu yönetiminin uluslararası hukuku hiçe sayarak saldırılarda bulunduğunu, bu durumun Türkiye için milli güvenlik meselesi olduğunu ifade etti.
Türkiye ve Mısır ilişkilerine dair Kurtulmuş, bölgedeki Müslüman ülkelerle ilişkilerin açık olmasının faydasız olduğunu, Mısır ve Türkiye'nin İslam dünyasının önemli ülkeleri olduğunu, aralarındaki sorunların çözülmesi için çaba harcadıklarını söyledi.
Türkiye'nin uluslararası sistemin adil olmadığını her platformda dile getirdiğini, Barış Kurulunun yeni bir alternatif olup olmayacağı sorusuna, mevcut sistemin dünyayı taşıyamadığını, adil ve eşitlikçi yeni bir sistemin kurulması gerektiğini belirtti. Barış Kurulunun Birleşmiş Milletlerin alternatifi olmayacağını ifade etti.
Türkiye'nin Suriye halkına, terör örgütü YPG/SDG ve Suriye yönetimine mesajı sorulduğunda Kurtulmuş, Türkmenler, Araplar, Kürtler ve diğer etnik yapılarla Suriye halkına birlik çağrısı yaptı. "Sizin sizden başka dostunuz yoktur, birleşin, yan yana gelin, omuz omuza gelin" dedi. Terör örgütlerine de artık bu coğrafyada istenmediklerini, halklara zarar verdiklerini, terör örgütlerinden uzak durulması gerektiğini söyledi.
Özellikle SDG'ye demokratik Suriye'nin inşasında yer alma çağrısı yapan Kurtulmuş, mevcut yönetimin kapsayıcı ve dirayetli olmasını, Suriye devlet yapısının güçlendirilmesini istedi. Türkiye'nin bu süreçte her türlü desteği verdiğini, uluslararası sistemin de destek olması gerektiğini vurguladı.





