CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, önümüzdeki günlerde Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde İngiltere merkezli Financial Times gazetesine kapsamlı bir değerlendirme yazısı kaleme aldı.
Gazetede yayımlanan yazının giriş bölümünde Özel, "Türkiye'nin ana muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin lideri" olarak tanıtıldı.

"ERDOĞAN NATO ZİRVESİNİ GÜÇ GÖSTERİSİNE DÖNÜŞTÜRECEK"
Yazısında, NATO liderlerinin Ankara'da bir araya geleceğini hatırlatan Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın zirveyi uluslararası arenada bir güç gösterisi fırsatı olarak kullanacağını savundu.
Özel, Türkiye'de son dönemde demokrasiye yönelik baskıların arttığını öne sürerek, hükümetin ülkenin gerçeklerini uluslararası kamuoyundan gizlemeye çalıştığını iddia etti.
Özel yazısında, "Dünya liderleri önümüzdeki hafta NATO zirvesi için Ankara'da bir araya gelirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu fırsatı bir güç gösterisi yapmak için kullanacak. Ancak bu imaj, daha derin bir kırılganlığı maskeliyor: Türkiye demokrasisine yönelik giderek artan baskıları" ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ÖNEMİ TARTIŞMASIZ"
Türkiye'nin jeopolitik önemine de dikkat çeken Özel, ülkenin Karadeniz'e erişimi kontrol ettiğini, Suriye, Irak ve İran ile komşu olduğunu ve Avrupa güvenliği açısından kritik bir konumda bulunduğunu belirtti.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin NATO'nun en büyük ordularından biri olduğunu ve Türkiye'nin savunma sanayisinin Avrupa açısından giderek daha önemli hale geldiğini ifade eden Özel, buna rağmen ekonomik ve siyasi alanda ciddi sorunlar yaşandığını savundu.
"EKONOMİK BASKILAR TOPLUMU ETKİLİYOR"
Özel, Türkiye ekonomisinin ağır bir baskı altında olduğunu öne sürerek yüksek enflasyon, düşen tüketici güveni ve vatandaşların alım gücündeki gerilemeye dikkat çekti.
Milyonlarca insanın kendisini geçmiş yıllara göre daha yoksul ve güvencesiz hissettiğini ileri süren Özel, Türkiye'nin Avrupa'nın en büyük cezaevi nüfuslarından birine sahip olduğunu da iddia etti.
"2024 YEREL SEÇİMLERİ İKTİDAR AÇISINDAN DÖNÜM NOKTASI OLDU"
Özel, 2024 yerel seçimlerinde CHP'nin önemli bir başarı elde ettiğini belirterek, partisinin emeklilerden gençlere, dar gelirli vatandaşlardan eski iktidar seçmenlerine kadar geniş kesimlere hitap eden bir kampanya yürüttüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerçek bir siyasi alternatifle karşı karşıya kaldığında devletin ve yargının gücünü kullanarak demokratik rekabeti sınırlandırmaya çalıştığını öne süren Özel, bu kapsamda ilk hedefin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu olduğunu savundu.
"ERDOĞAN SADIK BİR MUHALEFET OLUŞTURMAK İSTİYOR"
Özel, yazısında şu değerlendirmelerde bulundu:
"Erdoğan, kendi sadık muhalefetini yaratmaya çalışıyor; seçimlere katılabilecek ama gücünü asla tehdit edemeyecek bir muhalefet. Oy vermenin yaşatıldığı ancak gerçek rekabetin ortadan kalktığı bir siyasi düzen istiyor."
Özel, Rusya ve Belarus örneklerine de atıfta bulunarak, demokratik rekabetin zayıflatılmasının uzun vadede ciddi sonuçlar doğurabileceğini öne sürdü.
"MÜTTEFİKLER BASKIYI İSTİKRARLA KARIŞTIRMAMALI"
NATO müttefiklerine de mesaj veren Özel, demokratik rekabetin, toplumsal meşruiyetin ve hukukun üstünlüğünün bulunmadığı bir Türkiye'nin öngörülebilir ve güvenilir bir ortak olmayacağını savundu.
Özel, iç siyasette yaşanabilecek gerilimlerin yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayacağını, Avrupa güvenliği, enerji hatları, Orta Doğu ve NATO'nun güney kanadı üzerinde de etkiler oluşturabileceğini ileri sürdü.
"DEMOKRASİYİ TÜRK HALKI İNŞA EDECEK"
Türkiye'nin demokratik geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, dış müdahalelere karşı olduklarını belirterek, demokratik dönüşümün yalnızca Türk halkının iradesiyle gerçekleşebileceğini ifade etti.
Vatandaşların baskı ve korkuya rağmen değişim talebini seçimler ve demokratik yollarla ortaya koyduğunu kaydeden Özel, Türkiye'nin geleceğinin yine halkın kararıyla şekilleneceğini söyledi.
"KISA VADELİ JEOPOLİTİK ÇIKARLAR TARİHİ HATA OLABİLİR"
Yazısının sonunda NATO Zirvesi'ne değinen Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zirvede Türkiye'nin stratejik önemini öne çıkaracağını ancak hiçbir ülkenin stratejik değerinin demokrasisinin zayıflamasıyla artmayacağını savundu.
Özel, uluslararası toplumun kısa vadeli jeopolitik çıkarlar uğruna otoriter yönetimlere meşruiyet kazandırmasının uzun vadede daha büyük sorunlara yol açabileceğini ileri sürdü.







