Paranoya, yani paranoid kişilik bozukluğu, belirtileri hafiften şiddetliye kadar değişen ve genellikle kişinin yaşam tarzı, çevresi ve biyolojik yapısına bağlı olarak gelişen bir durum oluyor. Bu bozukluğu yaşayan kişiler çoğunlukla çevreye karşı aşırı şüpheci davranır, başkalarının niyetlerini yanlış yorumlar, eleştirileri kaldıramaz ve sürekli savunma halinde oluyor. Sosyal ilişkilerde sorun yaşamak, herkesten ve her durumdan zarar göreceğini düşünmek de yaygın belirtiler arasında bulunuyor. Paranoyanın ortaya çıkışı genellikle ergenlik sonları veya yetişkinlik başında başlar ve zamanla belirginleşiyor.
Paranoyanın başlıca nedenleri şunlardır:
Beyin kimyası: Nörotransmiterlerdeki bozukluklar, düşüncelerin ve duyguların işleyişini etkileyerek paranoyak düşüncelere yol açabiliyor.
Travmatik yaşantılar: Çocuklukta yaşanan istismar veya şiddet gibi travmalar, bireyin paranoid bir bakış açısı geliştirmesine neden olabiliyor.
Stres tepkisi: Sürekli stres altında olmak, kişinin paranoid düşünce ve davranışlar geliştirmesini tetikleyebiliyor.
TEŞHİS SÜRECİ
Paranoyak kişilik bozukluğunun teşhisi genellikle psikiyatristler veya psikologlar tarafından yapılıyor. Kişi çoğu zaman davranışlarında sorun olduğunu fark etmediği için, uzmanlar dikkatli ve savunmacı olmayan sorularla durumu değerlendiriyor. Teşhis süreci, kişinin geçmiş deneyimleri, sosyal ilişkileri ve davranış biçimleri incelenerek belirleniyor.
TEDAVİ YÖNTEMLERİ:
Paranoyak kişiler çoğunlukla kendiliğinden yardım aramaz, aile veya arkadaşlarının yönlendirmesiyle tedavi sürecine giriyor. Tedavide bilişsel davranışçı terapi (BDT) ve diyalektik davranış terapisi en çok tercih edilen yöntemleri oluyor. Terapi sürecinde güven, empati ve başa çıkma becerileri geliştiriliyor; sosyal etkileşim, iletişim ve öz saygı üzerinde çalışılıyor.