Rüya, tarih boyunca tüm toplumlarda önemli kabul edilmiştir. Rüyanın mahiyeti ve kökeni hakkında çok sayıda görüş ortaya konmuştur. Ancak bu görüşler her toplum ve kültüre göre farklılık göstermiştir. İslamda ise rüya, kişiye özgü olup hukuki bir delil sayılmaz. Rüyanın dini boyutları, Kur'an ve hadislerde detaylı şekilde ele alınmıştır. Rüya tabiri ise Allah vergisi olup herkes tarafından yapılamaz. Rüyalar, doğru, karmaşık veya şeytanî olmak üzere çeşitlendirilir ve her tür rüya için farklı tavsiyeler bulunur.

Rüya Nedir?

Uyku sırasında, kişinin uyanık olduğu zamanki gibi çeşitli olayları yaşaması haline rüya veya hafif düş denir. Rüya, tarih boyunca tüm toplumlarda büyük önem taşımıştır. Rüyanın ne olduğu ve kökeni hakkında çok şey söylenmiş ve yazılmıştır. Ancak bu açıklamalar her toplum ve kültüre göre farklılık göstermiş ve sürekli değişiklik arz etmiştir.

Tarihte bazı toplumlar rüyaya büyük değer vermiş, rüya tabirlerini kitaplar halinde toplamışlardır. Genel olarak rüya, uyanıklık halinin bir devamı olarak kabul edilir; uyku sırasında yaşanan sevinçli veya üzüntülü olayların etkisidir. İslamda rüya, hukuki bir kaynak veya delil değildir. Rüya yalnızca gören kişiyi ilgilendirir. O kişi rüyasını hayra yorar ve bu rüya sadece kendisini bağlar.

Rüya, "Allah Teâlâ'nın melek aracılığıyla hakikat veya kinaye şeklinde kulun şuurunda uyandırdığı enfusi idrakler ve vicdani duygular ya da şeytanın telkinlerinden oluşan karışık hayaller" olarak da tanımlanmıştır.

Rüya Nasıl Görülür?

Rüya, uykuda duygu ve bilinç hallerinin tamamen yok olmadığı bir anda ortaya çıkar. Özellikle sabaha karşı uykunun hafif olduğu zamanlarda daha çok rüya görülür. Rüyada ancak mümkün olan şeyler görülebilir; uyanıkken mümkün olmayan şeyler rüyada görülmez. Örneğin, bir kişi rüyada aynı anda hem ayakta hem otururken görülemez. Rüya, insanların kalplerinde yaratılan ve oraya yerleşen şeyin hayal ve düşünce yoluyla idrak edilmesidir.

İslam Alimlerinin Dini Rüya Tabirleri Kabul Görür

Müslüman olmayan bazı çevreler bu konuda tutarsız ve reddedilmeye mahkum görüşler ileri sürmüşlerdir. Ancak sağlıklı görüş sahibi alimlerin ve imamların görüşleri kabul edilir. Allah (c.c) uyanık insanın kalbinde olduğu gibi uyuyan insanın kalbinde de bazı itikatlar yaratır. Uyuyan insanın kalbinde yaratılan bu itikatlar, başka zamanlarda yaratılan bazı şeylerin belirtisi ve aynası haline gelir.

Rüyada görülen durum bazen aynası olduğu işin tam tersi olabilir. Uyanık kişinin kalbinde yaratılan inanç ve kanaat, bazı olayların belirtisi gibi görünse de bunun tersi gerçekleşebilir. Örneğin bulut yağmurun alametidir. Allah (c.c) bulutu yağmurun işareti olarak yaratmıştır fakat bazen bulut olmasına rağmen yağmur yağmayabilir. Uyku halindeki insanın kalbinde yaratılan itikat da bazen bir hadisenin belirtisi olarak ortaya çıkar, ancak o olay gerçekleşmeyebilir.

Uyuyan insanın kalbinde yaratılan itikat bazen meleğin huzurunda oluşur; bu durumda sevindirici rüya görülür. Bazen ise şeytanın hazır bulunduğu anda oluşur; bu durumda üzüntülü ve zararlı rüya görülür. Rüyanın mahiyeti hakkında en üstün bilgi Allah katındadır.

Allah’ın (c.c) Rüya Görevli Melekleri

Allah (c.c), Levh-i Mahfuz’daki durumlara vakıf olan bir grup meleği rüya işiyle görevlendirmiştir. Bu melekler, Levh-i Mahfuz’dan aldıkları bilgileri çeşitli olaylar ve şekiller halinde ilgili insanın rüyasında kalbine yerleştirir. Böylece kişi için müjde, uyarı veya kınama anlamında bir mesaj iletilmiş olur.

Melekler görevlerini yerine getirirken, şeytan da insana karşı duyduğu kin ve düşmanlıktan dolayı onu uyanıkken olduğu gibi uyku halinde de rahat bırakmaz. Şeytan, rüyayı bozmak için hileler yapar, rüya hakkında kişiyi yanıltmaya çalışır veya rüyasında gaflete düşürür.

Kur’an-ı Kerim’de Rüya Tabirleri

Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette rüyadan söz edilmiştir. Hz. İbrahim (a.s), oğlu İsmail’i (a.s) rüyasında boğazlama emri almış ve bunu gerçekleştirmeye çalışmıştır (es-Saffat, 37/102).

Hz. Yusuf (a.s) rüyasında on bir yıldız ve ayın kendisine secde ettiğini görmüş (Yusuf, 12/40); Mısır hükümdarının ve hapishanedeki iki kişinin rüyalarını tabir etmiştir (Yusuf, 12/36, 43).

Kur’an’da Hz. Peygamber’in gördüğü rüyalardan da bahsedilir (el-Fetih, 48/27; es-Saffat, 37/105; el-İsra, 17/60).

Hadislerde Rüya Tabirleri

Hadis kitaplarının çoğunda Hz. Peygamber’in gördüğü rüyalar ve yaptığı rüya tabirleri hakkında geniş bilgiler yer alır.

Rüyada tesbih görmek ne anlama gelir?
Rüyada tesbih görmek ne anlama gelir?
İçeriği Görüntüle

Rüya ile ilgili Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Salih kişi tarafından görülen rüya, peygamberliğin kırk altı parçasından bir parçadır.” Başka bir hadiste ise: “Müminin rüyası, peygamberliğin kırk altı parçasından bir parçadır; Peygamberlik gitti ve mübeşşirat kaldı” denir.

Rasûlüllah (s.a.s) ayrıca: “Ey insanlar! Peygamberliğin belirtilerinden yalnız güzel rüya kaldı. O rüyayı müslüman kişi görür veya onun için başkası tarafından görülür” buyurmuştur (İbn Hacer el-Askalanî, Fethül-Barî Şerhu Sahihil-Buharî Kitabül-Ta’bîr).

Hadislerdeki farklı sayılar, rüya gören müslümanın durumuna bağlıdır. Takva sahibi olmayan ve İslam ölçülerine göre fasık sayılan müslümanın gördüğü rüya, peygamberliğin yetmiş parçasından biridir. Takva sahibi müslümanın rüyası ise kırk altı parçasından biridir. Rüyanın doğruluk derecesi, müslümanın salihliği ve takvasına göre değişir.

Görülen Rüyaların Gerçekleşmesi

Müslümanın gördüğü rüya, peygamberliğin özelliklerinin parçalara bölünmesi ya da takva sahibi müslümanın peygamberlik hasletlerinden birini kazanması anlamına gelmez. Buradaki maksat şudur: Peygamberlikte zaman zaman gayptan haber alma özelliği vardır. Allah dilediği zaman peygamberi gayptan haberdar eder. Bu nedenle gayptan haberdar olmak, peygamberliğin alametlerindendir. Peygamberlik görevi kalıcı değildir ama alametleri kalıcıdır.

Müslüman kişi bazen Allah’ın takdir ve dilemesiyle rüya aleminde gayptan haberdar olabilir. Böylece rüyada görülen şey gerçekleşebilir.

Güzel rüyanın peygamberliğin kırk altı parçasından biri sayılması şöyle açıklanır: Sahih rivayetlere göre Peygamber (s.a.s) altmış üç yıl yaşamış ve peygamberlik süresi yirmi üç yıl sürmüştür. Çünkü peygamberlik görevi kırk yaşında başlamıştır. Peygamber (s.a.s)’e vahiy rüya halinde gelmiş ve bu altı ay sürmüştür. Bu süre içinde gördüğü rüyalar aynen gerçekleşmiştir. Peygamberlik süresi yirmi üç yıl olduğuna göre, rüya yoluyla vahiy süresi bunun kırk altı parçasından biridir. Başka hadislerde rüya, peygamberliğin yetmişte bir, kırk dörtte bir veya ellide bir olduğu belirtilir.

Rüyanın peygamberliğin parçası olduğunu açıklayan hadislerdeki farklı oranlar, hadislerin geliştiği anlamına gelmez. Çünkü salih ve sadık rüya, kişinin doğruluk, emanete riayet ve sağlam itikadına bağlı olarak değerlendirilir.

İnsanlar arasındaki farklılıklar kadar rüyalar da değişiklik gösterir. Samimi kalple Allah’a ibadet eden ve doğru sözlü olan kişiler daha doğru ve peygamberliğe yakın rüyalar görür. İnkârcı, kâfir ve yalancıların rüyaları da doğru çıkabilir ancak bu rüyalar vahiy ya da peygamberlikten bir parça olamaz.

Gayptan haber veren her doğru söz, nübüvvet sayılmaz. Bu konuda şu hususlar her zaman dikkate alınmalıdır:

1- Doğru rüya görmek sadece mü’minlere özgü değildir. Müslüman olmayanlar da görebilir. Örneğin Mısır hükümdarı ve zindandaki iki kişinin rüyaları gibi.

2- Herkes aynı özellikte değildir. Doğru rüya nadiren, ruhu hassas kişiler tarafından görülür.

3- Rüyalara dayanarak hayata düzen vermek yanlıştır. Çünkü rüyaların doğruluğunu ölçmek mümkün değildir.

4- Rüya sadece gören kişiyi bağlar ve o kişi amel edebilir. Ancak amel etmek zorunlu değildir. Örneğin, rüyasında kaza geçirdiğini gören kişi bir vasıtaya bindikten sonra kaza geçirip ölse, intihar etmiş sayılmaz.

Bu nedenle fıkıh, kelam ve mahkemede rüya delil olarak kabul edilmez. Rüya doğrudur ancak doğru rüya gören ve doğru yorumlayan kişi azdır. Bazı rüyalar yorumla birlikte görülür. Bazı kişiler rüyalarını yorumlayamaz ama rüyanın doğru olduğunu anlarlar.

Herkes Rüya Tabir Edemez, Rüya Tabiri Yapacak Kişiler Kimlerdir?

Rüya tabir etmek Allah vergisidir. Herkes rüya tabir edemez. Akıl ve mantık bu iş için yeterli değildir. Rüya, merhametli ve öğüt verebilecek durumda olanlara anlatılmalı, doğru yorumlayamayacak kişilere söylenmemelidir. Hz. Peygamber (s.a.s) bir hadisinde: “Rüya gören onu hiç kimseye söylemediği sürece o, bir kuşun ayağına bağlıdır (zuhur etmez); söylerse zuhur eder. Böyle olunca rüyanızı yalnız akıllı, sizi seven veya size öğüt verecek durumda olan kimselere söyleyin” buyurmuştur (Tirmizi).

İmam Malik’e “Herkes rüya tabir eder mi?” diye sorulmuş, “Nübüvvetle oynanır mı?” diye cevap vermiştir. İmam Malik ayrıca, rüyayı iyi tabir edenlerin yorumlaması gerektiğini, iyi görürse söylemesini, iyi görmezse iyi söylemesini ya da susmasını belirtmiştir.

“İyi görmese de onu iyi olarak mı tabir etsin?” sorusuna, “Hayır” demiş ve “Rüya nübüvvetin bir parçasıdır. Nübüvvetle oynanmaz” diye cevap vermiştir (Kurtubî, Tefsir, IX, 122-127; Elmalılı, Hak Dini Kuran Dili, IV, 2863-2869; Kuşeyri Sarih Tercümesi, XII, 271).

Dini Rüya Tabirleri İki Kısma Ayrılır

Rüya genel olarak iki ana gruba ayrılır:

Birincisi: Doğru ve güzel rüyalar. Bu tür rüyalar, uyanıklıkta doğru çıkan rüyalardır. Peygamberlerin ve onlara uyan salih müminlerin gördüğü rüyalar bu gruba girer. Bazen dindar olmayan kişiler de bu tür rüyalar görebilir.

Bu rüyalar üç alt gruba ayrılır:

1- Yoruma ihtiyaç duymayan, açık ve net rüyalar, örneğin Hz. İbrahim’in rüyası.

2- Kısmen yoruma ihtiyaç duyan rüyalar, örneğin Hz. Yusuf’un rüyası.

3- Tamamen tabir ve yoruma ihtiyaç duyan rüyalar, örneğin Mısır hükümdarının gördüğü rüya.

İkincisi: Adğâs olarak adlandırılan karmaşık ve anlamsız rüyalar. Bunlar da birkaç gruba ayrılır:

a- Şeytanın uyuyan kişiyle oynayarak onu üzmesine neden olan rüyalar. Örneğin, kişinin rüyasında başının koparıldığını görmesi ya da korkunç bir durumda olduğunu ve kimsenin onu kurtarmaya gelmediğini görmesi.

b- Meleklerin haram bir şeyi helal kıldığına veya haram bir iş teklif ettiğine dair, aklen mümkün olmayan rüyalar.

c- Kişinin uyanıkken üzerinde konuştuğu veya olmasını istediği bir şeyi rüyasında görmesi.

Bu durumda rüyalar üç çeşittir:

a- Allah tarafından müjde olarak verilen rahmani rüyalar.

b- Kişinin uyanıkken önem verdiği ve kalben meşgul olduğu konularla ilgili rüyalar.

c- Şeytan tarafından korkutulan kişinin gördüğü şeytani rüyalar.

Kötü Rüya Gören Müslümanın Yapması Gerekenler:

Gördüğü kötü rüyanın şerrinden ve şeytanın şerrinden üç kez Allah’a sığınır. Şöyle der: “Allah’ım, bu rüyanın şerrinden ve rahmetinden uzak kalmış olan şeytanın şerrinden sana sığınırım.” Rüyanın hayra dönüşmesi için dua eder ve bu tür rüyayı kimseye anlatmaz.

Müslüman, iyi bir rüya gördüğünde uyanınca Allah’a hamdeder, sevinir ve bunu müjde kabul eder. İyi rüyasını sevdiği birine anlatır, sevmediğine ise kesinlikle anlatmaz.