Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) son yayımladığı konut satış istatistikleri, gayrimenkul sektöründe görünürde bir hareketlilik olduğunu ortaya koyuyor. Toplam satış rakamlarındaki artış, ilk bakışta olumlu olarak görülse de uzmanlar bu yükselişin altında sağlıklı talep yerine ertelenmiş ve kredi kullanmadan gerçekleşen alımların yattığını belirtiyor.
Gayrimenkul Uzmanı Nilüfer Uysal, satışlarda gözlemlenen artışın ipoteksiz yani kredi desteği olmadan yapılan satışlardan kaynaklandığını vurgulayarak, "Krediyle konut alabilen hane sayısı ciddi biçimde azalmış durumda" diyerek, gerçek talebin piyasa tarafından baskılandığını ifade ediyor.

"PROJELER TAMAMLANDIKÇA BÜYÜME ARTIYOR"
Ekonomik büyüme rakamlarında özellikle üçüncü çeyrekte inşaat sektörünün pozitif katkısı göze çarparken, bu durum sektörün kalıcı bir toparlanma çizgisine girdiği anlamına gelmiyor. Uysal, büyümeye katkının yeni yatırımlardan değil, önceden başlatılmış projelerin tamamlanmasından kaynaklandığını belirtiyor. Bu durum, inşaat sektöründe sürdürülebilirlik açısından halen önemli bir endişe oluşturuyor.
Konut sektörünün en kritik sorunlarından biri olan krediye erişimde yaşanan güçlükler, piyasanın kilitlenmesine neden oluyor. Faiz oranlarının yüksek seyretmesi ve bankaların kreditör politikalarının sıkı olması, alıcıların önündeki en büyük engeller arasında yer alıyor. Uysal, "Konut kredisi faizleri hala hane gelirlerine kıyasla çok yüksek. Bankalar kredi verme konusunda isteksiz; verilen krediler de vade ve tutar açısından sınırlı" diyerek ipotekli satışların tarihsel ortalamaların altında kaldığına dikkat çekiyor. Ayrıca aylık faiz oranlarının 2,60-3,30 seviyelerinde dalgalanıyor olması ve 1 milyon TL'lik bir kredi için yaklaşık 3,5-4 milyon TL geri ödeme planının oluşturulması piyasa dinamiklerini olumsuz etkiliyor.

Kamu destekli projelerden olan TOKİ'nin rolü ise sınırlı kalıyor. Sosyal konut projeleriyle dar ve orta gelir grubuna destek sağlayan TOKİ, piyasa genelinde sürdürülebilir bir denge yaratamıyor. Uysal’a göre özel sektörün üretim isteğinin ve finansman olanaklarının iyileştirilmediği sürece konut sorununun yapısal olarak çözülemeyeceği açık.
"KONUT ARTIK BARINMA İHTİYACI DEĞİL, YATIRIM İHTİYACI"
Öte yandan, konut fiyatlarının gelir artışından kopması "konut balonu" tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Uysal, fiyatların uzun süredir gelirlerden daha hızlı yükselmesinin, konutun barınma ihtiyacından çok bir yatırım aracı haline geldiğinin altını çiziyor. Bu durumun sadece ekonomik değil sosyal açıdan da önemli sorunlara yol açtığını ifade ediyor.
Geleceğe yönelik değerlendirmelerde, konut piyasasının normalleşmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için kredi koşullarının iyileştirilmesi, yeni konut ve arsa üretiminin artırılması ile hane gelirlerini destekleyecek politikaların hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, sadece satış rakamlarının yükselmesinin yeterli olmadığını, konutun erişilebilirliği sağlanmadan sektörün karşı karşıya olduğu sorunların derinleşmeye devam edeceğini belirtiyor. Bu kapsamda, bütüncül ve kapsamlı politikaların gerekliliği ön plana çıkıyor.





