Adalet Bakanı Akın Gürlek’in geçmişte faili meçhul kalan ve daha önce takipsizlik verilen bazı dosyaların yeniden inceleneceğini açıklamasıyla, yıllardır kamuoyunda tartışılan eski dosyalar da yeniden gündeme geliyor. Gürlek, Nisan 2026’da Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kurulduğunu ve toplumda hassasiyet oluşturan dosyaların yeniden incelendiğini açıkladı.
Bu çalışmaların yalnızca geçmişteki cinayet dosyalarıyla sınırlı olup olmadığı ise ayrı bir tartışma konusu. Çünkü Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde, yıllar önce gündeme gelen ancak farklı boyutlarıyla tam olarak açıklığa kavuşmadığı öne sürülen çok sayıda dosya bulunuyor.
Bunlardan biri de 1990’ların sonunda gümrüklerde yaşanan hayali ihracat iddiaları, tartışmalı bürokrat atamaları ve Mehmet Yıldırım’ın ölümüyle gündeme gelen 1998 tarihli gümrük dosyası.
Dosyanın merkezindeki isimlerden biri dönemin Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanı Rıfat Serdaroğlu’ydu. Bir diğer isim ise İzmir Gümrük Muhafaza Başmüdürlüğü görevinde bulunan Mehmet Yıldırım’dı.
Aradan geçen yaklaşık 30 yılın ardından dosyaya ilişkin Meclis tutanakları, dönemin gazete arşivleri ve yıllar sonra yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, 1998’de yaşananların yalnızca bir atama tartışmasından ibaret olmadığı görülüyor.

İZMİR'DE BAŞLAYAN HAYALİ İHRACAT SORUŞTURMASI
1990'ların ikinci yarısında gümrük teşkilatındaki bazı işlemler, hayali ihracat iddiaları nedeniyle mercek altına alındı.
Mehmet Yıldırım'ın İzmir'deki görev sürecinde ortaya çıkardığı dosyalar da dikkat çekiciydi. 1996 yılında bir holdingin 1 milyon 71 bin dolarlık hayali ihracat işlemini ortaya çıkardığı, bir yıl sonra ise bazı tekstil firmalarının İsviçre'ye gerçekleştirdiği 52 milyon dolarlık ihracatın gerçekte yapılmadığını belgelediği öne sürüldü. Yıldırım'ın aynı dönemde İzmir Gümrüğü'ndeki çay kaçakçılığı iddialarını da incelemeye aldığı aktarıldı.
Yıldırım'ın çalışmaları kapsamında bazı şirketlerin tekstil ürünü gönderilmiş gibi işlem yaptığı, ancak konteynerlerde boş kutular bulunduğu tespitlerinin gündeme geldiği aktarıldı. Bu yöntemle ihracat teşviklerinden haksız şekilde yararlanılmaya çalışıldığı ileri sürüldü. Yıldırım'ın yaptığı çalışmaların odağındaki isimlerden biri İzmir Gümrükler Başmüdürü Muharrem Karaduman'dı.
Dönemin Meclis tutanaklarına da yansıyan iddialarda, Yıldırım'ın bazı yazışmalarında hayali ihracat organizasyonunun arkasındaki isimlere ilişkin değerlendirmeler yaptığı görülüyor.
TARTIŞMALARIN MERKEZİNDEKİ ATAMA
Dosyanın en önemli kırılma noktalarından biri Muharrem Karaduman'ın İzmir'den İstanbul Gümrükler Başmüdürlüğü'ne atanması oldu.
Karaduman'ın İzmir'deki görevinden İstanbul'a geçirilmesi, o dönemde Meclis'te de tartışıldı. 1998 tarihli TBMM kayıtlarında Karaduman'ın İzmir Gümrükler Başmüdürlüğü görevinden İstanbul Gümrükler Başmüdürlüğü'ne getirildiği açıkça yer alıyor. Aynı listede Mehmet Yıldırım'ın da İzmir Gümrük Muhafaza Başmüdürlüğü görevinden başka bir göreve alındığı görülüyor.
Bu atamalar, gümrüklerdeki hayali ihracat soruşturmalarıyla birlikte değerlendirildiğinde dönemin siyasi tartışmalarının önemli başlıklarından biri haline geldi.
21 Ekim 1998 tarihli bir Meclis araştırması önergesinde, Gümrük Müsteşarlığı'nda usulsüzlükler bulunduğu, dönemin Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanı Rıfat Serdaroğlu'nun kanunlara aykırı atamalar yaptığı ve gümrüklerdeki usulsüzlüklere engel olmadığı yönündeki iddiaların araştırılması istendi. Önergeyle birlikte Serdaroğlu'nun gümrük teşkilatındaki uygulamaları ve atamaları Meclis gündemine taşındı.
Meclis'te yapılan konuşmalarda Karaduman hakkında hayali ihracattan rüşvete kadar çeşitli iddialar dile getirildi. Yıldırım'ın ise Karaduman döneminde bazı şirketlerin boş kutularla ihracat yapmış gibi gösterilerek teşvik almaya çalıştığını tespit ettiği ileri sürüldü.
Yıldırım'ın elindeki bilgilerin daha sonra Necati Can aracılığıyla üst makamlara ulaştırıldığı ve 7 Temmuz 1998'de Başbakanlığa bir rapor sunulduğu aktarıldı.

61 BİN ARAÇ TÜRKİYE’YE GİRDİ, BİR DAHA ÇIKMADI
TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu’nun gümrüklerle ilgili raporunda, sorunların yalnızca hayali ihracat ve atama tartışmalarıyla sınırlı olmadığı görüldü. Rapora göre, Türkiye’ye turistik amaçla giriş yapan ve belirlenen süre içinde yurtdışına çıkarılması gereken 61 binden fazla araç yeniden çıkış yapmadı.
Komisyon raporunda, yurtdışına çıkarılmayan araçlar nedeniyle oluşan kaçakçılığın toplam değerinin 1 milyar 237 milyon euro, devletin vergi kaybının ise 494 milyon euro olduğu hesaplandı.
Raporda, geçici olarak Türkiye’ye getirilen araçların yurtdışına çıkarılmaması şeklindeki usulsüzlüklerin özellikle 1 Ekim 1990’dan sonra arttığına dikkat çekildi. Bu tarihte araçların giriş ve çıkışlarının takibinde kullanılan Triptik belgesi uygulamasının değiştirilerek gümrük kapılarında giriş-çıkış formu uygulamasına geçildiği belirtildi.
Triptik sistemi, aracın süresi içinde yurtdışına çıkarılmaması halinde vergi ve resimlerin kefil kuruluş olan Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’ndan tahsil edilmesine imkân sağlıyordu. Komisyon raporunda, giriş-çıkış formu uygulamasına geçilmesiyle bu güvencenin ortadan kalktığı değerlendirildi.
Gümrük müfettişlerinin hazırladığı raporlara göre, 1990-1994 yılları arasında 42 bin 83 aracın yurtdışına çıkarılmadığı tespit edildi. Müfettişler, oto galerileri, garajlar ve parklarda bulunan yabancı plakalı araçların belgeleriyle şasi numaralarının karşılaştırılmasını istedi. Gümrükte çıkış yaptığı halde çıkış mührü bulunmayan ya da çıkış yapmadığı halde pasaportuna “araç çıkmıştır” mührü vurulan araçlarla ilgili personel hakkında da soruşturma açılması talep edildi.
Komisyon raporunda ayrıca, 1990-1994 arasında 40 bin 628, 1995-2001 arasında ise 21 bin 236 aracın Türkiye’ye giriş yaptığı halde yurtdışına çıkmadığının belirlendiği aktarıldı.
RAMAZAN ULUDAĞ DOSYANIN BAŞKA BİR NOKTASINDA
Araçların yurtdışına çıkarılmamasıyla ilgili incelemelerde, 1992-1996 yılları arasında Gümrükler Genel Müdürlüğü görevinde bulunan Ramazan Uludağ’ın da adı geçti.
Müfettişlerin raporunda, Uludağ’ın konuyla ilgili sorumlu personelin bilgilerini müfettişlere vermediği ve bu nedenle aylıktan kesme cezası aldığı belirtildi. Rapora göre bu ceza daha sonra kaldırıldı ve Uludağ 1997 yılında Gümrük Müsteşarlığı görevine getirildi.
TBMM Komisyonu raporunda, Uludağ’ın 2000 yılında Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu üyeliğine atanmasına da yer verildi.
Bu bölüm, 1990’ların sonundaki gümrük tartışmalarının yalnızca hayali ihracat dosyalarından ibaret olmadığını gösteren başka bir başlık olarak rapora girdi. Aynı dönemde gümrüklerdeki atamalar, denetim mekanizmaları ve kamu zararına ilişkin çok sayıda iddia ve inceleme Meclis gündemine taşındı.
7 TEMMUZ RAPORU VE 15 TEMMUZ GÖRÜŞMESİ
Dosyanın en dikkat çekici bölümlerinden biri Mehmet Yıldırım'ın hazırladığı ileri sürülen raporlarla ilgili.
Yıldırım'ın elindeki bilgilerin daha sonra Necati Can aracılığıyla üst makamlara ulaştırıldığı ve 7 Temmuz 1998'de Başbakanlığa bir rapor sunulduğu aktarıldı.
Bu sürecin hemen ardından, 15 Temmuz 1998 tarihinde Yıldırım'ın Rıfat Serdaroğlu ile görüştüğü ve kendisinden bazı bilgileri geri çekmesinin istendiği iddiası gündeme geldi.
NTV arşivinde 31 Mayıs 2000 tarihinde yayımlanan haberde, Mehmet Yıldırım'ın 15 Temmuz 1998'de ifadesinin tehditle değiştirildiği iddiası da gündeme getirildi. Haberde, Yıldırım'ın gümrüklerdeki hayali ihracat soruşturmaları kapsamında yaptığı tespitler ve sonrasında yaşanan gelişmeler aktarıldı.
MEHMET YILDIRIM'IN ÖLÜMÜ
Dosyayı daha da tartışmalı hale getiren gelişme ise Mehmet Yıldırım'ın ölümü oldu.
Yıldırım, 1998 yılında Ankara'da bir trafik kazasında hayatını kaybetti.
Mehmet Yıldırım'ın ölümü de kısa sürede Meclis gündemine taşındı. TBMM kayıtlarında olay, “şaibeli trafik kazası” olarak nitelendirilirken, kazanın aydınlatılması gerektiği ifade edildi.
Yıldırım'ın ölümüyle ilgili tartışmalar, hayali ihracat soruşturmalarının yanı sıra gümrük teşkilatındaki atamalar ve bürokratik ilişkilerin de yeniden sorgulanmasına neden oldu.
DOSYAYA GİREN TELEFON GÖRÜŞMESİ
Dosyada yıllar sonra yeniden gündeme gelen başlıklardan biri de eski Gümrük Başmüfettişi Necati Can'ın açıklamaları oldu.
2011 yılında TRT Haber'de Rıdvan Memi'nin sunduğu programda konuşan Can, 1998'de “göstere göstere milyonlarca doların devletten alındığını ve dağıtıldığını” ileri sürdü.
Can, 1998-1999 döneminde bazı telefon görüşmelerinin teknik takip kapsamında dinlendiğini anlatırken, dönemin bakanlarından birinin yaptığı konuşmada İstanbul'da milyonlarca dolarlık bir işlemden söz edildiğini belirtti.
Rıdvan Memi'nin “Hangi bakan?” sorusuna önce temkinli yaklaşan Can, daha sonra soyadının “Serdaroğlu” olduğunu söyledi. Memi'nin “Rıfat Serdaroğlu?” sorusuna ise “Evet” yanıtını verdi.
Can'ın anlatımına göre başlangıçta bu konuşmanın gerçek bir olaya dayanıp dayanmadığından emin değildi. Ancak telefon görüşmesinde geçen bazı bilgilerin daha sonra ortaya çıkan gelişmelerle örtüştüğünü ileri sürdü.
Can, bu dönemde İzmir merkezli bazı şirketlerin hayali ihracat gerçekleştirdiğini, devlet kaynaklarından milyonlarca doların usulsüz biçimde alındığı iddiasını da dile getirdi.
Memi'nin, 1998 ve 1999 yıllarında Cumhurbaşkanlığı'na gönderilen raporların bu gelişmelerle ilgili olup olmadığını sorması üzerine Can, “Gayet tabii” yanıtını verdi.
Can, 1998 ve 1999 yıllarında gönderilen raporların “Balina” ve “Buffalo” adı verilen operasyonlarla ilgili olduğunu söyledi.
BALİNA VE BUFFALO OPERASYONLARI NEYDİ?
Necati Can, 1998 ve 1999 yıllarında Cumhurbaşkanlığı'na gönderilen raporları anlatırken “Balina” ve “Buffalo” isimlerini kullandı. Kamuoyunda bu adlarla bilinen operasyonlar ise 2000 yılında yürütülen geniş kapsamlı soruşturmalar arasında yer aldı.
Balina Operasyonu, İzmir merkezli hayali ihracat ve naylon fatura soruşturmasıydı. 2 Ağustos 2000'de başlatılan operasyonda bazı şirketlerin hayali ihracat yoluyla haksız KDV iadesi aldığı iddiaları araştırıldı. Soruşturmanın İzmir-İstanbul bağlantısı da incelendi.
Balina dosyası daha sonra uzun süren bir yargılamaya dönüştü. 2008'de davada 32 sanık hakkında hapis cezaları verildi. 2016'da ise İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın zamanaşımına uğradığına karar verdi.
Buffalo Operasyonu ise kaçak et ve sahte belgelerle yapılan ithalat soruşturması olarak yürütüldü. TBMM kayıtlarında operasyonun 500 trilyon liralık et kaçakçılığı ve kara para aklama iddialarıyla ilişkilendirildiği görülüyor. Can'ın daha sonraki anlatımına göre Buffalo'nun başlangıç noktası, Haydarpaşa Gümrüğü'nde 30 konteyner kaçak et bulunduğuna ilişkin ihbardı.
“HİÇBİR ŞEY OLMADI” SÖZLERİ
Rıdvan Memi'nin “Peki ne oldu?” sorusuna Necati Can'ın verdiği yanıt ise dosyanın en çarpıcı bölümlerinden biriydi:
“Hiçbir şey olmadı.”
Can, devamında operasyonların daha alt kademelerdeki görevlilere yöneldiğini, bazı üst düzey isimlerin ise korunmaya çalışıldığını öne sürdü.
İstanbul Gümrükler Başmüdürlüğü'ndeki yapılanmadan söz eden Can, dönemin genel müdür ve başmüdürlerinin de soruşturulması gerektiğini ancak siyasi müdahale nedeniyle bunun gerçekleşmediğini iddia etti.
MECLİS KAYITLARINDA DA GÜMRÜK TARTIŞMASI VAR
1998 yılı boyunca gümrük teşkilatıyla ilgili soru ve iddialar Meclis gündeminden düşmedi.
Rıfat Serdaroğlu'nun sorumlu Devlet Bakanı olduğu dönemde yapılan yazılı soru önergelerinde atamalar, gümrük müfettişlerinin görev yerleri ve teşkilattaki uygulamalar sorgulandı.
Örneğin 1998 yılı içinde İstanbul ve İzmir'deki gümrük teftiş birimlerinin Ankara'ya taşınması konusu da gündeme geldi. Aynı dönem içerisinde Serdaroğlu'nun imzasını taşıyan çok sayıda resmi cevap TBMM kayıtlarında yer aldı.
Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun İstanbul Gümrük Teftiş Kurulu grubu hakkında yaklaşık bir yıldır yürüttüğü soruşturma da aynı dönemin önemli başlıklarından biriydi. 9 Kasım 1998 tarihli Cumhuriyet'te yer alan habere göre soruşturma, bazı müfettişlerin iş sahipleri ve idarecilerle çıkar ilişkisine girdiği, işbirliği yaptığı ve atamalara müdahale ettiği iddiaları üzerine yürütülüyordu. İlk tespitlerin ardından İstanbul ve İzmir'deki teftiş gruplarının kapatılarak müfettişlerin Ankara'ya çekildiği bildirildi.
Yine 28 Aralık 1998 tarihli bir soru önergesinde Gemlik Gümrük Müdürlüğü üzerinden sahte faturalarla yüksek miktarda ithalat yapıldığı iddiası gündeme getirildi ve soruların Serdaroğlu tarafından yanıtlanması istendi.
“5 MİLYON DOLAR” İDDİASI
Dosyada Rıfat Serdaroğlu'nun adıyla birlikte gündeme gelen en dikkat çekici suçlamalardan biri de 5 milyon dolarlık ödeme iddiası oldu.
Dönemin DYP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Ekinci'nin açıklamalarına da yansıyan iddiaya göre, İstanbul Gümrükler Başmüdürlüğü'ne yapılması planlanan atama karşılığında Serdaroğlu'na 5 milyon dolar verildiği öne sürüldü. İddiaya göre bu paranın 1 milyon dolarlık bölümü atama öncesinde ödendi.
Söz konusu suçlama, Muharrem Karaduman'ın İzmir'den İstanbul Gümrükler Başmüdürlüğü'ne atanmasıyla ilgili tartışmaların da merkezinde yer aldı. Karaduman'ın ataması, aynı dönemde gümrüklerdeki hayali ihracat ve usulsüzlük iddialarının Meclis gündemine taşındığı süreçte gerçekleşti.
DAHA BÜYÜK TABLO: 1 MİLYAR DOLARI AŞAN HAYALİ İHRACAT İDDİASI
Necati Can'ın gümrük soruşturmalarına ilişkin anlatımları, Mehmet Yıldırım dosyasının ötesinde daha geniş çaplı hayali ihracat iddialarına da uzanıyor.
Can, İstanbul Halkalı, Ambarlı ve Mersin gibi gümrük merkezlerinde yürütülen soruşturmalarda yaklaşık 40 müfettiş raporundan ve 120 civarında firmadan söz etti. Bu soruşturmalarda hayali ihracat yoluyla devlet kaynaklarından yüksek miktarda para alındığını ileri süren Can, toplam tutarın 1 milyar doların üzerinde olduğunu ileri sürdü.
YILLAR SONRA HÂLÂ CEVAPSIZ SORULAR
1998'de başlayan gümrük tartışmasının bugün yeniden gündeme gelmesinin nedeni yalnızca dönemin siyasi aktörleri değil.
Mehmet Yıldırım'ın ölümü, hayali ihracat soruşturmaları, tartışmalı atamalar ve Necati Can'ın telefon görüşmelerine ilişkin anlatımları, dosyanın farklı parçalarını oluşturuyor.
Aradan geçen yaklaşık 30 yıla rağmen dosyanın en önemli sorusu değişmiyor:
1990'ların sonunda gümrüklerde ortaya atılan bu ağır iddiaların ne kadarı soruşturuldu, ne kadarı yargıya taşındı ve ne kadarı sonuçlandı?
Kaynaklar
- TBMM – 3 Kasım 1998 Genel Kurul tutanağı
- TBMM – 9 Haziran 1998 Genel Kurul tutanağı
- NTV Arşiv – “Eski Bakan'a yolsuzluk suçlaması”
- Haber365 – “Ellerinde Telefonla Doğanlar Rıfat Serdaroğlu'nu Bilir mi?”
- Sözcü18 – “Gümrüklerde yaşanan skandal olaylar”
- Onedio – Rıfat Serdaroğlu biyografisi





