Türkiye'de sinema salonları seyirci kaybetmeyi sürdürüyor. TÜİK verilerine göre 2025'te salonlara giden seyirci sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15 düşerek 27 milyon 657 bine geriledi. Yerli yapımların seyircisi yüzde 18,3, yabancı filmlerinki yüzde 10,7 azaldı.

Ankara'da sinema ve televizyon alanında akademik çalışmalar yürüten Sevtap Pekmezci, Türkinform'a özel olarak salonlardaki sorunları ve seyircinin perdede kaçırdıklarını anlattı. "Ülkemizde teknik açıdan yeterli bir salona denk gelmek kolay değil. Görüntünün karardığı sahnelerde izleyici, hikayenin derdini bırakın, karşısındaki görüntüyü dahi fark edemiyor" diyen Pekmezci, günümüz filmlerinde sık kullanılan düşük ışığın kötü salonlarda seyirciyi hikayeden kopardığını söyledi.
SİNEMA SEYİRCİSİ AZALDI, BİLET FİYATI REKOR KIRDI
TÜİK'in verilerine göre Türkiye'de 2 bin 161 salon ve 253 bin 364 koltuk bulunuyor. Yıl boyunca 771 film perdeye geldi, bunların 159'u ilk kez gösterilen yerli, 258'i ilk kez gösterilen yabancı yapımdı. Salon başına düşen yıllık seyirci sayısı 12 bin 800 civarında kaldı.
Box Office Türkiye'nin verilerine göre 2026'nın ilk 8 haftasında sinemaya giden seyirci 6,5 milyonda kaldı. Pandemi yılı hariç tutulduğunda 2004'ten bu yana en zayıf başlangıç oldu. Aynı dönemde ortalama bilet fiyatı 279,3 liraya çıktı, dolar karşılığı 6,78 dolarla 2008'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Yılın başından eylül sonuna kadar salonlara giden seyirci sayısı yaklaşık 20 milyon oldu.
PEKMEZCİ BİLET İNDİRİMLERİNİN SÜRMESİNİ İSTEDİ
Seyirci kaybının ardından bilet fiyatlarında indirim adımları da geldi. Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği'nin Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle düzenlediği Türkiye Sinema Festivali'nde 26-27 Eylül'de Ankara dahil 75 ilde yaklaşık 1.500 salonda bütün filmlerin bileti 90 liradan satıldı. Bakanlığın haziranda yaptığı düzenlemeyle salonlara bazı filmlerde tam bilet üzerinden yüzde 70'e kadar indirim imkanı tanındı. Her çarşamba 140 liralık sabit fiyatla uygulanan sinema günü de sürüyor.
"Bilet fiyatlarında böyle bir adım atılması çok olumlu oldu. Fiyatlar seyirciyi gerçekten etkiliyordu. Dört kişilik bir aile mısırıyla birlikte sinemaya gittiğinde nereden baksanız 2 bin lirayı buluyor" diyen Pekmezci, indirimlerin devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Yılın ilk 8 haftasındaki 279,3 liralık ortalama bilet fiyatıyla 4 kişinin yalnızca bilete ödediği tutar 1.117 lira ediyor. Festival günlerinde aynı aile 4 bilet için 360 lira ödedi, fark yüzde 68'e ulaştı.
"KARANLIĞIN KENDİSİ DE ANLATIYA ANLAM KATIYOR"
Pekmezci, filmlerdeki karanlık görüntülerin bir tesadüf olmadığını anlattı. "Son dönem filmlerinde ışığı azaltmak ve pozlamayı düşük tutmak, yönetmenlerin hem teknik hem sanatsal olarak başvurduğu bir yol. Kararan bir kare seyircinin içinde tedirginlik ve belirsizlik yaratıyor. Karanlığın kendisi de anlatıya anlam katıyor" diyen Pekmezci, salonun yetersiz kaldığı durumlarda bu anlamın seyirciye ulaşmadığını belirtti.
DİYALOGLAR MÜZİĞİN ARKASINDA KALIYOR
Seyircinin sık dile getirdiği bir başka şikayet de konuşmaların anlaşılmaması. Pekmezci, yeni yapımlarda ortam seslerinin, çevre seslerinin ve müziğin daha fazla yer kapladığını, diyaloglar ses karışımında geri planda kaldığında seyircinin konuşmaları takip etmekte zorlandığını anlattı. Pekmezci'ye göre filmin havasını güçlendiren ses tasarımı, ölçü kaçtığında hikayeye zarar veriyor.
"Fonda duyulan ortam sesleri ilk bakışta önemsiz görünür ama zaman zaman sahneye dair pek çok şeyi anlatır" diyen Pekmezci, seyircinin yalnızca karakterleri değil, karakterlerin içinde yaşadığı dünyayı da sesle tanıdığını söyledi.
TELEFONA BAKAN SEYİRCİ HİKAYEYİ KAÇIRIYOR
Pekmezci'ye göre "hiçbir şey olmuyor" gibi görünen sessiz sahnelerde bakışlar, mekan ve arka plan sesleri hikayenin parçası oluyor. Pekmezci, seyircinin dikkati bu anlarda telefona kaydığında filmin önemli ayrıntılarının kaçtığını belirtti.
Telefon ekranı artık filmlerin içinde de yer alıyor. "Şimdilik dikey sinema diye bir akımdan söz etmek doğru olmaz ama dikey kadrajlı sahneler filmlere girmeye başladı" diyen Pekmezci, yönetmenlerin karakterin telefonda ne yaptığını göstermek için ekranı kadraja koyduğunu ya da görüntüyü sonradan perdeye eklediğini anlattı. Pekmezci, "İzleyici telefon ekranındaki yazıyı okumaya fazla zaman ayırırsa sahnenin akışı bozulur" dedi.
Sinema eğitimi aldıktan sonra kendi izleme alışkanlığının da değiştiğini anlatan Pekmezci, "Sinema eğitiminden sonra bir filmi sıradan bir izleyici gibi seyretmek benim için neredeyse imkansız hale geldi. Kendimi filme bıraksam da bir süre sonra aklım hikayenin kuruluşuna ya da sahnelerin düzenine gidiyor" dedi.
Sinemaya ilgi duyanlara çok film izlemenin yanında izlediklerini konuşmalarını da öneren Pekmezci, "Belli bir türle sınırlı kalmasınlar, her çeşit filmi denesinler. Başkalarının yorumlarını dinledikçe bir filme tek pencereden değil, farklı açılardan bakmayı öğrenirler" diye konuştu. Pekmezci, konuşacak kimse bulamayanlara film üzerine yazılan yazıları okumalarını ve video içerikleri takip etmelerini önerdi.



