22 Ağustos 1942’de Kırşehir’de doğan, gazeteci, araştırmacı ve yazar Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da evinin önünde uğradığı bombalı suikast sonucu hayatını kaybetti. Mumcu’nun öldürülmesi, Türkiye basın tarihinin en önemli siyasi suikastlarından biri olarak kayıtlara geçti.
Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 sabahı Ankara’nın Çankaya ilçesine bağlı Karlı Sokak’taki evinin önünde, otomobiline yerleştirilen C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Olay, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, suikast uzun yıllar boyunca tartışmaların odağında yer aldı. Aradan geçen yıllara rağmen cinayetin failleri tespit edilemedi.
SON ARAŞTIRMASI NE HAKKINDAYDI?
1993 yılının başında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazılarında istihbarat örgütleri, Ortadoğu ilişkileri ve Kürt meselesi üzerine çalışmalarını sürdürdü. 7 Ocak 1993 tarihli “Mossad ve Barzani” başlıklı yazısında bu konulara ilişkin değerlendirmelere yer verdi. Ölümünden kısa süre önce yeni bir kitap üzerinde çalıştığı belirtildi. Öldürülmeden önce, PKK ile Kürt sorunu birbirinden ayırdığı bir bakış açısıyla, konu üzerinde çalışmalar yapmaktaydı. Son çalışması: Kürt Dosyası, son yazısı ise "Zeyilname" olmuştur.
SUİKAST VE SORUŞTURMA SÜRECİ
24 Ocak 1993’te gerçekleştirilen bombalı saldırının ardından olay yerinde yapılan incelemeler ve yürütülen soruşturmalar sonuçsuz kaldı. Suikast, farklı örgütler tarafından üstlenildi. Dönemin siyasi yetkilileri, cinayetin aydınlatılacağı yönünde açıklamalar yaptı. Ancak yıllar içinde açılan davalar ve yürütülen soruşturmalara rağmen failler tespit edilemedi. Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’nun anlattığına göre, suikastın aydınlatılmasından sorumlu dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ağar, “Öyle bir iş ki adeta duvar gibi, bir tuğla çeksek duvar yıkılır.” demişti.

Olay yerindeki delillerin toplanma süreci ve soruşturmanın seyri tartışma konusu oldu. Soruşturma yıllarca sürdü, yargılama ise ancak yedi yıl sonra başladı. Davanın adı “Umut” oldu. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve yıllar boyunca bir arpa boyu yol alınamayan dava, cinayeti aydınlatamadı. 2000 yılında yapılan bir operasyonda cinayetin tetikçi kadrosuna ulaşıldı. Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel müebbet hapis cezası aldı. Bombayı araca yerleştiren Oğuz Demir 33 yıldır firari.
Mumcu suikastından bu yana 12 hükûmet değişti, failler hiçbir zaman bulunamadı.
Uğur Mumcu’nun ölümünün ardından Türkiye’nin birçok kentinde anıtlar yapıldı, her yıl 24 Ocak’ta anma etkinlikleri düzenlendi. Adına kurulan vakıf aracılığıyla araştırmacı gazetecilik alanında eğitim ve etkinlikler sürdürülüyor. Mumcu’nun yazıları ve kitapları, aradan geçen yıllara rağmen basın ve araştırmacı gazetecilik alanında kaynak olarak kullanılmaya devam ediyor.
"Ben Atatürkçüyüm.... Ben, cumhuriyetçiyim... Ben lâikim... Ben antiemperyalistim... Ben tam bağımsız Türkiye'den yanayım... Ben insan hakları savunucuyum... Ben, terörün karşısındayım... Ben, yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Dün sabaha değin, araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız. Öyleyse vurun, parçalayın, her parçamdan benim gibiler beni aşacaklar doğacaktır."
Uğur Mumcu








