İstanbul'da tarihi surlar ve kamusal alanlarda başlatılan polisin dronlu denetimi, güvenlik uygulamaları ile özel hayata müdahale tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Emniyet güçlerinin gece saatlerinde termal kameralı insansız hava araçları kullanarak açık alanda alkol tüketen vatandaşları spot ışıkları ve yüksek sesli anonslarla alandan uzaklaştırması, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Tartışma yaratan bu yeni nesil havadan denetim yöntemini Türkiye Tekel Bayileri Platform Başkanı Özgür Aybaş ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajda ele aldık

Mülki amirlerin idari genelgelerle bu tür kısıtlamalar getiremeyeceğini belirten Türkiye Tekel Bayileri Platform başkanı, kısıtlamaların ancak meclisten geçen kanunlarla düzenlenebileceğine dikkat çekti. Süreci tamamen ideolojik ve rövanşist bir tutum olarak nitelendiren Aybaş, "Bu mülki amirliklerin yapmış olduğu bir yetki saptırmasıdır" ifadelerini kullandı. Ayrıca bu tutumun, kendi halinde vakit geçiren vatandaşlar üzerinde bir mobbing yarattığını belirtti.

"POLİS DRONLARLA UYUŞTURUCU SATICILARINI DENETLEMELİ"
Türkiye'deki alkol tüketim alışkanlıklarına da değinen Aybaş, vatandaşların büyük kısmının iş çıkışı sahil kenarında veya parkta vakit geçiren "sosyal içici" kategorisinde yer aldığını hatırlattı. Bağımlılık tedavi merkezlerindeki yoğunluğun alkol değil, uyuşturucu kaynaklı olduğunun altını çizen platform başkanı; parklarda uyuşturucu satıcılarının rahatça dolaştığını, teknolojik cihazların ve kolluk kuvvetlerinin öncelikle bu ve benzeri adli suç gruplarını hedef alması gerektiğini sözlerine ekledi.
"ASIL İLGİLENİLSMESİ GEREKEN İÇKİ TÜKETENLER DEĞİL"
Yetkililerin bu tür denetimlerle toplumsal gündemi kasten değiştirmeye çalıştığını da ileri süren Aybaş, asıl odaklanılması gerekenin şiddet ve asayiş olayları olduğunu aktardı. Ülke genelinde kadına, çocuğa ve hayvanlara yönelik ciddi suçlar dururken, güvenlik birimlerinin vaktini ve teknolojik imkanlarını sıradan vatandaşlar üzerinde kullanmasının doğru olmadığını söyledi.





