Musakka, cacık, dolma, sarma, baklava, börek, köfte… Türk ve Yunan mutfağında farklı adlarla ya da küçük dokunuşlarla karşımıza çıkan birçok yemek, iki ülkenin mutfakları arasındaki güçlü benzerliği yıllardır gündemde tutuyor.
Peki bu kadar çok yemeğin birbirine benzemesinin nedeni yalnızca coğrafi yakınlık mı?
Türkinform’a konuşan Şef Baransel Şahin’e göre bu ortaklığın arkasında, yüzlerce yıl boyunca aynı şehirlerde, aynı pazarlarda ve aynı sofralarda şekillenen bir yaşam kültürü bulunuyor.
AYNI COĞRAFYADA YÜZYILLARCA YAN YANA YAŞADILAR
Şahin, Türk ve Yunan mutfağındaki benzerliğin temelinde uzun yıllara yayılan ortak tarih bulunduğunu belirtti.
Osmanlı İmparatorluğu’nun 14. yüzyıldan itibaren Ege ve Balkanlar’a yayılması, ardından 1453’te İstanbul’un fethiyle birlikte Türkler ve Rumların uzun yıllar aynı devlet çatısı altında yaşaması, mutfak kültürlerinin de birbirini etkilemesine zemin hazırladı.
Şahin, İstanbul, İzmir, Selanik ve Ege kasabaları gibi merkezlerde iki toplumun uzun süre komşuluk ilişkisi içerisinde yaşadığını vurguladı.
“AYNI PAZARA ÇIKTILAR, AYNI DENİZDEN BALIK TUTTULAR”
İki mutfağın birbirine yaklaşmasında yalnızca tarihsel birliktelik değil, günlük hayat da belirleyici oldu.
Şahin, bu kültürel etkileşimi şu sözlerle anlattı:
“Aynı pazara çıktılar, aynı bostandan sebze aldılar, aynı denizden çıkan balığı pişirdiler. Rum fırıncıyla Türk kasap yan yana çalıştı.”
Aynı ürünlere ulaşan ve aynı coğrafyanın iklim koşulları içerisinde yaşayan toplumların zamanla benzer pişirme teknikleri geliştirmesi, yemek kültürlerinin de birbirine yaklaşmasını sağladı.

ET VE YOĞURT ZEYTİNYAĞI VE OTLARLA BULUŞTU
Şahin’e göre ortak mutfağın oluşmasında iki kültürün farklı gastronomik birikimlerinin birbirine karışması önemli rol oynadı.
Türklerin Orta Asya’dan taşıdığı et, yoğurt ve hamur teknikleri, Yunanların Akdeniz ve Bizans’tan gelen zeytinyağı, ot ve deniz ürünleri kültürüyle birleşti.
Bu karşılaşma, yalnızca yemeklerin isimlerinde değil, pişirme yöntemlerinde ve kullanılan malzemelerde de ortak bir yapı oluşturdu.
Şahin bunu, “Tencere aynı tencere olunca, isimler ve lezzetler de kaçınılmaz olarak ortaklaştı” sözleriyle özetledi.
MUSAKKADAN BAKLAVAYA AYNI SOFRANIN İZLERİ
Bugün iki mutfağın ortaklığı en net biçimde yemeklerde görülüyor.
Şahin’in verdiği örneklere göre musakka her iki mutfakta da patlıcan ve kıyma temelli bir yemek olarak hazırlanırken, Yunan mutfağında üzerine beşamel sos eklenebiliyor.
Türkiye’de cacık olarak bilinen yoğurt, salatalık ve zeytinyağı temelli tarif ise Yunan mutfağında tzatziki adıyla karşımıza çıkıyor.
Sarma ve dolma Yunanistan’da dolmades, börek boureki, köfte ise keftedakya olarak farklı isimlerle benzer bir mutfak geleneğini sürdürüyor.
Baklava ise iki mutfakta da aynı isimle bilinen en dikkat çekici ortak lezzetlerden biri.

AYNI KÖKTEN GELSE DE TARİFLER ZAMANLA DEĞİŞTİ
Şahin, ortak yemeklerin bugün birebir aynı şekilde hazırlanmadığının da altını çizdi.
Yüzyıllar içinde farklı bölgelerde gelişen tariflerin malzeme tercihleri ve yapılış teknikleri değişirken, her iki mutfak da kendi yorumunu oluşturdu.
Bu nedenle bugün aynı kökten gelen bir yemek Türkiye’de ve Yunanistan’da farklı dokunuşlarla hazırlanabiliyor.
Ancak Şahin’e göre bütün bu farklılıklara rağmen iki mutfağın ortak dili hâlâ sofrada açıkça görülebiliyor.





