Son yıllarda Türkiye’de antidepresan kullanımına ilişkin verilerde belirgin bir artış gözlemleniyor. Küresel ölçekte yapılan incelemeler de benzer bir yükselişe işaret ederken, bazı ülkelerin kullanım oranlarında öne çıktığı görülüyor. Uzman Klinik Psikolog Dilşad Taşkıran, antidepresan kullanımındaki artışın tek başına bir nedene bağlanamayacağını belirterek, ruh sağlığına dair başvuru davranışlarının ve toplumsal algıların bu süreçte etkili olduğunu aktardı.
ANTİDEPRESAN KULLANIMI EN YÜKSEK OLAN ÜLKELER
Uluslararası veriler doğrultusunda İzlanda, Portekiz, Birleşik Krallık ve Kanada gibi ülkeler antidepresan kullanım oranlarının yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Taşkıran, bu tabloya ilişkin olarak, “Küresel olarak incelediğimizde ciddi bir artış söz konusudur. İzlanda, Portekiz, Birleşik Krallık ve Kanada gibi ülkeler listenin başlarında seyretmektedir” dedi.
RUHSAL ŞİKAYETLERİN DAHA FAZLA DİLE GETİRİLDİĞİ GÖRÜLÜYOR
Antidepresan kullanımındaki artışın, ruhsal sorunların daha sık ifade edilmesiyle paralel ilerlediğini belirten Taşkıran, “Bu artış depresyon, anksiyete bozuklukları, uyku problemleri ve stresle bağlantılı problemlerin daha sık dile getirilmesiyle paralel ilerlemektedir” ifadelerini kullandı. Ruh sağlığına yönelik başvuruların artmasının bu sürecin önemli bir parçası olduğu aktarıldı.
"PSİKİYATRİK FARKINDALIK ARTTI"
Psikiyatrik farkındalığın artmasının yardım arama davranışlarını etkilediğini dile getiren Taşkıran, “Psikiyatrik farkındalığın artış göstermesi, ruhsal belirtiler için yardım talep etme davranışının normalleşmesi de bu yükselişte rol oynamaktadır” dedi. Taşkıran, toplumda normalleşen kavramların popülasyonla doğru orantılı şekilde ilerlediğini ve bu durumun ilaç kullanımına da yansıdığını belirtti.
İlaca başlayan birey sayısındaki artışın sosyal ortamlardaki paylaşımlarla daha görünür hale geldiğini ifade eden Taşkıran, “İlaca başlayan bireylerin artışı, sosyal ortamlardaki ilaç kullanımları hakkındaki paylaşımlarıyla fark edilir hale geldi” dedi. Ortam çeşitliliğinin artmasıyla bireylerin ortak sorunlarını daha kolay fark ettiğini belirten Taşkıran, bu durumun çözümün pratik bir yol olarak ilaçla sağlanabileceği düşüncesini güçlendirdiğini aktardı.
TEDAVİ SÜRECİNDE UZMAN YÖNLENDİRMESİ ÖNEMLİ
Antidepresan kullanımının her durumda yanlış olmadığını vurgulayan Taşkıran, “İhtiyaç dahilinde ve bir psikiyatristin uygun gördüğü koşullarda tüketim sağlıklı olabilir” dedi. Ancak ilaçların tek çözüm yolu olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Taşkıran, “Tek çözüm yolu ya da hızlı tedavi adı altında talep edilen psikiyatrik ilaçlar her ruhsal problem için çözüm olmayıp, süreci istenmeyen yönde ilerletebilir” ifadelerini kullandı. Taşkıran, sürecin bir psikolog ile başlatılmasının ve gerekli görülen durumlarda psikiyatriste yönlendirilmesinin daha sağlıklı olduğunu söyledi.
GELECEK NESİLLER İÇİN YAPILMASI GEREKEN
Gelecek nesillerin olumsuz etkilenmemesi için bilgilendirme çalışmalarının önemine değinen Taşkıran, “Uzman kişiler tarafından yapılacak bilgilendirmeler ileride oluşabilecek problemlerin önüne geçebilir” dedi. Okullarda öğretmenlere yönelik seminerler düzenlenebileceğini ifade eden Taşkıran, öğretmenlerin ve ebeveynlerin çocuklara doğru yönergelerle destek olmasının sürece katkı sağlayacağını aktardı.
İLAÇ KULLANIMININ ARTMASI RUHSAL İYİLİK HALİNİN OLUMLU BİR TABLO ÇİZDİĞİNİ GÖSTERMEZ
Antidepresan kullanımındaki artışın ruhsal iyilik halinin arttığı anlamına gelmediğini belirten Taşkıran, “Antidepresan kullanımındaki artış tek başına ruhsal iyilik halinin arttığını göstermez, bireysel baş etme kaynaklarının zorlandığını düşündürür” dedi. Taşkıran, en sağlıklı yaklaşımın gerekli durumlarda psikoterapi ile ilaç tedavisinin birlikte ele alınması olduğunu sözlerine ekledi.