Ülkemizin yarı kurak bir iklim kuşağında yer aldığına dikkat çeken Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, büyükşehirlerde su güvenliğinin mevcut durumu, iklim değişikliği ile su politikaları arasındaki ilişki, kurumsal yapıdaki yetki karmaşası ve uzun süredir gündemde olan Su Yasası Taslağına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Susuzluk

"BÜYÜKŞEHİRLERDE SU GÜVENLİĞİNİN SON DURUMU NEDİR?"

Dursun Yıldız: Ülkemiz yarı kurak bir iklim kuşağında yer alıyor. Aslında bir bölgesel kuraklık ülkesiyiz. Ancak bu bölgesel kuraklıklar son 15 yıldır üç büyük ilimizin de yer aldığı bazı bölgelerde daha şiddetli ve daha sık oluşmaya başladı. Büyük kentlerimize su temin eden barajlarda oluşan hidrolojik kuraklıklar bir sonraki yıla sarkmaya başladı. Büyük kentlerimizin su yönetimleri tarafından her su yılı başında yapılması gereken risk analizlerinde kuraklık etkisinin sürebileceği yeterince değerlendirilmedi. Kuraklığın oluşturacağı olası riskler için daha önceden önlem alınarak kısıtlı su kullanımı programları uygulanmadı. Aşırı su kullanımı denetimleri yetersiz kaldı. Su kullanıcılarını tasarrufa yönlendirebilecek tedbirler de etkisiz kalınca barajlar hızla boşaldı. Barajların birçoğunun doluluk oranlarının kritik seviyelere gerilemesi su riski direncimizin düşük olduğu anlamına geliyor.

"BÜYÜKŞEHİRLERDE YAŞANAN SU SORUNLARININ NEDENİ İKLİM KRİZİ Mİ YOKSA YANLIŞ SU POLİTİKALARI MI?"

Dursun Yıldız: İklim krizi esas olarak bir su krizidir. Bu nedenle iklim değişikliğine karşı daha dirençli duruma gelebilmek için suda riskleri yönetmeye hazır hale gelinmesi gerekir. Risk yönetilemediğinde kriz oluşur ve bu durumda alınacak tedbirlerin etkisi kısıtlı kalır. İklim değişikliğinin yaşanan şiddetli kuraklıklarda etkili olduğu belirtilmektedir. Ancak iklim değişikliği yaşanan su sıkıntısının sadece etkileyici bir nedeni olarak görülmelidir. Belirleyici etken suda riskin yönetimine yeterince hazır olunmamasıdır. Su politikalarındaki eksiklikler kentlerin kuraklık ve su direncini düşürmektedir.

Bursa’da kaçak iş gücü operasyonu: 46 göçmen yakalandı
Bursa’da kaçak iş gücü operasyonu: 46 göçmen yakalandı
İçeriği Görüntüle

"BÜYÜKŞEHİRLERDE ÖZELLİKLE SON DÖNEMDE SIKÇA GÖRÜLEN SU KESİNTİLERİ SADECE KRİZ ANLARINDA GEÇİCİ ÇÖZÜMLER Mİ SUNUYOR?"

Dursun Yıldız: Su bir insan hakkıdır ve her canlının yeterli ve temiz suya sürekli olarak ulaşması su politikalarının esası olmalıdır. Su yönetimi havza ölçeğinde, bütünleşik, şeffaf, katılımcı ve hesapverebilir özellikte olmalıdır. Bu kapsamda su gibi yaşamsal bir doğal kaynağın kesintisiz temin edilmesi, kesinti yapılacaksa da nedeninin ve süresinin ayrıntılı şekilde açıklanması gerekir. Yüksek risk dönemlerinde suyun şeffaf ve planlı yönetilebilmesi katılımcılığın artmasıyla mümkündür. Sivil toplumu ve katılımcılığı yalnızca formalite olarak gören su yönetimi anlayışı kriz dönemlerinde şeffaf bir yönetim sunamamaktadır. Bu durum, kriz dönemlerinde tasarrufla sürecin daha az sıkıntı ile atlatılmasını da zorlaştırmaktadır. Kriz dönemlerinde genellikle geçici çözümler gündeme gelmekte, durum normalleştiğinde ise krizin nedenleri ve etkileri unutulmaktadır.

"MEVCUT SU YÖNETİMİNDE MERKEZİ İDARE İLE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ ARASINDA NASIL BİR YETKİ VE SORUMLULUK KARMAŞASI YAŞANIYOR?"

Dursun Yıldız: Ülkemizde su yönetiminin temel sorunları çok başlı, çok parçalı ve koordinasyon eksikliği içinde olmasıdır. Bu durum kurumlar arasında yetki karmaşası yaratarak alınması gereken tedbirler konusunda sorunlar oluşturmaktadır. DSİ ile Su Yönetimi Genel Müdürlüğü arasında, DSİ ile büyükşehir belediyeleri arasında, büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasında su tahsisi, taşkın koruma önlemleri, su temini projeleri ve yağmursuyu toplama projeleri gibi konularda yetki ve sorumluluk çakışmaları ve belirsizlikler bulunmaktadır. Taşkın ve kuraklık gibi doğal afet dönemleri bu karmaşayı daha görünür hale getirmektedir.

"SU YASASI 13 YILDIR TASLAKTA BEKLİYOR BU YASANIN EKSİKLERİ NELER?"

Dursun Yıldız: Su Yasası Taslağı 13 yıldır gündemdedir. Taslak 6 bölüm ve 30 maddeden oluşmaktadır. Su kaynaklarının korunması, kullanılması, hukuki niteliği ve yönetimine ilişkin maddeler içermektedir. Taslak uzun süredir tartışılarak nihai hale getirilmeye çalışılmıştır. Birinci Su Şurasında Su Politikaları Derneği tarafından görüş ve öneriler sunulmuştur. Ancak yasa çıkmadan önce nehir havza ölçeğinde etkin bir kurumsal yönetim yapısının tanımlanması gerekmektedir. Yeni yasa ile kurumlar arasında rasyonel yetki ve sorumluluk alanları oluşturulamazsa çok başlılık sorunu daha da artabilir. Yasa öncesinde büyükşehirlerin su ve kanalizasyon idarelerinin ve diğer paydaşların havza yönetimi konusunda bilgilendirilmesi ve hazırlanması gereklidir.

"SİZCE SU YÖNETİMİ PLANLARINDA NÜFUS ARTIŞI VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SENARYOLARI YETERİNCE DİKKATE ALINIYOR MU?"

Dursun Yıldız: Su kaynakları üzerindeki baskılar artmaktadır. İklim değişikliği ve nüfus artışı altyapı yatırım planlamalarında uzun süredir dikkate alınmaktadır. Ancak teknolojik gelişmeler ve değişen koşullar nedeniyle bu planlamaların belirli dönemlerde revize edilmesi ve günün ihtiyaçlarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

"BÜYÜKŞEHİRLERDE SUYUN ÖNEMLİ BİR KISMI KAYIP KAÇAK NEDENİYLE BOŞA GİDİYOR BU SORUN NEDEN YILLARDIR ÇÖZÜLEMİYOR?"

Dursun Yıldız: İçme Suyu Temin ve Dağıtım Sistemlerindeki Su Kayıplarının Kontrolü Yönetmeliği 2014 yılında yayımlandı. Büyükşehirlerde kayıp kaçak oranlarının 2023’e kadar en fazla yüzde 30, 2028’e kadar en fazla yüzde 25 olması hedeflendi. 2019 yılında bu hedefler yeniden düzenlendi. İstanbul ve Bursa gibi bazı kentlerde ilerleme sağlanmasına rağmen birçok kent hedeflerin gerisinde kaldı. Belediyelerin mali imkansızlıkları ve yönetmeliğin zorlayıcı veya teşvik edici yönünün eksikliği bu durumu etkiledi.

"BÜYÜKŞEHİRLERDE SU YÖNETİMİ KONUSUNDAKİ YETKİ KARMAŞASI POLEMİĞİNİN NEDENİ NEDİR?"

Dursun Yıldız: İklim krizi ve su krizi birçok ülkede ulusal güvenlik sorunu olarak ele alınmaktadır. Ülkemizde de su sorunları bu kapsamda değerlendirilmelidir. Su politikalarının günlük siyasi polemiklerden uzak tutulması ve işbirliği içinde ele alınması gerekmektedir. Resmi açıklamalar birçok havzada su açığı yaşanacağını göstermektedir. Su yönetimi politikaları suya erişimi bir insan hakkı olarak kabul etmeli ve suyun kamu hizmeti olarak sunulmasına odaklanmalıdır.

"MEVCUT POLİTİKALAR DEVAM EDERSE ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA BÜYÜKŞEHİRLERDE NASIL BİR TABLO BİZİ BEKLİYOR? ACİLEN ATILMASI GEREKEN ADIMLAR NELER?"

Dursun Yıldız: Mevcut politikaların sürmesi halinde büyükşehirlerde su güvenliği riski artacaktır. Bazı büyükşehirlerin su idareleri şiddetli kuraklık riskinin yönetimi konusunda mali ve kurumsal kapasite yetersizliği yaşamaktadır. Kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi, yasal çerçevenin oluşturulması ve eldeki suyun verimli kullanılması gerekmektedir. Şebeke kayıp kaçaklarının azaltılması, tarımda su kullanım oranının düşürülmesi, arıtılmış atık su, gri su ve su hasadı gibi yöntemlerin teşvik edilmesi gerekmektedir. Dijital su teknolojilerinin kullanılması, katılımcı su yönetimine geçilmesi ve afetlere dayanıklı altyapı oluşturulması hedeflenmelidir.

Muhabir: YAREN TEKİN