ABD ve Avrupa Birliği tarafından meşru kabul edilmeyen 2024 seçimleri sonrası iktidarını koruyan Maduro, son yıllarda İran’ın en yakın siyasî ortaklarından biri olarak öne çıkmıştı. Bu nedenle Caracas’ta yaşanan gelişme, Tahran’da bir Latin Amerika krizi olmaktan çok, İran rejimine yöneltilmiş dolaylı ama sert bir mesaj şeklinde okunuyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Bir ülkenin devlet başkanı ve eşinin kaçırılması açıkça hukuksuzdur” ifadelerine yer verdi ve Maduro’nun derhal serbest bırakılmasını talep etti. Açıklamada, ABD’nin bu hamlesinin Birleşmiş Milletler Antlaşması’nı ve uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal ettiği vurgulandı.
İRAN VE VENEZUELA: DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DOSTUMDUR
İran ile Venezuela arasındaki yakınlaşma, coğrafya, kültür ve din gibi klasik dış politika parametreleriyle açıklanamıyor. Karayipler’de yer alan, Katolik nüfus ağırlıklı Venezuela ile Basra Körfezi’nde bulunan İran’ı bir araya getiren temel unsur, ABD karşıtlığı. İki ülke arasında sınırlı ekonomik ilişki ve doğrudan ulaşım bulunmasına rağmen, siyasî düzeyde kurulan bağlar son otuz yılda petrol, enerji, finans ve güvenlik alanlarını kapsayan çok katmanlı bir iş birliğine dönüştü.
Tahran ve Caracas için bu ilişki, yaptırımlar altında hayatta kalma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. İranlı karar alıcılar, Venezuela’yı uzun süredir ABD baskısına karşı direnişin sembolik ortaklarından biri olarak değerlendiriyor.
TAHRAN'DAKİ PROTESTOLAR BİZE NE ANLATIYOR?
Venezuela’daki gelişmeler, İran açısından son derece kırılgan bir dönemde yaşandı. Ülkede haftalardır devam eden protestolar, hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve siyasî baskılara karşı biriken öfkeyi yansıtıyor. Gösteriler birçok kentte sürerken, rejim üzerindeki iç baskı giderek artıyor.
ABD Başkanı Donald Trump ise İran’daki gelişmeleri yakından izlediklerini belirterek sert açıklamalarda bulundu. Trump, İran yönetiminin protestoculara karşı şiddeti artırması halinde ABD’nin “çok ağır bir karşılık vereceğini” söyledi. Bu açıklamalar, Venezuela’daki operasyonun Tahran’a yönelik dolaylı bir uyarı olduğu yorumlarını güçlendirdi.
Almanya Federal Meclisi Başkanvekili Omid Nouripour, İran’dan kendisine ulaşan tepkilerin çelişkili olduğunu belirterek, ülkede ciddi bir rejim değişikliği talebi bulunduğunu ancak dış müdahalelere karşı derin bir güvensizlik de oluştuğunu ifade etti. Nouripour’a göre Venezuela’da yaşananlar, Trump yönetiminin müdahale sonrası sürece dair net bir yol haritası sunmadığını gösteriyor.
Lahey merkezli Jeopolitika Enstitüsü’nden analist Damon Golriz ise ABD’nin bu hamlesinin açık bir stratejik mesaj taşıdığı görüşünde. Golriz’e göre Washington, Venezuela örneği üzerinden İran dahil olmak üzere diğer otoriter rejimlere, askerî seçeneğin artık masada olduğunu göstermiş oldu ve Tahran bu mesajı net biçimde aldı.
ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın “İran’da değişim geliyor, İran halkına yardım yolda” yönündeki açıklaması da bu algıyı besleyen unsurlar arasında yer alıyor.




