Siber güvenlik uzmanı Uygar Yasin Aydın, yapay zekanın eğitimde kontrolsüz kullanılmasının öğrencilerde zihinsel tembelliğe yol açabileceğini belirterek, “Sorun teknoloji değil, hazır cevaba alışkanlık” uyarısında bulundu.
Yapay zeka tabanlı uygulamalar, eğitim dünyasında hızla yaygınlaşıyor. Ödev hazırlayan, konu anlatan ve soru çözen sistemler öğrenciler için büyük kolaylık sağlarken, bu teknolojinin öğrenme üzerindeki etkisi tartışma konusu olmaya devam ediyor. Siber güvenlik uzmanı Uygar Yasin Aydın, TÜRKİNFORM’a yaptığı değerlendirmede, yapay zekanın doğru kullanıldığında fırsat, yanlış kullanıldığında ise ciddi bir risk alanına dönüştüğünü söyledi.
SORUN TEKNOLOJİDE DEĞİL, ALIŞKANLIKTA
Aydın, yapay zekanın öğrencilere hız kazandırdığını ancak bunun bedelinin zihinsel çaba olduğunu vurguladı:
“Bir konu saniyeler içinde özetleniyor, sorular anında çözülüyor. İlk bakışta bu verimlilik gibi görünüyor ama arka planda düşünme, sorgulama ve deneme süreçleri ortadan kalkıyor. Öğrenme yalnızca doğru cevabı almak değildir.”
HAZIR CEVABIN KONFORU YAYILIYOR
Yapay zekanın birçok öğrenci için artık yardımcı değil, ilk başvurulan kaynak haline geldiğini ifade eden Aydın, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ödev verilince kitap açmadan önce yapay zeka açılıyor. Konu anlaşılmayınca öğretmene sormadan önce algoritmaya danışılıyor. Bu refleks, özellikle erken yaşlarda hazır cevaba alışma kültürü oluşturuyor.”
Nesil Teknoloji bünyesinde yürütülen dijital farkındalık çalışmalarında da benzer tabloyla karşılaşıldığını belirten Aydın, öğrencilerin çoğu zaman sonucun doğruluğundan çok işin hızla bitmesine odaklandığını söyledi.
KOPYALA-YAPIŞTIR YERİNİ ‘ÜRETİYORMUŞ GİBİ’ YAPMAYA BIRAKTI
İnternet çağındaki klasik kopyala-yapıştır alışkanlığının, yapay zeka ile daha görünmez hale geldiğini belirten Aydın, şunları kaydetti:
“Artık metinler özgün gibi görünüyor, akademik bir dil taşıyor. Ancak içerik öğrencinin düşünce sürecini yansıtmıyor. Bu durum eğitimciler için de ciddi bir ölçme sorunu doğuruyor.”
EN BÜYÜK RİSK ORTAOKUL VE LİSEDE
Aydın’a göre risk özellikle ortaokul ve lise çağında daha yüksek:
-
Öğrenme disiplini henüz oturmamış oluyor
-
Sorumluluk bilinci gelişme aşamasında bulunuyor
-
Kısa yoldan sonuca ulaşma isteği ağır basıyor
“Erken yaşta sürekli hazır cevaba maruz kalan bir öğrenci, düşünme kasını geliştiremiyor. Bu yalnızca akademik başarıyı değil, problem çözme ve üretkenliği de etkiliyor.”
ÜNİVERSİTEDE DESTEK ARACI OLABİLİR
Üniversite düzeyinde yapay zekanın daha farklı konumlandırılması gerektiğini belirten Aydın, şöyle konuştu:
“Akademik olgunluğu olan bir öğrenci için yapay zeka literatür taramasında yol gösterici, konu başlıklarını yapılandırıcı bir araç olabilir. Ancak üretim yine insana ait olmalı.”
YASAK ÇÖZÜM DEĞİL, KÜLTÜR GEREKLİ
“Yapay zeka okullarda yasaklansın” yaklaşımının gerçekçi olmadığını vurgulayan Aydın, şu uyarıda bulundu:
“Yasaklamak, kullanımı bitirmez; sadece denetimi ortadan kaldırır. Asıl ihtiyaç, yapay zeka kullanım kültürü oluşturmaktır.”
ÖĞRETMENİN ROLÜ DEĞİŞİYOR
Yapay zeka çağında öğretmenin yalnızca bilgi aktaran değil, süreci yöneten kişi haline geldiğini belirten Aydın, şu noktaya dikkat çekti:
“Öğrenci ödevi yapay zekadan almış olabilir ama onu anlatabiliyor mu, savunabiliyor mu? Asıl ölçüt bu olmalı.”
EBEVEYNLERE UYARI: SESSİZ RİSK
Aydın, ebeveynlerin çoğunun yapay zekayı sadece kolaylık olarak gördüğünü belirterek şunları söyledi:
“Artık ‘ödevini yaptın mı?’ sorusu yetmez. ‘Nasıl yaptın, neden böyle yaptın?’ soruları sorulmalı. Dijital ebeveynlik artık zorunluluktur.”
ETİK BOYUT GÖZ ARDI EDİLMEMELİ
Yapay zeka ile hazırlanan ödevlerin kısa vadede not getirebileceğini ancak uzun vadede akademik dürüstlüğü zedelediğini ifade eden Aydın, bunun iş hayatına da yansıyabileceği uyarısında bulundu.
ARAÇ MI, AMAÇ MI?
Aydın, tartışmayı şu sözlerle özetledi:
“Yapay zeka öğrencinin düşünmesini destekleyen bir araç olursa fırsattır. Öğrencinin yerine düşünen bir mekanizmaya dönüşürse tembelliği besler. Teknoloji ne düşmandır ne kurtarıcıdır; belirleyici olan onu nasıl konumlandırdığımızdır.”