Kış aylarında birçok çalışan işyerlerinde yetersiz ısınma nedeniyle sağlıksız koşullarda çalışmak zorunda kalıyor. Yargıtay’ın verdiği emsal nitelikteki son karar ise bu soruna hukuki bir çerçeve çizdi. Karara göre işyerinde sürekli ve ciddi bir ısınma problemi varsa ve bu durum çalışanın sağlığını tehdit ediyorsa, çalışan haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebilir ve kıdem tazminatını talep edebilir. Ancak her üşüme hali otomatik olarak bu hakkı doğurmuyor. Avukat Iyaz Çimen Türkinforma’a konuştu, kararın sınırlarını, ispat yollarını ve çalışanların hangi haklara sahip olduğunu anlattı.

“SOĞUKTA ÇALIŞANA TAZMİNAT YOLU AÇILDI"
Yargıtay’ın işyerinde yetersiz ısınmayı haklı fesih sebebi sayan kararını değerlendiren Avukat Iyaz Çimen, bunun tamamen yeni bir yaklaşım olmadığını, ancak çalışan sağlığı açısından önemli bir vurgu taşıdığını ifade ederek, “Yargıtay uzun süredir İş Kanunu’nda yer alan, çalışma şartlarının uygulanmaması ve işin çalışan sağlığı için tehlikeli hale gelmesi hükümleri kapsamında sağlıksız koşulları haklı fesih nedeni olarak kabul ediyor. Bu karar da aslında bu çizginin devamı. Ancak burada ‘ısınma’ unsurunun açık şekilde vurgulanması, uygulamada önemli bir mesaj veriyor” dedi. Kararın alt mahkemeler açısından da yol gösterici olduğunu savunan Çimen açıklamasına şunları ekledi:
“Yargıtay kararları teknik olarak kanun gibi bağlayıcı değildir ama pratikte iş mahkemeleri büyük ölçüde bu çizgiye uyar. Bu nedenle bu karar fiilen standart belirleyici bir etki yaratacaktır.”

HER ÜŞÜME HAKLI FESİH SAYILMAZ
Soğuk ortamda çalışmanın her zaman otomatik hak doğurmadığını vurgulayan Çimen, değerlendirmede üç temel ölçütün esas alındığını söyleyerek, “Her ‘üşüyorum’ diyen işçi haklı fesih yapamaz. Burada süreklilik, şiddet ve sağlık üzerindeki etki birlikte değerlendirilir” dedi. Çimen kriterleri şöyle anlattı:
“Öncelikle sorun geçici olmamalı. Birkaç günlük arıza değil, devam eden ve giderilmeyen bir ısınma yetersizliği aranır. İkinci olarak ortamın objektif koşulları önemlidir. Çalışılan yer ofis mi, depo mu, üretim hattı mı; ortam sıcaklığı kaç derece; bölgenin iklimi ne… Örneğin 10–12 derecede masa başı çalışmakla kısa süreli kapı açılması aynı şey değildir.”
Sağlık boyutuna dikkat çeken Çimen, “Çalışanın hastalanması, solunum yolu enfeksiyonları, kas-iskelet sorunları ya da mevcut hastalıkların ağırlaşması gibi sonuçlar varsa haklı fesih ihtimali ciddi şekilde güçlenir” dedi.
İŞÇİ HAKKINI NASIL İSPATLAR?
Haklı fesihte ispat yükünün işçide olduğunu hatırlatan Avukat Iyaz Çimen, mahkemede sadece 'üşüyorduk' demenin yetersiz olacağını vurgulayarak, delillerin somut delillerle desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. En güçlü delilleri ise şu şekilde sıraladı:
“Aynı ortamda çalışan işçilerin tanıklığı çok etkilidir. İş güvenliği uzmanı ya da ofis personelinin beyanları da dosyayı güçlendirir. Sağlık raporlarında ‘soğuk ortamda çalışması sakıncalıdır’ şeklinde tespitler bulunması önemli bir avantajdır. İşverene atılan e-postalar, WhatsApp mesajları ya da dilekçeler, ileride çok işe yarar. İşveren ‘ısıtıcı verdik’ diyorsa bunun gerçekten ortamı ısıtıp ısıtmadığı bilirkişi ve tanıklarla incelenir. Sadece ‘verdik’ demek yeterli olmaz.”

İSTİFA EDEN DE TAZMİNAT ALABİLİR
İşçilerin en sık yanılgıya düştüğü konulardan birinin “istifa” meselesi olduğunu belirten Avukat Iyaz Çimen, Yargıtay’ın bu konuda önemli bir çerçeve çizdiğine dikkat çekti. Çimen’e göre, işçi her ne kadar istifa dilekçesi vermiş olsa da, feshe neden olan durum sağlıksız çalışma koşullarıysa bu ayrılık yine “haklı nedenle fesih” sayılabiliyor.
Ancak burada en kritik noktanın dilekçenin içeriği olduğunun altını çizen Çimen, gerekçenin açıkça yazılmasının işçi açısından güçlü bir delil oluşturduğunu ifade etti. Sebebin dilekçede yer almaması hâlinde ise tanık beyanları ve diğer belgelerle durumun ispatlanmasının mümkün olduğunu vurguladı. Bu nedenle istifanın, tek başına tüm hakların kaybı anlamına gelmediğini belirtti.
KIDEM TAZMİNATI VAR, İHBAR YOK
Yargıtay kararının çalışanlar açısından ne anlama geldiğini de değerlendiren Çimen, özellikle ısınma sorunu yaşayan ofis, depo ve üretim hattı çalışanları ile kronik hastalığı bulunan işçilerin bu emsal kararı dayanak gösterebileceğini söyledi. Haklı nedenle fesihte hangi hakların doğduğunu netleştiren Çimen, bu durumda işçinin kıdem tazminatına hak kazandığını ancak ihbar tazminatı alamayacağını ifade etti. Bunun gerekçesini ise, haklı fesihte bildirim süresinin aranmayışı olarak açıkladı.
Çimen, çalışanlara süreci doğru yönetmeleri yönünde de uyarıda bulunarak, öncelikle yaşanan sorunun yazılı olarak işverene bildirilmesini, makul bir süre tanınmasını ve sorun çözülmezse haklı nedenle fesih yoluna gidilmesini önerdi. Sürecin belge ve kayıtlarla desteklenmesinin her zaman işçi lehine olacağını da ekledi.

"ISINMA KONFOR DEĞİL, YÜKÜMLÜLÜK"
Kararın işverenler açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Avukat Çimen, Yargıtay’ın bu kararla açık bir mesaj verdiğini söyledi. Çimen’e göre, işyerinde ısınma artık bir konfor unsuru değil, doğrudan iş sağlığı ve güvenliği kapsamında değerlendirilmesi gereken bir yükümlülük.
İşverenlerin alması gereken önlemleri sıralayan Çimen; ortam sıcaklığının düzenli ölçülmesi, merkezi sistem ya da yeterli ısıtıcıların sağlanması ve çalışanlardan gelen şikayetlerin kayıt altına alınarak çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Aksi durumda ise işverenlerin kıdem tazminatı, faiz, yargılama giderleri ve idari yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.




