Suriye yönetimi ile SDG arasında imzalanan mutabakat Türkiye kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, Yeni Şafak yazarı Süleyman Seyfi Öğün’den dikkat çeken bir itiraz geldi. Öğün, kaleme aldığı yazısında anlaşmanın yüzeyde olumlu görünmesine rağmen ciddi riskler ve belirsizlikler barındırdığını ifade etti.
"SON PERDE Mİ, YENİ BİR TUZAK MI?"
Öğün yazısında, Suriye’de artık son aşamaya gelindiği beklentisinin oluştuğunu ancak yaşanan gelişmelerin bu beklentiyi zayıflattığını dile getirdi. ABD’nin Suriye PKK’sını yalnız bıraktığı, İsrail’in sessiz kaldığı ve örgütün belirli bölgelere sıkıştığı bir dönemde “son darbenin” beklendiğini hatırlatan Öğün, ateşkes süresinin uzatılmasının kendisinde ilk şüpheleri uyandırdığını belirtti.
"MUTABAKAT ŞÜPHELERİMİ DOĞRULADI"
Yeni Şafak yazarı, son imzalanan mutabakatın bu şüpheleri güçlendirdiğini savunarak, anlaşmanın masum beklentileri boşa çıkarabilecek unsurlar içerdiğini yazdı. Öğün’e göre, kısa sürede büyük bir sıkışma yaşayan PKK, bu mutabakat sayesinde tasfiye edilmekten kurtulmuş görünüyor.
ERBİL-İSRAİL HATTI İDDİASI
Öğün’ün yazısında en dikkat çeken başlıklardan biri ise dış müdahale iddiası oldu. Öğün, Erbil ve İsrail’in devreye girerek ABD ve Fransa’yı da yanlarına aldığını, bu şekilde PKK’nın “son kalesinde” tamamen tasfiye edilmesinin önüne geçildiğini öne sürdü. Şam yönetiminin bazı bölgelerde kontrolü artırmasına rağmen, ortaya çıkan tablonun tam anlamıyla merkezi bir yapı olmadığını savundu.
"FEDERALİMSİ SURİYE" UYARISI
Yazıda, anlaşmanın nihai sonucunun kısmi de olsa bir özerk yapıya kapı aralayabileceği ifade edildi. Öğün, bunun ABD’li yetkili Barrack’ın daha önce dile getirdiği “federalimsi Suriye” tanımını hatırlattığını belirterek, sürecin bu yöne evrildiğine dikkat çekti. Öğün’e göre Türkiye açısından en önemli kazanım sınır hattının Şam’ın kontrolüne bırakılması olsa da, PKK’nın askeri yapısının tugay ve tümen seviyesinde Suriye ordusuna entegre edilmesinin kabul edilmesi ciddi bir risk barındırıyor. Bu durumun, örgütün baskılanmış da olsa güney sınırına yakın bölgelerde varlığını sürdürmesi anlamına gelebileceğini ifade etti.
BELİRSİZLİKLER SÜRÜYOR
Mutabakat metninde birçok noktanın açık olmadığını vurgulayan Öğün, özellikle entegrasyonun bireysel mi yoksa toplu şekilde mi yapılacağı konusunda tarafların farklı açıklamalar yapmasının dikkat çekici olduğunu belirtti. Yazısını, “Suriye’de sular henüz durulmadı ve kısa vadede durulacak gibi de görünmüyor” değerlendirmesiyle tamamladı. Öğün'ün yazısının tamamı şöyle:
"
“Evet, ABD, Suriye PKK’sını ortalıkta bırakmış, İsrail buna ses etmemiş, terör teşkilâtı da Haseke, Ayn el Arab ve Kamışlı’ya tıkılıp kalmıştı. Artık son darbe bekleniyordu. PKK’nın ayan beyan yaşadığı psikolojik çöküş onun sonunu getirecek ve Suriye’den silinip gideceklerdi. Ateşkesten sonra PKK’nın yelkenleri suya indireceğini ve en iyi ihtimâlle Irak’a çekileceğini düşünmeye başlamıştım. Zihnimi bulandıran havadis, iki günlük ateşkesin on beş güne çıkarılması oldu. (…) Son mutabakat, maalesef şüphelerimi haklı çıkardı. Son mutabakat, saf beklentileri boşa çıkarabilecek hayli kaygı verici unsurlar ihtiva ediyor.”
“Lakin ne olduysa ondan sonra oldu. Son mutabakat, Erbil- İsrâil ikilisinin devreye girdiğini, ABD ve Fransa’yı da yanlarına alarak, bu ‘son kalede’ PKK’nın tasfiye edilmesine mâni olmak adına müdahalede bulunduğuna işaret ediyor. Evet, sıkıştığı yerlerde mutlak kontrol kendilerine bırakılmıyor. Pek çok kanaldan Şam, Haseke, Ayn el Arab ve Kamışlı’ya duhul ediyor.
Pek çok kurum ve kuruluşun kontrolü merkezî idarenin eline geçmiş olacak. Ama manzaranın nihai haline bakacak olursak, bunun, hayli budanmış olsa da kısmî bir özerkliğin bir şekilde sağlandığı, birilerinin geminin dümenini, Barrack’ın bir aralar ifade ettiği gibi “federalimsi” bir Sûriye’ye doğru kırdığı manasına geldiğini görmek gerekiyor. Bizim için ise en mühimi kazanım, hududun mutlak olarak Şam’ın kontrolüne verilmiş olması. Ama PKK’nın askerî yapısının tugaylar ve tümen seviyesinde entegrasyonu Şam tarafından kabul edilmiş görünüyor. Vahim olan da bu.
Eğer mutabakat işlerse, terör yapısı güney hudumuza müzahir yerlerde, çok bastırılmış olsa da varlığını devam ettirecek demektir. Mutabakatta açık olmayan hayli husus var. Buna, üzerinde anlaşılan hususların bir kısmının nasıl hayata geçirileceğinin belirsiz kaldığı diğer hususları da ekleyebiliriz. Mesela Şam ve PKK kaynakları, daha şimdiden, tugay-tümen işini ne kadar farklı yorumladıklarını ortaya koyan açıklamalarda bulundular. Mesele, tarafların hâlâ entegrasyonun bireysel mi, değilse blok halinde olacağının üzerinde anlaşamadıklarını düşündürüyor. Elbette takip edeceğiz. Ama, Suriye’de işler durulmuş değil. Daha bir müddet de durulacağını beklememek gerekiyor.”