PKK’nın silah bırakma sürecinin hukuki altyapısını oluşturması amacıyla hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. 12 maddeden oluşan düzenleme; PKK/KCK ve bağlantılı oluşumların faaliyetleri kapsamında veya lehine işlenen bazı suçlara ilişkin soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş cezaların infazına yönelik geçici hükümler içeriyor.

Kürt meselesinin çözümüne yönelik hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemenin kapsamı ve kimleri kapsayacağına ilişkin tartışmalar ise gündemdeki yerini koruyor. KCK Yürütme Konseyi üyesi ve uzun yıllardır Avrupa’da yaşayan Zübeyir Aydar, gazeteci Banu Güven’e verdiği röportajda teklifin kapsamı, eksikleri ve sürecin bundan sonraki aşamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yaklaşık 32 yıldır sürgünde olduğunu belirten Aydar, metni gördüğünde kendisini kapsam dışında bulduğunu söyledi. Aydar, düzenlemenin bazı maddelerinin değiştirilmesi gerektiğini savunarak, görüşlerinin hem DEM Parti’ye hem de kamuoyuna iletildiğini ifade etti.

“YASANIN BU AŞAMAYA GELMESİNİ ÖNEMSİYORUZ”

Aydar, 1993 yılından bu yana devam eden barış arayışlarının içerisinde yer aldığını belirterek, mevcut sürecin önceki girişimlerden farklı olarak parlamentonun önüne bir yasa teklifi getirilmesi açısından önemli olduğunu söyledi. Parlamentoda bir komisyon kurulmasını ve İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmeler gerçekleştirilmesini önemli bir gelişme olarak değerlendiren Aydar, mevcut çatışmasızlık sürecinin de devam etmesini önemsediklerini belirtti.

Aydar, “Diyalogu önemsiyoruz. Süreci önemsiyoruz. Hareket olarak da, halk olarak da gerçekten barışla ve çözümle sonuçlanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Vize randevularında bot skandalı! 6 ilde onlarca kişiye operasyon
Vize randevularında bot skandalı! 6 ilde onlarca kişiye operasyon
İçeriği Görüntüle

Teröristbaşı Abdullah Öcalan’dan Yeni Mektup! Barış Çağırış Yaptı2

AYDAR’DAN TEKLİFE “GÜVENLİKÇİ DİL” ELEŞTİRİSİ

Teklifte gördüğü eksikliklere de değinen Aydar, düzenlemenin ağırlıklı olarak güvenlikçi bir anlayışla hazırlandığını ileri sürdü. Kürt tarafının kaygılarının yeterince dikkate alınmadığını savunan Aydar, teklif içerisinde “terör örgütü” ifadesinin kullanılmasına da itiraz etti.

Aydar, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın konumunun da yasada daha açık şekilde tanımlanması gerektiğini söyledi.

“ABDULLAH ÖCALAN’IN STATÜSÜ AÇIK VE NET BELİRTİLMELİ”

Aydar, Abdullah Öcalan’ın sürecin merkezinde olması gerektiğini belirterek, daha önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından gündeme getirilen “Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü” formülünün yasada açıkça yer almasını beklediklerini söyledi.

Aydar, Öcalan’ın süreci yürütebilmesi için iletişim imkanlarının genişletilmesi gerektiğini savundu. Bu kapsamda Öcalan’ın basın mensupları, siyasi partiler, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve sürecin taraflarıyla doğrudan iletişim kurabilmesi gerektiğini belirten Aydar, özellikle silah bırakma sürecinde bu temasın önemli olduğunu ifade etti.

“1 HAZİRAN 2005 SINIRLANDIRMASI KALDIRILMALI”

Aydar’ın teklif kapsamında en fazla dikkat çektiği konulardan biri ise 1 Haziran 2005 tarihi oldu. Teklifin, bu tarihten önce işlenen suçlar bakımından bazı ağır cezaları ve soruşturma veya kovuşturması bulunan kişileri kapsam dışında bıraktığını belirten Aydar, bu düzenlemenin değiştirilmesi gerektiğini savundu.

Kendisinin de bu nedenle teklifin kapsamı dışında kaldığını belirten Aydar, 2003 yılında Kongra-Gel’in kuruluşunda ve 2005 yılında KCK’nın kuruluş sürecinde üstlendiği görevlerin bu tarih sınırlaması nedeniyle kendisi açısından önem taşıdığını söyledi.

Aydar, “Biz barışmak istiyoruz. Buna herkes dahil olmalıydı, herkes bu işten yararlanmalıydı” dedi.

“HERKESİN DÖNMESİNİ İSTİYORUZ”

Yasa teklifinin örgütün yönetici kadrolarının dönüşü konusunda yeterince kapsamlı olmadığını savunan Aydar, dağda, Avrupa’da veya başka ülkelerde bulunan kişilerin ülkeye dönerek siyaset yapabilmelerinin önünün açılması gerektiğini ifade etti.

Siyasetin önünün açılmasının silahlı mücadelenin sona erdirilmesi açısından önemli olduğunu belirten Aydar, “Biz herkesin dönmesini istiyoruz. Ayrımsız herkesin gelip, o ülkede siyaset yapabilecek konuma gelmesini istiyoruz” diye konuştu.

Meclis21

ASKERLİK SORUNUNA DİKKAT ÇEKTİ

Aydar, yasa teklifinde yeterince tartışılmadığını söylediği bir başka konunun ise askerlik olduğunu dile getirdi. Uzun yıllar dağda veya sürgünde yaşayan kişilerin Türkiye’ye dönmeleri halinde askerlik yükümlülüğüyle karşılaşmasının ciddi bir sorun oluşturabileceğini belirten Aydar, bu konuda özel bir düzenleme yapılması gerektiğini savundu.

Avrupa’da sürece ilişkin bazı görüşmeler yaptıklarını söyleyen Aydar, görüştükleri kişiler arasında “Askerlik olmasa dönerim” diyenlerin bulunduğunu aktardı. Aydar, özellikle uzun yıllar yurtdışında yaşayan veya askerlik yapmamış kişilerin dönüşünün önündeki bu sorunun çözülmesi gerektiğini ifade etti.

“CEZAEVİ TAHLİYELERİ İÇİN MGK KARARI BEKLENMEMELİ”

Aydar, teklifin infaz düzenlemelerine ilişkin bölümüne de itiraz etti. Silah bırakma sürecinin teyit edilmesi, ardından Milli Güvenlik Kurulu’nun karar alması ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanması sonrasında cezaevlerindeki kişilerin tahliye edilmesinin öngörülmesini doğru bulmadığını belirten Aydar, tahliyelerin yasanın yürürlüğe girmesiyle başlaması gerektiğini savundu.

Aydar, “Cezaevindeki bir kişinin tahliyesi için dağdaki insanların silah bırakıp bırakmadığının teyit tespitini doğru bulmuyorum” ifadelerini kullandı.

Dem Parti-4

“GÖRÜŞLERİMİZİ DEM PARTİ’YE İLETTİK”

Yasa teklifine ilişkin değişiklik taleplerini ilgili taraflara ilettiklerini belirten Aydar, görüşlerinin DEM Parti’nin Avrupa’daki temsilciliğine aktarıldığını söyledi. Aydar, önerilerinin hem basın aracılığıyla hem de siyasi kanallar üzerinden gündeme getirildiğini belirterek, teklifin TBMM Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamalarında değiştirilmesini beklediklerini ifade etti.

“TÜRKİYE’YE DÖNMEK İSTİYORUM”

32 yılı aşkın süredir sürgünde yaşayan Aydar, Türkiye’ye dönme isteğini de röportajda açıkça dile getirdi.

Kendisini Türkiye’ye ait hissettiğini belirten Aydar, “Ben ülkeme dönüp, ülkemde yaşamak istiyorum, ama özgürce yaşamak istiyorum. Onurumla, kimliğimle, kültürümle, insanlarımla, halkımla birlikte yaşamak istiyorum” dedi. Yasa teklifini bu beklentiyle değerlendirdiğini belirten Aydar, “Teklif metnine baktığımda, kendimi dışında buldum” ifadelerini kullandı.

Hakkında çok sayıda dosya bulunduğunu ve bunların arasında terör örgütü yöneticiliği ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlamaların da yer aldığını söyleyen Aydar, yeni süreçte geçmişte yaşananların geride bırakılması gerektiğini savundu.

“YENİ BİR SAYFA, BEYAZ BİR SAYFA AÇMAK İSTİYORUZ”

Barış sürecinin başarıya ulaşması halinde yeni bir dönemin başlaması gerektiğini söyleyen Aydar, geçmişteki suçlamaların ve karşılıklı yaşananların sürekli gündeme getirilmesinin çözümü zorlaştıracağını belirtti.

Aydar, “Biz yeni bir sayfa açmak istiyoruz. Madem bir barışıyoruz, madem çözüyoruz, yeni bir sayfa, bir beyaz sayfa açmak istiyoruz” dedi. Aydar, Türkiye’ye dönebilmesi halinde ise ilk olarak doğduğu ve büyüdüğü topraklara gitmek istediğini söyledi.

“Doğduğum ve büyüdüğüm topraklara döneceğim. Oraya gitmek istiyorum” diyen Aydar, yasa teklifinin bundan sonraki süreçte değiştirileceği beklentisini de yineledi.

Muhabir: Sümeyye Aksu