Dünyada kuruluşunun üzerinden 600 yıldan fazla zaman geçen, yani 1426 yılından önce temelleri atılıp faaliyetlerini günümüze kadar koruyan ve sürdüren yaklaşık 45–50 kadim ve tarihi üniversite/yükseköğretim kurumu bulunmaktadır. Bunlar esas itibarıyla Batı Avrupa’daki Orta Çağ ve Rönesans dönemi üniversiteleridir (örneğin 1402’de kurulan Almanya’nın Würzburg, 1409’da kurulan Leipzig, 1413’te temelleri atılan İskoçya’nın St. Andrews ve 1425’te kurulan Belçika’nın Leuven Katolik Üniversiteleri gibi).

Bu kurumların yanı sıra Doğu medeniyetinin beşiği olan kadim medrese-üniversiteler de müstesna bir yere sahiptir. Bunlar arasında İslam dünyasının en köklü üniversitelerinden olan, 900–1000 yılı aşkın geçmişiyle (Guinness Rekorlar Kitabı’na göre dünyada kesintisiz eğitim veren en eski kurum sayılan 859 kuruluşlu) Fas’taki el-Karaviyyin Üniversitesi ve kuruluşundan bu yana 970 yıl geçen Mısır’daki el-Ezher Üniversitesi yer almaktadır.

Uluslararası düzeyde dünya üniversiteleri tarihi incelenirken sadece Avrupa’daki studium generale sistemindeki yükseköğretim kurumları değil, Avrasya ve Afrika kıtasındaki büyük medrese-üniversiteler de kabul görmektedir. Bunlar arasında 1417–1420 yıllarında inşa edilen ve bugünkü Semerkant Devlet Üniversitesi’nin tarihi temelini oluşturan Mirzo Uluğ Bey Medresesi özel bir konuma sahiptir. Bu ilim yuvası, kendi döneminde astronomi, matematik, ilahiyat ve diğer mantıki bilimlerin derinlemesine öğretildiği bölgenin en büyük yüksek akademik merkezi olmuştur.

İddiamızın altını doldurmak adına tarihi kaynaklara başvuruyor ve Semerkant Devlet Üniversitesi’nin mümtaz evladı, büyük bilim insanı Akademisyen (Ordinaryüs) Baturhan Valihocayev’in “Mirzo Uluğ Bey Dönemi Medreseleri” adlı araştırma kitabından kesitler sunuyoruz. Akademisyen B. Valihocayev’in kaynaklara dayanarak aktardığına göre, Mirzo Uluğ Bey dönemi medreselerinde eğitim ve maddi teminat sisteminin yanı sıra müfredatın esasını pozitif ve beşeri bilimler oluşturmaktaydı. Bununla birlikte, medreselerin ihtisas alanlarına göre akli bilimler (ulûm-ı akliyye), askeri bilimler (ulûm-ı askeriyye) ve idari bilimler (ulûm-ı ma’mûriyye) de derinlemesine öğretilmekteydi. Örneğin devlet yöneticileri ve ordu komutanlarının yetiştirilmesinde yukarıda belirtilen ilimlerin yanı sıra ok atmak, ata binmek ve sevk etmek, çevgen oyunu, kabul törenleri düzenlemek, elçilerle görüşmek ve diğer devletlerle diplomatik ilişkiler kurmaya dair hususların öğretiminde Nizamülmülk’ün “Siyasetname” adlı eseri ve diğer el kitaplarından geniş çapta faydalanılmıştır.

Medrese faaliyetleri ile burada eğitim gören talebelerin ve müderrislerin maddi teminatı da sağlam esaslara bağlanmıştı. Medreseye tahsis edilen vakıf mülklerinden elde edilen gelirler doğrultusunda sadrı-mütevelli, müderris, muit, hafız, ferraş ve talebelere yıllık ve aylık maaşlar (nakit para ve buğday cinsinden) tayin edilmekteydi. Nitekim Ali Şîr Nevâî, kendi inşa ettirdiği “İhlasiye” Medresesi çalışanlarına yıllık maaşı, talebelere ise hem aylık hem yıllık tahsisatı şu şekilde belirlemiştir: Sadrı Mütevelliye (Rektör): 3000 altın, 30 yük tahıl; Müderrise (Profesör): 1200 altın, 24 yük tahıl (üçte biri arpa, üçte ikisi buğday); Talebelere (üç gruba ayrılmış olarak): A’lâ (üst) gruba: her birine aylık nakit 24 altın, yıllık 5 yük buğday; Evsat (orta) gruba: her birine aylık nakit 16 altın, yıllık 4 yük buğday; Ednâ (alt) gruba: her birine aylık nakit 12 altın, yıllık 3 yük tahıl.

1420 yılında Mirzo Uluğ Bey Medresesi faaliyete başladığında 100 talebe eğitim görmekte olup, onlara dönemin seçkin müderrisleri, muitleri ve hafızları ders vermiştir. Medresenin sadrı ve baş müderrisi Mevlana Selahaddin Musa Kadızâde-i Rûmî olmuştur.

Medrese öğretime başladığında talebelerin bilgi seviyesi ve derecesi tespit edilerek özel bir sınav vasıtasıyla a’lâ (üst), evsat (orta) ve ednâ (alt) gruplara ayrılmıştır. Sınavı Mevlana Kadızâde-i Rûmî başkanlığındaki özel bir heyet yürütmüş, talebelerin imtihan edildiği törenlere zaman zaman Mirzo Uluğ Bey bizzat katılmıştır. Bu hususta Abdurrahman Câmî’nin biyografisi niteliğindeki “Makâmât-ı Mevlevî Câmî” (Abdulvâsi’ Nizâmî) eserinde de son derece kıymetli bilgiler aktarılmaktadır. Talebelere tahsis edilen burs ve maaşlar sekiz yıllık bir süre için verilmekteydi. Eğer bu süre zarfında talebe ednâ gruptan evsat veya a’lâ gruba yükselirse bursu da buna uygun olarak güncellenir, herhangi bir gelişim gösteremezse burs tahsisi kesilirdi.

pastedGraphic.png

Uluslararası Takdir: “Mirzo Uluğ Bey Medresesi – Bilime Dikilmiş Bir Abidedir”

Semerkant Devlet Üniversitesi’nin 606 yıllık zengin tarihi ve Mirzo Uluğ Bey’in aydınlanma mirası bugün dünya bilim camiası tarafından takdirle karşılanmaktadır. Nobel Ödülü sahibi ünlü bilim insanı Aziz Sancar, Semerkant’ın akademik gelenekleri hakkında şöyle demektedir:

“Bana göre dünya cemiyeti Uluğ Bey gibi bir bilgeyi, Uluğ Bey gibi büyük bir akıl sahibini görmemiştir. Registan Meydanı her birimize dünya karşısında başımızı dik tutma hakkını vermektedir. Uluğ Bey Medresesi’nde bulunmak büyük bir bahtiyarlıktır; bilhassa bilim insanları için... Mirzo Uluğ Bey Medresesi, Semerkant’ta ilim ve fenne dikilmiş bir abidedi. İnsanlığa ilim tahsili hususunda bir derstir. Bu ilim yuvası yalnız Mirzo Uluğ Bey’i değil; Kadızâde-i Rûmî’leri, Ali Kuşçu’ları görmüş mübarek bir mekândır. Kanaatimce bilim kulvarındaki uluslararası kongreler tam da Uluğ Bey Medresesi’nde gerçekleştirilmelidir.”

Görüldüğü üzere, Mirzo Uluğ Bey ve çağdaşları için bundan daha büyük bir takdir olamaz. Nitekim Semerkant Devlet Üniversitesi yönetimi ve bilim insanları, Semerkant Devlet Üniversitesi Günü vesilesiyle bugünkü kutlamalara Emir Timur Türbesi’nde Mirzo Uluğ Bey’in aziz ruhuna Kur’an-ı Kerim tilavet ederek başladılar.

BAYRAM TÖRENLERİ VE KUTLAMALAR

606 yıllık şanlı yıldönümü vesilesiyle düzenlenen görkemli bayram törenleri üniversite bulvarında coşkulu bir atmosferde devam etti. Etkinliklerde Semerkant Vilayet Valisi Adiz Babayev ile Semerkand Devlet Üniversitesi Rektörü, Özbekistan Cumhuriyeti Bilim İnsanı, Âli Meclis Senato Üyesi Rustam Holmurodov birer konuşma yaparak tüm akademisyenleri ve öğrencileri bu müstesna gün – Semerkant Devlet Üniversitesi Günü vesilesiyle yürekten tebrik ettiler.

Sayın Vali ve Sayın Rektör konuşmalarında, bugünün gençliğini Mirzo Uluğ Bey, Kadızâde-i Rûmî ve Ali Kuşçu gibi büyük ecdadımızın paha biçilmez ilmi mirasına layık birer halef olmaya, modern bilimleri en iyi şekilde özümseyerek Yeni Özbekistan’ın vatansever ve seçkin evlatları olarak yetişmeye davet ettiler.

Prof. Dr. Mahbuba ERGAŞOVA

(Semerkant Devlet Üniversitesi Felsefe Bilim Dalı Başkanı)

Fazliddin MADİYEV

(Kıdemli Öğretim Görevlisi)

21 Eylül, Semerkant.

pastedGraphic_2.png

Üniversitenin 606 yıllık yıldönümü Timur Türbesinde yatan Mirzo Uluğ Bey’in anısına Kur’an tilavetleriyle başladı.

pastedGraphic_3.png

SamDÜ Rektörü sayın Rustam Holmurodov (ortada) ve Üniversitenin Yönetim Kurulu.

pastedGraphic_4.png

Sayın Rektör Prof. Dr. R.Halmurodov ve Prof. Dr. Enver Zohidov

pastedGraphic_5.png

Sayın Rektör Prof. Dr. R.Halmurodov Üniversite Profesörleriyle bir arada.

pastedGraphic_6.png

SamDÜ Ana Kapısı Girişindeki Temur İmparatorluğu Bayrağı

New York’ta kritik üçlü zirve: Türkiye, Suriye ve Suudi Arabistan Türkevi’nde buluştu
New York’ta kritik üçlü zirve: Türkiye, Suriye ve Suudi Arabistan Türkevi’nde buluştu
İçeriği Görüntüle

pastedGraphic_7.png

SamDÜ Tarım Fakültesi Öğrencileri tarafından yetiştirilmiş olan tarım ürünleri.

pastedGraphic_8.png

pastedGraphic_9.png

SamDÜ’nin 606 yıldönümü vesilesiyle tüm Üniversite öğrencileri ve misafirlere Özbek pilavı ikram edildi.

Kaynak: HABER MERKEZİ