İşgal altındaki Batı Şeria’da bir konferansta konuşan Büyükelçi Huckabee, ABD ile İsrail arasındaki ilişkinin Trump'ın ifade ettiğinden çok daha derin bir "varoluşsal borç" ilişkisi olduğunu iddia ederek Başkan'ın Orta Doğu vizyonuna doğrudan meydan okudu.
"İSRAİL OLMASAYDI AMERİKA DA OLMAZDI"
ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz günlerde G7 zirvesi sırasında dile getirdiği "Biz olmasak İsrail olmazdı" şeklindeki çıkışı, büyükelçi düzeyinde yankı buldu. İsrail'in işgali altındaki Batı Şeria'da düzenlenen bir konferansta kürsüye çıkan ABD Büyükelçisi Mike Huckabee, Trump’ın "patronluk" taslayan söylemini tersine çevirdi. Huckabee, "İsrail olmasaydı, Amerika da olmazdı. Varlığımızı, bu topraklarda yaşananlara borçluyuz" diyerek Trump'ın aksine İsrail'i Amerikan varlığının merkezine koydu.
BÜYÜKELÇİ HUCKABEE'NİN "ORTAK MİRAS" VURGUSU
Huckabee, sadece bir diplomat olarak değil, aynı zamanda İsrail'in stratejik ve manevi değerini Amerikan kamuoyuna anlatma misyonu üstlenmiş bir figür olarak hareket ettiğini savundu. İki ülkenin ortak bir mirasa sahip olduğunu vurgulayan Büyükelçi, ABD'nin Orta Doğu'daki varlık nedeninin İsrail'in güvenliği ile doğrudan ve koparılamaz bir bağa sahip olduğunu belirtti.
TRUMP'IN "SORUMLULUK" VE "GÜÇ" MESAJI
Başkan Trump, Katar Emiri ile yaptığı görüşme sonrasında yaptığı açıklamada Netanyahu'ya (Bibi) Lübnan konusundaki tutumu nedeniyle üstü kapalı bir uyarıda bulunmuş ve İsrail'in varlığını kendi başkanlık dönemindeki icraatlarına bağlamıştı. Trump'ın "Ben olmasam İsrail olmazdı" şeklindeki bu kendine güvenen tavrı, Beyaz Saray'ın İsrail üzerindeki "belirleyici" gücünü vurgulama amacı taşıyordu.
YÖNETİM İÇİNDE "İSRAİL LOBİSİ" TARTIŞMASI
Huckabee’nin Trump’a yönelik bu açık meydan okuması, Washington yönetimi içinde "İsrail politikaları" konusunda ciddi bir ideolojik ayrışma olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bir yanda "İsrail'e istediğini yaptıran güç" olma iddiasındaki Trump ekibi, diğer yanda "İsrail'e ontolojik olarak borçlu olan bir Amerika" fikrini savunan Huckabee gibi ideolojik kanatlar arasında yaşanan bu tartışma, Orta Doğu diplomasisinin geleceğini belirsizleştiriyor.





