ABD ile İran arasında aylardır tırmanan gerilimde dikkat çekici bir yumuşama süreci başladı. Washington’dan gelen “görüşüyoruz” mesajının ardından sahadaki askeri hareketlilikten diplomatik temaslara kadar peş peşe gelen gelişmeler, iki ülke arasında yeniden müzakere zeminine girildiği yorumlarını güçlendirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin hafta sonu yaptığı açıklama sürecin en kritik dönüm noktalarından biri oldu. Arakçi, İran’ın nükleer silah sahibi olmaması konusunda ABD Başkanı Donald Trump ile aynı görüşte olduklarını belirtirken, ülkesinin hiçbir zaman nükleer silah geliştirmeyeceğini vurguladı. Buna karşın Tahran yönetimi, nükleer enerji hakkından vazgeçmeyeceğinin de altını çizdi.

Bu açıklamanın hemen ardından ABD’ye ait bir füze destroyerinin İsrail’in güneyindeki limanı terk etmesi, bölgede olası bir askeri çatışma riskinin azaldığına dair önemli bir sinyal olarak değerlendirildi.

İRAN'DAN AB'YE SERT MİSİLLEME

Tahran cephesi, bir yandan Washington ile yakınlaşma mesajları verirken, Avrupa Birliği ile ilişkilerde sert bir çizgiye geçti. AB’nin İran Devrim Muhafızları’nı terör listesine alma girişimine karşılık İran, bazı AB ülkelerinin ordularını “terör örgütü” ilan etti. Uzmanlara göre İran’ın, ABD’ye karşı yanında konumlanabilecek en önemli aktörlerden biri olan AB’ye bu denli sert çıkması, Washington ile uzlaşma zemini bulduğu yönündeki beklentileri daha da artırdı.

İran basınına yansıyan bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da müzakerelere yeniden başlanması için talimat verdi.

İSRAİL'İN "KIRMIZI ÇİZGİLERİ" NE OLACAK?

Süreci yakından izleyen İsrail ise ABD-İran arasında olası bir anlaşma için üç temel şart öne sürüyor. İran’ın nükleer faaliyetlerine son vermesi, balistik füze programını durdurması ve bölgedeki vekil güçlerine verdiği desteği kesmesi.

İran’ın Lübnan’daki Hizbullah, Yemen’deki Husiler ve Suriye’deki Esad yönetimi ile kurduğu ilişkiler uzun süredir Tel Aviv’in güvenlik endişelerinin merkezinde yer alıyordu. Mevcut tabloda, Yemen hattı dışında İsrail açısından doğrudan tehdit oluşturan başlıkların büyük ölçüde zayıfladığı değerlendiriliyor.

Tahran yönetimi nükleer silah geliştirmeyeceğini açıkça ifade ederken, balistik füze konusu ise pazarlık masasının en zor başlığı olarak öne çıkıyor. İran bu konuyu gündemine almazken, ABD’nin İsrail’i tatmin edecek bir orta yol arayışında olduğu konuşuluyor. Washington’un Ortadoğu’daki askeri varlığını azaltma hedefi, Suriye benzeri bir uzlaşı modelinin gündeme gelebileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Trump’tan savaş iması: Anlaşın ya da bedelini ödersiniz
Trump’tan savaş iması: Anlaşın ya da bedelini ödersiniz
İçeriği Görüntüle

YAPTIRIMLAR ANA PAZARLIK KONUSU

İran tarafının müzakerelerde ilk şart olarak yaptırımların kaldırılmasını masaya koyması bekleniyor. Buna karşılık ABD basını, görüşmelerin yeri ve zamanının henüz netleşmediğini aktarıyor.

İran medyasında yer alan dikkat çekici bir iddiaya göre, arka kapı diplomasisiyle süreci canlandırmaya çalışan Türkiye’nin arabulucu rolü üstlenmesi yüksek olasılık olarak görülüyor. Haberlere göre resmi müzakerelerin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff arasında yapılması planlanıyor.

ABD basınında yer alan başka bir iddiaya göre ise Ankara’da Türkiye, Mısır, Katar ve Suudi Arabistan’ın da dahil olduğu bir ön temas gerçekleştirildi. Bu görüşmenin ardından Witkoff’un İsrailli yetkililerle bir araya gelmesi bekleniyor.

GÖZLER DİPLOMASİ MASASINDA

Henüz Çin’e yapılan petrol satışları gibi kritik ekonomik başlıklar gündeme gelmedi. Ancak diplomatik trafik ve askeri hareketlilikteki yavaşlama, Washington-Tahran hattında yeni bir sayfanın açılabileceğine işaret ediyor. Türkiye’nin üstleneceği olası arabuluculuk rolü ve balistik füze başlığında atılacak adımlar ile sadece ABD-İran ilişkilerinin değil, tüm Orta Doğu dengelerinin seyrini belirleyeceği için savaş geriliminin önemli ölçüde azalacağı yorumları yapılıyor.

Muhabir: Ünsal Ergel