Küresel dengelerin hızla değiştiği bir dönemde Türkiye'nin diplomatik, askeri ve ekonomik alandaki etkisinin artması, Washington'daki bazı dış politika çevrelerinde dikkatle izleniyor. Özellikle Ukrayna-Rusya savaşı, Suriye'deki gelişmeler, Güney Kafkasya'da şekillenen yeni denklemler ve enerji koridorları üzerindeki stratejik konumu nedeniyle Ankara'nın son yıllarda beklenenden daha güçlü bir aktöre dönüştüğü yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşları ve uluslararası ilişkiler uzmanlarının hazırladığı analizlerde, Türkiye'nin sadece bölgesel bir güç olmaktan çıkarak birçok kriz başlığında doğrudan etkili olan küresel bir oyuncu konumuna yükseldiği belirtiliyor. Avrupa'nın güvenlik mimarisinde yaşanan değişim de bu süreci hızlandıran önemli faktörlerden biri olarak gösteriliyor.
AVRUPA'NIN GÜVENLİK HESAPLARINDA TÜRKİYE FAKTÖRÜ
Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa ülkelerinin savunma politikalarında önemli değişikliklere gitmesi, Türkiye'nin NATO içerisindeki konumunu daha da güçlendirdi. Savunma sanayisindeki ilerlemeler, insansız hava araçları teknolojisindeki başarılar ve Karadeniz güvenliği konusunda üstlendiği rol nedeniyle Ankara'nın Avrupa başkentlerinde "vazgeçilmez ortak" olarak görülmeye başlandığı ifade ediliyor.
Washington kulislerinde konuşulan değerlendirmelere göre, Avrupa Birliği ülkeleri artık güvenlik politikalarını oluştururken Türkiye'yi dışarıda bırakmanın mümkün olmadığı görüşünü daha yüksek sesle dile getiriyor. Bu durumun, Türkiye'nin Batı ittifakı içerisindeki pazarlık gücünü artırdığı belirtiliyor.
KARADENİZ'DEN KAFKASYA'YA UZANAN ETKİ ALANI
Türkiye'nin Karadeniz'deki diplomatik girişimleri ve Rusya ile Ukrayna arasında zaman zaman üstlendiği arabuluculuk rolü, uluslararası çevrelerde dikkat çekmeye devam ediyor. Bunun yanı sıra Azerbaycan ile Ermenistan arasında devam eden süreçlerde Ankara'nın etkisinin artması da Washington'da yakından takip edilen başlıklar arasında yer alıyor.
Uzmanlar, Güney Kafkasya'da oluşan yeni dengelerin Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu güçlendirdiğini ve enerji ile ulaştırma koridorları üzerindeki stratejik önemini artırdığını değerlendiriyor.
ENERJİ KORİDORLARINDA ANKARA'NIN STRATEJİK AVANTAJI
Avrupa'nın Rus enerji kaynaklarına olan bağımlılığını azaltmaya çalıştığı bir dönemde Türkiye'nin enerji geçiş hatlarındaki rolü daha fazla önem kazandı. Orta Asya, Kafkasya ve Orta Doğu kaynaklarının Avrupa'ya taşınmasında Türkiye'nin merkez ülke konumuna yükselmesi, Batılı başkentlerde dikkat çeken gelişmeler arasında gösteriliyor.
Enerji uzmanları, önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin sadece bir transit ülke değil, aynı zamanda bölgesel bir enerji merkezi haline gelebileceğini ifade ediyor.
SURİYE DENKLEMİ YENİDEN ŞEKİLLENİYOR
Suriye'de yaşanan son gelişmeler de Ankara'nın bölgesel etkisini artıran unsurlar arasında gösteriliyor. Güvenlik politikaları, sınır ötesi operasyonlar ve diplomatik girişimler sayesinde Türkiye'nin sahadaki ağırlığını koruduğu belirtilirken, Washington'daki bazı çevrelerin bu durumu yeni dönemin en önemli jeopolitik gerçeklerinden biri olarak değerlendirdiği ifade ediliyor.
Bölgedeki dengelerin yeniden şekillendiği süreçte Türkiye'nin hem askeri hem de diplomatik araçları eş zamanlı kullanabilmesinin dikkat çektiği vurgulanıyor.
GAZETECİ HASAN TAŞKIN: "TÜRKİYE ARTIK SADECE BÖLGESEL GÜÇ OLARAK DEĞERLENDİRİLMİYOR"
Konuya ilişkin Türkinform’a değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Hasan Taşkın, son yıllarda yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin uluslararası sistemdeki konumunu önemli ölçüde değiştirdiğini söyledi.
Taşkın, "Washington'da ve Batılı strateji çevrelerinde Türkiye artık yalnızca bulunduğu coğrafyanın bir aktörü olarak değerlendirilmiyor. Ukrayna-Rusya savaşı, Karadeniz güvenliği, enerji hatları, Orta Doğu politikaları ve Kafkasya'daki gelişmeler birlikte ele alındığında Ankara'nın etki alanının genişlediği görülüyor. Bu durum bazı çevrelerde fırsat olarak değerlendirilirken, bazı çevrelerde ise Türkiye'nin artan bağımsız hareket kabiliyeti nedeniyle dikkatle takip ediliyor" ifadelerini kullandı.
Taşkın ayrıca, yeni dünya düzeninde orta büyüklükteki ülkelerin önem kazandığını belirterek, "Türkiye hem NATO üyesi olması hem de farklı bölgelerle aynı anda ilişki kurabilme kapasitesi sayesinde çok yönlü bir diplomatik avantaj elde etmiş durumda. Bu nedenle Ankara'nın önümüzdeki dönemde uluslararası krizlerde daha fazla söz sahibi olması sürpriz olmayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
YENİ DÖNEMİN EN KRİTİK AKTÖRLERİNDEN BİRİ Mİ?
Uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre dünya siyasetinde güç merkezleri yeniden şekillenirken Türkiye'nin jeopolitik konumu, savunma kapasitesi, enerji projelerindeki rolü ve diplomatik girişimleri Ankara'yı yeni dönemin dikkat çeken aktörlerinden biri haline getiriyor.
Washington'daki bazı stratejik çevrelerde yapılan değerlendirmelerde ise Türkiye'nin yükselen etkisinin önümüzdeki yıllarda ABD'nin bölgesel politikalarında daha fazla hesaba katılması gereken bir unsur olacağı görüşü öne çıkıyor. Bu nedenle Ankara'nın attığı adımların yalnızca bölge ülkeleri tarafından değil, küresel güç merkezleri tarafından da daha yakından takip edildiği ifade ediliyor.


