Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) AB Dönem Başkanlığı’ndaki son gününde gerçekleşen bu ziyaret, diplomatik kulislerde büyük yankı uyandırdı. Ortak hareket etmeleri pek alışılagelmiş olmayan bu güçlü üçlünün Ankara ziyareti, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde AB'nin Türkiye ile işbirliğine verdiği hayati önemin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
ADI KONULMAMIŞ "YÜKSEK SEVİYELİ SİYASİ DİYALOG"
Yıllardır GKRY’nin vetoları ve blokajı nedeniyle resmi olarak gerçekleştirilemeyen Yüksek Seviyeli Siyasi Diyalog Toplantısı, bu üçlü heyetin gelişiyle fiilen hayata geçiyor.
Avrupa Birliği kanadı, bu ziyareti istikrarsızlaşan küresel ve bölgesel konjonktürde ortak zorluklara karşı yeni işbirliği kapıları açmak için büyük bir fırsat olarak görüyor. Ankara ise ilişkilerde son dönemde yakalanan olumlu ivmenin artık tüm alanlara yayılmasını ve Brüksel'den somut, yapıcı adımlar gelmesini bekliyor.
DEV ZİRVEDE 4 BAKANLA YOĞUN MESAİ
AB heyetinin ana durağı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yapılacak dörtlü zirve olacak. Ancak temaslar bununla sınırlı kalmayacak. Genişleme Komiseri Marta Kos’un, ekonomi ve altyapı ağlarındaki entegrasyonu güçlendirmek adına üç önemli bakanla daha özel görüşmeler yapması planlanıyor:
Mehmet Şimşek (Hazine ve Maliye Bakanı)
Abdulkadir Uraloğlu (Ulaştırma ve Altyapı Bakanı)
Ömer Bolat (Ticaret Bakanı)
MASADAKİ 6 KRİTİK BAŞLIK VE TARAFLARIN POZİSYONLARI
Dörtlü zirvede masaya yatırılacak, Türkiye ve AB ilişkilerinin geleceğini belirleyecek stratejik başlıklar şunlar:
Vize Serbestisi ve Kolaylığı: Türk vatandaşlarının Schengen vizesi alırken yaşadığı sıkıntılar Ankara’nın öncelikli gündemi. AB, vize muafiyeti için kalan son 6 kriterin tamamlanması yönündeki mesajını tekrarlayacak. Türkiye ise tam muafiyet sağlanana kadar vize kolaylıklarının geniş kitlelere hızla yayılmasını talep ediyor.
Gümrük Birliği’nin Güncellenmesi: Ticari ilişkilerin boyutunu büyütmek isteyen Bakan Fidan, güncelleme müzakerelerinin derhal başlaması gerektiğini vurgulayacak. AB Komisyonu bu adıma sıcak baksa da üye ülkelerden henüz resmi müzakere yetkisi alabilmiş değil; şu an için teknik hazırlıklar yürütülüyor.
Göç Yönetimi ve Yük Paylaşımı: Düzensiz göçün azalmasıyla dinamikler değişti. AB mali ve lojistik desteğini sürdürmek isterken; Türkiye, işbirliğinin yeni şartlar altında "adil sorumluluk ve yük paylaşımı" esasına göre yeniden şekillendirilmesini istiyor.
Üyelik Müzakereleri: AB tarafı, 2018 yılında müzakerelerin donmasına yol açan siyasi unsurların hala masada olduğunu savunuyor. Türkiye ise sürecin siyasi engellerden arındırılarak, adil ve liyakat temelli bir yaklaşımla yürütülmesini şart koşuyor.
Savunma ve Bağlantısallık (SAFE & Made in EU): AB'nin Türkiye'yi kilit bir aktör olarak gördüğü ulaştırma ve lojistik ağlarının (bağlantısallık) yanı sıra, teknik çalışmaları süren "Made in EU" projesi ele alınacak. Ayrıca Türkiye'nin şu an için dışında tutulduğu savunma odaklı SAFE düzenlemesi de masadaki sıcak konulardan biri.
Bölgesel Güvenlik: İki tarafı da doğrudan etkileyen bölgesel çatışmalar, krizler ve istikrara katkı sağlayacak stratejik hamleler ortak gündem maddesi olacak.
NATO Zirvesi'nde İkinci Perde: Ankara’daki bu yoğun temasların ardından, önümüzdeki günlerde yapılacak NATO Zirvesi'nde de trafiğin sürmesi bekleniyor. Zirveye katılacak olan AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Türkiye arasında üst düzey diplomatik temasların gerçekleşme ihtimali oldukça yüksek görülüyor.



