İsrail, Filistin topraklarındaki işgalini derinleştirmek ve Filistin kimliğini ortadan kaldırmak amacıyla her türlü yöntemi uygulamaya devam ediyor. Son olarak, Batı Şeria'nın güneyindeki El-Halil şehrinde bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Harem-i İbrahim Camii'ni bir sinagoga dönüştürme çalışmalarını hızlandırdığı bildirildi. 1994 yılında bir Yahudi saldırgan tarafından gerçekleştirilen ve 29 Filistinli Müslüman'ın hayatını kaybettiği saldırının ardından cami fiilen yüzde 63 oranında Yahudilere, yüzde 37 oranında ise Müslümanlara tahsis edilmişti.

CAMİİ KİMLİĞİ SİLİNECEK

İsrail, 23 Haziran tarihinde cami avlusundaki koruyucu şemsiyeleri kaldırmaya başlamıştı. Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı, bu adımı caminin İslami kimliğine ve bakanlığın yetkilerine yönelik bir saldırı olarak nitelendirmiştir. Harem-i İbrahim Camii Vakfı Müdürü Mutez Ebu Suneyne, İsrail'in bu uygulamalarını gerilimi tırmandıran siyasi bir strateji olarak değerlendirmiş; İsrail’in, El-Halil’deki Yahudileştirme planlarını dünya kamuoyunun dikkatinin dağınıklığından faydalanarak hayata geçirmeye çalıştığını vurgulamıştır. Suneyne, cami ve çevresinde yasal yetkinin yalnızca Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı'nda olduğunu belirterek, İsrail’in camiyi tamamen sinagoga dönüştürme gayretinde olduğunu ifade etmiştir.

Müctaba Hamaney'den Trump'a gizemli intikam yemini!
Müctaba Hamaney'den Trump'a gizemli intikam yemini!
İçeriği Görüntüle

İsrail ordusunun camide ezanı engellediği, yerel belediye tarafından sağlanan elektrik, su ve diğer hizmetlerin kontrol altına alındığı, caminin İslami sembollerinin silinmeye çalışıldığı aktarılmıştır. Bu uygulamalarla birlikte İsrail, Filistinlileri bölgeden sürerek demografik yapıyı değiştirmeyi hedeflemektedir.

Ayrıca, 16 Haziran 2026 tarihinde İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, El-Halil şehrinin idari ve güvenlik yapısına ilişkin El Halil Anlaşması'nı feshettiklerini duyurmuştur. 1997 yılında imzalanan bu anlaşma, kenti "H1" ve "H2" olarak ikiye ayırmış ve güvenlik görevlerini paylaştırmıştı. İsrail’in bu anlaşmayı iptal etmesi, bölgedeki gerilimi artıran önemli adımlardan biri olmuştur.

MESCİD-İ AKSA'NIN STATÜSÜ DEĞİŞTİRİLECEK

Bununla paralel olarak, İsrail yönetimi Kudüs’te Mescid-i Aksa’nın statüsünü değiştirme çabalarını da sürdürmektedir. Kuzey Kudüs’teki Nebi Samuel Mescidi ve çevresindeki yaklaşık 110 dönümlük araziye “kamulaştırma” gerekçesiyle el konulması, bölgenin çok dinli turistik bir alana dönüştürülmesi planlarının parçası olarak yorumlanmaktadır. Müslüman topluluklar, Nebi Samuel Mescidi’nde Samuel Peygamber’in mezarının bulunduğuna inanmakta ve bölgede tarih boyunca Müslümanlar tarafından yapılmış imar faaliyetlerine dikkat çekmektedir. Ancak İsrail’in kazılarında Yahudi anlatısını destekleyecek kalıntı bulunamamıştır.

Kaynak: HABER MERKEZİ