AB Dışişleri Bakanları'nın 13 Temmuz'daki toplantısı öncesinde bir rapor hazırlayan HRW, Birlik yönetimini uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı. Rapora ve açıklamalara göre, 2017-2026 yılları arasında Avrupa pazarına giren İsrail menşeli tarım ürünlerinin önemli bir kısmının yasa dışı yerleşimlerden kaynaklandığı belirtiliyor. Uluslararası Adalet Divanı'nın görüşlerine atıfta bulunan Francavilla, AB'nin ticari düzenlemelerinin mevcut durumda kendi yasalarıyla dahi çeliştiğini ifade etti.

"AB, ENDİŞE DİLE GETİRMEKTEN FAZLASINI YAPMALI"

Claudio Francavilla, AB'nin yıllardır süregelen pasif tutumunu eleştirerek, İsrail'in işgal altındaki topraklara nüfus nakletmesinin savaş suçu olduğunu hatırlattı. Brüksel'in yerleşim yerlerini "bir seçenek listesi" olarak değerlendirmesinin yanıltıcı olduğunu belirten Francavilla, 50'den fazla sivil toplum kuruluşunun talebini yineleyerek, yasağın uygulanmasının tek hukuki yol olduğunu savundu.

Ab1

5 BİN 900 SEVKİYAT İNCELEME ALTINDA

Global Echo Litigation Center'ın verileri, ticari boyutun büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Rapora göre, 2017-2026 döneminde Avrupa'ya gelen İsrail sevkiyatlarının yüzde 17,2'si, uluslararası hukuk kapsamında yasa dışı kabul edilen bölgelerde üretilen narenciye, hurma ve tahin gibi ürünlerden oluşuyor. Bu durum, AB'nin kendi iç hukukunda yer alan "ticaretin uluslararası hukuka uygun olması gerektiği" hükmünün ihlal edildiği şeklinde yorumlanıyor.

GÜMRÜK VERGİSİ MUAFİYETİ TARTIŞMASI

Francavilla, İsrail'e tanınan gümrük vergisi muafiyetlerinin yasa dışı yerleşimleri kapsadığı argümanının hukuki açıdan hatalı olduğunu belirtti. Mevcut anlaşmaların bu bölgeleri imtiyaz dışı tutması gerektiğini savunan temsilci, titiz bir gümrük uygulamasıyla bile ticari akışın yasal zemine oturtulamayacağını, doğrudan yasaklama yapılması gerektiğini ifade etti.

Bulgaristan'da ABD askeri varlığı sona erdi
Bulgaristan'da ABD askeri varlığı sona erdi
İçeriği Görüntüle

AB KOMİSYONU'NDA "SEÇENEKLER LİSTESİ" BEKLENTİSİ

Yüksek Temsilci Kaja Kallas'ın işaret ettiği "seçenekler listesi" yaklaşımı, sivil toplum ve birçok üye ülke nezdinde yeterli bulunmuyor. Temmuz ayındaki kritik toplantı öncesi AB Komisyonu üzerindeki baskı artarken, Brüksel'in "tarihi ve ahlaki yükümlülükler" karşısında alacağı kararlar, Avrupa'nın Orta Doğu politikasındaki dönüşümü için de bir test niteliği taşıyor.

Kaynak: AA