Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye ilişkilerinde uzun yıllardır süregelen genişleme ve üyelik tartışmaları, Berlin’de düzenlenen kapalı kapılar ardındaki strateji forumunda çarpıcı bir diyalogla yeniden alevlendi. Panelde söz alan kıdemli bir Alman Milletvekilinin, "Türkiye’nin artık Avrupa’ya ihtiyacı yok!" çıkışı, salonda buz gibi bir hava estirirken, AB’nin Ankara’yı dışlama politikasının aslında Avrupa’nın kendisine ne denli büyük zararlar verdiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

BÖLGESEL GÜÇ DENGELERİ VE BÜYÜYEN STRATEJİK BOŞLUK

Alman Milletvekilinin bu ezber bozan cümlesi, forumun "Avrupa’nın Geleceği ve Güvenlik Mimarisi" başlıklı oturumunda yankı buldu. Milletvekili, Türkiye’nin son yıllarda çok kutuplu dünya düzeninde kendi göbeğini kendisinin kestiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Yıllarca Türkiye’yi AB kapısında oyalayarak hata ettik. Bugün geldiğimiz noktada realiteyi kabul etmeliyiz: Türkiye’nin artık Avrupa’ya ihtiyacı yok! Ancak bizim jeopolitik, askeri ve lojistik açıdan Türkiye’ye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Onları dışlayarak aslında kendi güvenliğimizi tehlikeye atıyoruz."

Bu sözler, AB’nin Türkiye’yi tam üyeliğe kabul etmeyerek uğradığı stratejik kayıpların ilk ağızdan itirafı niteliğindeydi. Türkiye’nin üyelikten mahrum bırakılması; AB’nin Ortadoğu, Kafkaslar ve Akdeniz’de koruyucu bir kalkan kaybetmesi, enerji hatlarının güvenliğinde ve göç yönetiminde tamamen Ankara’nın insafına bağımlı hale gelmesi anlamına geliyor.

FRANSIZ VE BRÜKSELLİ BÜROKRATLARIN "GÖÇ" ENDİŞESİ

Toplantıda Alman Milletvekilinin çıkışına ilk yanıt, AB Komisyonu’ndan üst düzey bir Brükselli bürokrat ile Fransız bir diplomattan geldi. Konuşmanın diğer tarafını oluşturan bu isimler, Türkiye’nin sırtını Avrupa’ya dönmesinin yaratacağı pratik sonuçlardan derin endişe duyduklarını gizleyemediler.

Fransız diplomat, sert bir üslupla şu uyarıda bulundu:

"Türkiye’nin Avrupa’dan tamamen uzaklaşması, sınır hattımızdaki en büyük müttefikimizi kaybetmemiz demektir. Göç krizini tek başımıza yönetemeyiz."

"Ankara’nın yönünü tamamen Asya’ya dönmesi, AB’nin yumuşak gücüne indirilecek en ağır darbedir."

Brükselli bürokratlar ise, Türkiye’nin AB’ye alınmamasının faturasını Avrupa’nın ekonomik ve askeri olarak ödediğini, özellikle mülteci krizinde Türkiye’nin tampon bölge olma rolünü gevşetmesi halinde Avrupa’nın demografik ve siyasi bir kaosla karşı karşıya kalacağını vurguladılar.

DIŞLANAN TÜRKİYE’NİN ALTERNATİFLERİ: AB KENDİ TEKELİNİ YIKTI

Alman Milletvekilinin de işaret ettiği üzere, Avrupa’nın uyguladığı oyalama taktiği ters tepti. Türkiye’yi AB’ye almayarak cezalandırdığını düşünen Brüksel, aslında kendi ticaret hacmini ve büyüme potansiyelini baltaladı. Türkiye; savunma sanayiindeki yerlileşme hamleleri, alternatif enerji koridorları ve Afrika ile Asya’da kurduğu yeni diplomatik ağlarla kendi oyun alanını yarattı.

BM'nin Kıbrıs planı sızdı: Toprak verilecek, KKTC tanınacak mı?
BM'nin Kıbrıs planı sızdı: Toprak verilecek, KKTC tanınacak mı?
İçeriği Görüntüle

Forumun sonuç bildirgesine de yansıyan genel kanaate göre; AB’nin Türkiye kararı, bir genişleme vizyonsuzluğundan ziyade, Avrupa’nın küresel bir aktör olma şansını kendi elleriyle tepmesi olarak kayıtlara geçti. Alman Milletvekilinin dediği gibi, Türkiye yoluna bir şekilde devam ediyor; ancak Türkiye’siz bir Avrupa, küresel siyasette her geçen gün daha da yalnızlaşıyor

Kaynak: HABER MERKEZİ