Ağustos başından bu yana yükselişini sürdüren altın fiyatlarında yön aşağı döndü. Ons altın, 4 bin 450 doları gördükten sonra gelen kar satışlarıyla geriledi. Dün yüzde 1,3 değer kaybeden ons altın, günü 4 bin 351 dolardan tamamladı. Bu sabah ise yaklaşık 4 bin 320 dolardan işlem gördü. Gram altın da ons altındaki geri çekilmenin etkisiyle zirveden uzaklaştı. Dün 6 bin 834 liraya kadar yükselen gram altın, yeni güne 6 bin 640 liradan başladı. Böylece gram altında zirve seviyeden yaklaşık 200 liralık düşüş yaşandı. ABD'de temmuz yıllık enflasyonunun yüzde 3,4 ile beklentilere paralel gelmesi ve üretici fiyatlarının yüzde 4,9 beklentisine karsin yüzde 4,7 artması da piyasaların odağında yer aldı. Verilerin ardından Fed'in eylulde faiz artıracağı yönündeki beklenti yüzde 34,8'e kadar geriledi.

ALTININ YÖNÜNDE İKİ KRİTİK SEVİYE
Piyasalarda ons altın için 4 bin 220 dolar destek, 4 bin 450 dolar ise direnç seviyesi olarak izleniyor. 200 günlük ortalamanın bulunduğu 4 bin 500 dolar da kritik eşik olarak öne çıkıyor. 4 bin 220 dolar seviyesinin üzerinde kalındığı sürece ons altında yükseliş eğiliminin korunabileceği değerlendiriliyor. Ancak zirve seviyelerden gelen kar satışları, kısa vadede daha sert hareketlerin yaşanabileceğine işaret ediyor. Öte yandan Orta Dogu'daki belirsizlik, Hürmüz Bogazi'na ilişkin gelişmeler ve Brent petrolün 87 dolar civarında seyretmesi dolar endeksini 100 seviyesine yakın tutuyor. Bu durum da altındaki yükselişi sınırlayan unsurlar arasında gösteriliyor.
"SADECE FED'İN FAİZ POLİTİKASIYLA AÇIKLAMAK YETERLİ DEĞİL"
Altındaki hareketliliği değerlendiren ekonomist Elif Kaya, yükselişin yalnızca Fed politikası üzerinden okunamayacağını belirtti. Kaya, "Altındaki yükselişi yalnızca Fed'in faiz politikasıyla açıklamanın artık yeterli olmadığını düşünüyorum. Faiz beklentileri ve ABD reel faizleri hala fiyatlama açısından önemli; ancak altın talebinin arkasında jeopolitik belirsizlikler, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme politikaları ve küresel finansal sistemde güvenli varlık talebinin güçlenmesi gibi daha yapısal unsurlar da bulunuyor" dedi.

"EKONOMİK TEMELLERDEN TAMAMEN KOPMUŞ BİR FİYATLAMA DEĞİL"
Mevcut yükselişin ekonomik gerçeklikten tamamen koptuğu değerlendirmesine katılmayan Kaya, yüksek seviyelerin beraberinde düzeltme riskini de artırdığını söyledi. Kaya, "Bu nedenle mevcut yükselişi ekonomik temellerden tamamen kopmuş bir fiyatlama olarak değerlendirmek doğru olmaz. Ancak güçlü ekonomik gerekçelerin bulunması, fiyatların kesintisiz biçimde yükselmeye devam edeceği anlamına da gelmiyor. Ons altında 4.400 dolar gibi yüksek seviyelere hızlı biçimde ulaşılması, doğal olarak kâr realizasyonu ve kısa vadeli düzeltme ihtimalini artırıyor" ifadelerini kullandı.
Kaya, kısa ve orta vadeli dinamiklerin birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, "Kısa vadede Fed'e ilişkin beklentiler, doların seyri veya jeopolitik tansiyondaki bir azalma altında geri çekilme yaratabilir. Buna karşılık merkez bankalarının altın talebi, rezerv çeşitlendirmesi ve jeopolitik belirsizliklerin devam etmesi orta vadede altını destekleyen daha yapısal faktörler" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'de gram altının yalnızca ons altın üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Kaya, dolar/TL kurunun da fiyatlamada belirleyici olduğunu söyledi. Kaya, "Türkiye açısından ise gram altını ayrıca değerlendirmek gerekiyor. Gram altının fiyatında ons kadar dolar/TL kuru da belirleyici. Dolayısıyla küresel piyasalarda ons altında bir düzeltme görülmesi, gram altında aynı ölçüde bir geri çekilme anlamına gelmeyebilir" dedi.

"YENİ REKORLAR MÜMKÜN, ANCAK OYNAKLIK ARTACAK"
Altında yeni rekor ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığını belirten Kaya, mevcut seviyelerde düzeltme ve yüksek oynaklığın göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Kaya, "Bu nedenle yeni rekorların görülmesi mümkün olmakla birlikte, mevcut seviyelerde daha yüksek oynaklığın ve dönemsel düzeltmelerin de fiyatlamanın doğal bir parçası olacağını düşünüyorum. Altındaki mevcut hareketi bir balon olarak nitelendirmek için yeterli gerekçe görmüyorum; ancak fiyatın yükselmesini sağlayan ekonomik temeller ile kısa vadede oluşabilecek aşırı fiyatlamayı da birbirinden ayırmak gerekiyor" ifadelerini kullandı.




