Ankara'nın Gölbaşı ilçesindeki Külhöyük kazısında 4 bin yıllık bir Hitit kabının içinden tohum kalıntıları çıktı. Tohumlar, dünyada yalnızca Gölbaşı'nda doğal olarak yetişen Sevgi Çiçeği'ne ait.

Buluntu, türün bugüne kadar tespit edilmiş en eski kalıntısı. Yani çiçeğin Gölbaşı'ndaki varlığı en az 4 bin yıl öncesine uzanıyor.

Keşfi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy duyurdu. Bakan, Ankara'nın 5 bin yıllık hafızasının Külhöyük'te gün yüzüne çıkarıldığını belirtti.

Mehmet Nuri Ersoy

KAZIYI KİM YÜRÜTÜYOR?

Külhöyük, 5 bin yıllık Hatti ve Hitit kenti olarak tanımlanıyor.

Kazı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi tarafından ortak yürütülüyor. Çalışma Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde destekleniyor.

Kazı başkanlığını Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin yapıyor.

SEVGİ ÇİÇEĞİ NEDİR?

Türün bilimsel adı Centaurea tchihatcheffii.

Gençlerbirliği'nde Dimitrios Goutas şoku: Kaptan sezonu kapattı!
Gençlerbirliği'nde Dimitrios Goutas şoku: Kaptan sezonu kapattı!
İçeriği Görüntüle

Bitki halk arasında yanardöner ve peygamber çiçeği adlarıyla da biliniyor. Yanardöner adı, çiçeğin ışığa göre renk değiştiren yapısından geliyor.

Boyu 4 ile 50 santimetre arasında değişiyor. Çiçeklenme nisan ayının son haftasında başlıyor ve temmuzun ilk haftasına kadar sürüyor, en olgun dönem mayıs sonu ile haziran başı.

Renkleri canlı kırmızı, pembe ve mor tonlarında görülüyor.

DOĞAL ALANI 1.750 METREKARE

Türkinform'un coğrafi işaret kayıtlarından derlediği bilgiye göre türün doğal yayılış alanı bugün son derece dar.

Üretim yalnızca Gölbaşı'nın Eymir Mahallesi'ndeki 1.750 metrekarelik alanda yapılabiliyor. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği bitkiyi çok tehlikede kategorisinde sınıflandırıyor.

Çiçek 4 Şubat 2019'da coğrafi işaret tescili aldı. Tescil menşe adı türünde yapıldı ve 412 numarasını taşıyor.

TOHUMLARIN BULUNMASININ BİLİMSEL DEĞERİ NEDİR?

Dört bin yıllık tohum, dar alana sıkışmış bir türün geçmişte de aynı bölgede bulunduğunu gösteriyor.

Bulgu Anadolu'nun bitki tarihine dair veri sunuyor. Bir Hitit kabının içinde bulunması, tohumun tesadüfi biçimde değil insan eliyle saklanmış olabileceğini akla getiriyor.

Bugün 1.750 metrekarede yaşam mücadelesi veren çiçeğin 4 bin yıl önce de aynı toprakta bulunması, tür ile bölge arasındaki bağın sürekliliğini ortaya koyuyor.

Kaynak: Haber Merkezi