Yusuf Akgün'ün yaşam öyküsü, henüz çocuk yaşta yaşadığı büyük bir trajediyle başladı. Iğdır'da ailesiyle yaşayan Akgün, 6 yaşındayken koyun otlattığı sırada yüksek gerilim hattına temas etti. Ağır elektrik akımına maruz kalan küçük Yusuf, doktorların tüm müdahalesine rağmen iki kolunu da kaybetti. Henüz oyun çağında yaşadığı bu büyük kayıp, onun hayatını tamamen değiştirdi. Ancak asıl mücadele bundan sonra başlayacaktı.
ÇOCUK ESİRGEME KURUMUNDA YENİ BİR HAYAT BAŞLADI
Kaza sonrası ailesi, yaşadığı maddi imkânsızlıklar nedeniyle Yusuf Akgün'e gerekli bakım ve tedaviyi sağlayamayacağını düşünerek onu dönemin Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na teslim etmek zorunda kaldı. Yusuf için artık yeni adres Ankara'ydı. Devlet korumasında geçen çocukluk yılları, onun hayatında yepyeni bir sayfa açtı. Yaşadığı acıya teslim olmak yerine eğitimine sarılan Akgün, her gün kütüphaneye giderek kitapların arasında saatler geçiriyordu. Kitaplardaki resimler ise onun geleceğini değiştirecek ilk adım oldu.
KALEMİ ELLERİYLE DEĞİL, AĞZIYLA TUTTU
İki kolunu kaybetmişti... Ama hayallerini kaybetmemişti. Ağzıyla tuttuğu kalemle önce kitaplarda gördüğü görselleri çizmeye başladı. Her geçen gün çizgileri gelişti. Her yeni resim, özgüvenini biraz daha artırdı. Katıldığı ilk yarışmalarda derece elde eden Akgün, resmin sadece bir hobi değil, hayatının dönüm noktası olacağını o günlerde fark etti. İlk başarısını bir giyim firmasının tasarım yarışmasında kazandı. Daha sonra Türk Hava Kuvvetleri'nin düzenlediği yarışmada Onur Ödülü aldı. İşte bu ödüller, onun önündeki kapıları tek tek açmaya başladı.
YOLU TÜRKİYE'NİN SAVUNMA SANAYİSİYLE KESİŞTİ
Yusuf Akgün'ün hayatını değiştiren en önemli gelişmelerden biri ise Türk savunma sanayisinin mühendisleriyle tanışması oldu. Çocukluk arkadaşlarından biri artık TUSAŞ'ta görev yapıyordu. Bir gün aldığı telefon, hayatının en büyük fırsatlarından birine dönüştü. Mühendisler ondan AKSUNGUR İnsansız Hava Aracı'nın görsel modellemesini yapmasını istedi. Hiç düşünmeden kabul etti. Ortaya koyduğu çalışma büyük beğeni topladı.
CUMHURBAŞKANLIĞI REFERANSIYLA KAAN EKİBİNE DAVET EDİLDİ
AKSUNGUR projesindeki başarısı kısa sürede dikkat çekti. Yusuf Akgün daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın referansıyla Savunma Sanayii Başkanlığı ve TUSAŞ'a davet edildi. Burada kendisine Türkiye'nin en önemli savunma projelerinden biri teklif edildi. Milli Muharip Uçak KAAN Projesi... Bu teklif karşısında tek cümle kurdu: "Şeref duyarım." Böylece Türkiye'nin en kritik savunma projelerinden birinde görev almaya başladı.
SADECE KAAN DEĞİL... ROKETSAN, HAVELSAN VE ASELSAN DA VAR
Başarısı bununla da sınırlı kalmadı. Yusuf Akgün bugün;
- Milli Muharip Uçak KAAN
- AKSUNGUR
- ROKETSAN'ın TEBER Güdüm Kiti
- HAVELSAN projeleri
- ASELSAN çalışmaları
için görsel modellemeler hazırlıyor. Türkiye'nin yerli ve milli savunma sanayisine sanatını katarak katkı sunan Akgün, azmiyle büyük takdir topluyor.
"BİZ DEVLETİN EKMEĞİYLE BÜYÜDÜK"
Hayat hikâyesini anlatırken en çok üzerinde durduğu konu ise devlet korumasında büyümesi oldu. 18 yıl boyunca devlet himayesinde yaşadığını belirten Yusuf Akgün, bugün geldiği noktada bunun büyük payı olduğunu söylüyor. "Biz devletin ekmeğiyle büyümüş insanlarız. Bize emek verenlerden Allah razı olsun." Sözleriyle hem kendisine destek verenlere teşekkür ediyor hem de sosyal devlet anlayışının önemine dikkat çekiyor.
"ENGELLİLER ALAN DEĞİL, ÜRETEN BİREYLER OLMALI"
Yusuf Akgün, başarısını sadece kendisi için değil, tüm engelli bireyler için bir umut olarak görüyor. Engellilerin toplumun her alanında daha görünür olması gerektiğini vurgulayan Akgün, şu mesajı veriyor:
"Bizden sonraki kardeşlerimiz bizi örnek alıp çok daha iyi yerlere gelebilir. Devletin sunduğu imkânları değerlendirerek alan değil, üreten, katkı sunan bireyler olmalıyız."
ANKARA'DAN TÜM TÜRKİYE'YE UMUT OLAN HİKÂYE
Bir zamanlar iki kolunu kaybettiği için yeniden hayata tutunmaya çalışan küçük bir çocuktu... Bugün ise Türkiye'nin en stratejik savunma projelerinde imzası bulunan bir isim. Yusuf Akgün'ün hikâyesi yalnızca kişisel bir başarı öyküsü değil; azmin, eğitimin, devlet desteğinin ve umudu kaybetmemenin neleri değiştirebileceğinin en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Ankara'da yetiştirme yurdunda başlayan yolculuğu, bugün gökyüzünde Türkiye'nin milli projelerine uzanırken, onun yaşamı binlerce engelli bireye ve zorluklarla mücadele eden gence "Vazgeçme" mesajı veriyor.





