Sovyet döneminden kalan VVER-440 tipi reaktörün işletme ömrünün 2036’ya kadar uzatılması planlanırken, santralin sismik açıdan aktif bir bölgede ve Iğdır’ın hemen karşısında bulunması Türkiye açısından güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Ankara uzun yıllardır Metsamor’un kapatılması gerektiğini savunurken, Erivan ise ülke elektriğinin yaklaşık üçte birini karşılayan santralden vazgeçmeye hazırlanmadığını gösteriyor.

Ermenistan’ın enerji sisteminin en kritik tesislerinden biri olan Metsamor Nükleer Santrali yeniden elektrik üretimine başladı. Santralin 2 numaralı ünitesi yaklaşık beş ay süren kapsamlı bakım ve yenileme çalışmalarının tamamlanmasının ardından yeniden şebekeye bağlandı.

İlk kez 1980 yılında elektrik şebekesine bağlanan ünite, Sovyetler Birliği döneminde geliştirilen VVER-440 reaktör teknolojisini kullanıyor. Erivan yönetimi, modernizasyon çalışmalarıyla reaktörün kullanım süresini uzatırken tesisin 2036’ya kadar işletilmesini hedefliyor.

H R X Ou M6 X0 A M P B7

TÜRKİYE SINIRINA YALNIZCA 16 KİLOMETRE

Metsamor’u Türkiye açısından sıradan bir komşu ülke nükleer santralinden ayıran en önemli unsur konumu. Tesis, Türkiye-Ermenistan sınırından yaklaşık 16 kilometre uzaklıkta bulunurken Iğdır da santralin hemen karşısındaki Türk yerleşim merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Bu yakınlık nedeniyle Metsamor’da meydana gelebilecek ciddi bir nükleer kazanın etkilerinin yalnızca Ermenistan sınırları içerisinde kalmayacağı yönündeki endişeler uzun süredir dile getiriliyor. Türkiye de yıllardır santralin yaşı, kullanılan teknoloji ve bölgenin deprem riski nedeniyle tesisin kapatılması gerektiğini savunuyor.

Santralin yeniden devreye alınması ve işletme süresinin 2036’ya kadar uzatılmasının hedeflenmesi ise Ankara’nın uzun süredir gündeme getirdiği güvenlik kaygılarının önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini gösteriyor.

SOVYET DÖNEMİNDEN KALAN REAKTÖR 1980’DEN BERİ DEVREDE

Metsamor’un 2 numaralı ünitesinin geçmişi Sovyetler Birliği dönemine uzanıyor. İlk kez 1980’de şebekeye bağlanan reaktör, bugün yaklaşık yarım asırlık bir teknolojiye dayanıyor.

Santral 1988’de Ermenistan’ı vuran yıkıcı Spitak depreminin ardından güvenlik endişeleri nedeniyle kapatılmış, ancak ülkenin yaşadığı ağır enerji sıkıntısı üzerine 2 numaralı ünite 1995 yılında yeniden faaliyete geçirilmişti. O tarihten bu yana yapılan modernizasyon ve güvenlik çalışmalarıyla reaktörün kullanım süresi aşamalı olarak uzatılıyor.

Ermenistan ise yapılan yenilemelerin santralin güvenli biçimde çalışmasını mümkün kıldığını savunuyor. Dolayısıyla Metsamor tartışmasında Ankara’nın güvenlik kaygıları ile Erivan’ın enerji arzı ihtiyacı karşı karşıya geliyor.

Italya Nukleer 1-1

DEPREM RİSKİ TARTIŞMALARIN MERKEZİNDE

Santral hakkındaki endişelerin yalnızca reaktörün yaşıyla sınırlı olmadığı belirtiliyor. Metsamor’un sismik hareketliliğin bulunduğu bir coğrafyada yer alması, tesisin güvenliği konusunda yıllardır devam eden tartışmaların temel başlıklarından birini oluşturuyor.

Türkiye açısından riskin boyutunu artıran unsur ise mesafe. Nükleer bir olayın atmosferik koşullara bağlı olarak sınır ötesi etkiler yaratabilmesi nedeniyle Metsamor’un güvenliği doğrudan Türkiye’nin çevre ve afet güvenliği meselesine dönüşüyor. Özellikle Iğdır ve çevresinin santrale yakınlığı, tesisteki gelişmelerin Ankara tarafından yakından takip edilmesine neden oluyor.

ERMENİSTAN ELEKTRİĞİNİN YAKLAŞIK ÜÇTE BİRİ METSAMOR’DAN

Erivan’ın eski reaktörü kapatmak yerine işletme süresini uzatmasının arkasında ise önemli bir enerji denklemi bulunuyor. Metsamor, Ermenistan’ın elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 30’unu karşılayarak ülkenin enerji arzında kritik rol oynuyor.

Santralin kısa sürede tamamen devreden çıkarılması, Ermenistan açısından kayda değer bir üretim açığının alternatif kaynaklarla kapatılmasını gerektiriyor. Bu nedenle Erivan bir taraftan yeni nükleer kapasite seçeneklerini değerlendirirken diğer taraftan mevcut ünitenin çalışma ömrünü mümkün olduğunca uzatmaya çalışıyor.

Romanya’da Türk-Tatar kültürü yeniden sahnede!
Romanya’da Türk-Tatar kültürü yeniden sahnede!
İçeriği Görüntüle

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan da yeni nükleer santral konusunda farklı ülkelerden gelecek teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını açıklamış, seçimin jeopolitik tercihten ziyade fiyat ve kalite kriterlerine göre yapılacağını söylemişti. Rusya’nın Rosatom şirketinin de Ermenistan’a yeni santral konusunda teklif sunması bekleniyor.

Erdo Pasinyan

ERİVAN İÇİN ENERJİ, ANKARA İÇİN GÜVENLİK MESELESİ

Metsamor’un yeniden devreye girmesi Türkiye ile Ermenistan’ın tesise tamamen farklı pencerelerden baktığını bir kez daha ortaya koyuyor. Erivan açısından santral, ülkenin elektrik ihtiyacının önemli bölümünü karşılayan ve kısa vadede vazgeçilmesi güç bir enerji kaynağı niteliği taşırken, Ankara açısından mesele sınırın yalnızca 16 kilometre ötesinde çalışan yaşlı bir nükleer reaktörün yaratabileceği sınır aşan riskler üzerinden değerlendiriliyor.

Üstelik reaktörün 2036’ya kadar işletilmesinin planlanması, tartışmanın yakın zamanda sona ermeyeceği anlamına geliyor. Ermenistan yeni bir nükleer santral konusunda nihai kararını verip mevcut kapasitenin yerini alacak güvenilir bir alternatif oluşturmadığı sürece Metsamor enerji üretmeye devam edecek; Türkiye ise sınırının hemen ötesindeki Sovyet döneminden kalma nükleer tesisin güvenliğini gündeminde tutmayı sürdürecek.

Kaynak: Haber Merkezi