Artikülasyon bozukluğu bulunan bir çocuğun özel anaokuluna kaydının yapılmaması, iki şehirde yürütülen hukuk mücadelesine dönüştü. Çocuğun eğitim hakkı için önce Ankara’da, ardından İstanbul’da açılan davalarda aile lehine karar çıktı. Ankara 11. İdare Mahkemesi ve İstanbul 8. İdare Mahkemesi, farklı aşamalarda görülen davalarda çocuğun haklılığını ortaya koyan kararlar verdi.
Süreci çocuğun annesi ve aynı zamanda meslektaşı olan Avukat İklima Necva Diker ile birlikte takip eden Avukat Arabulucu Burcu Akar Muratoğlu, yaşananları ve mahkeme kararlarının önemini Türkinform muhabiri Pelin Zengin’e anlattı. Muratoğlu, iki ayrı şehirde yürütülen mücadeleyi, “Aynı hakkı iki kez savunduk, iki kez kazandık” sözleriyle değerlendirdi.

BİR KAYIT BAŞVURUSUYLA BAŞLAYAN HUKUK MÜCADELESİ
Yaklaşık iki yıl önce çocuğunun eğitim hakkı için hukuki destek isteyen Avukat İklima Necva Diker’in başvurusu üzerine süreç başladı. Aile, artikülasyon bozukluğu bulunan çocuğunu özel bir anaokuluna kaydettirmek istedi. İlk görüşmelerde okulda kontenjan bulunduğu belirtilirken çocuğun konuşma sorununa ilişkin bilgi de okul yönetimiyle paylaşıldı. Ancak değerlendirme görüşmesinin ardından kayıt işlemi gerçekleştirilmedi. Okulun çocuğun programa uygun olmadığı yönündeki değerlendirmelerine daha sonra kontenjan doluluğu gerekçesi de eklendi.
Muratoğlu, anneyle birlikte yürüttükleri sürecin başlangıcını anlatırken, “Bir annenin hak arayışını, iki meslektaş olarak birlikte üstlendik” ifadelerini kullandı.
İDARENİN İNCELEMESİ YETERSİZ BULUNDU
Ailenin yaptığı başvurular üzerine Eyüpsultan İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından inceleme yürütüldü. Ancak idare, iddiaların doğrulanmadığı gerekçesiyle işlem yapılmasına gerek görmedi. Aile ise çocuğun eğitim hakkına ve ayrımcılık iddiasına ilişkin şikâyetin yalnızca okulun açıklamaları üzerinden değerlendirilmesine itiraz etti.
Hukuki süreçte temel tartışma, okulda gerçekten kontenjan bulunup bulunmadığı ve çocuğun ihtiyaçları karşısında gerekli düzenlemelerin yapılıp yapılmadığı oldu. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna yapılan başvuru kapsamında elde edilen bilgi ve belgeler de ilgili dönemde okulda kontenjan bulunduğunu ortaya koydu.
İstanbul 8. İdare Mahkemesi, ailenin başvurduğu ve görüşmeye davet edildiği tarihlerde kontenjan sorunu bulunmadığını tespit etti. Mahkeme, ailenin kayda hazır olduğu süreçte ikinci görüşmeyi isteyen tarafın okul olduğunu da değerlendirdi.
İSTANBUL 8. İDARE MAHKEMESİ DE AİLEYİ HAKLI BULDU
Hukuk mücadelesinin ilk aşaması Ankara’da başladı. Ankara 11. İdare Mahkemesinde görülen davada çocuk lehine karar çıktı. Ancak idarenin kararı istinafa taşıması üzerine dosyada yetki tartışması yaşandı. Üst mahkeme, uyuşmazlığın İstanbul’da görülmesi gerektiği yönünde karar verdi.
Aile ve avukatları, davanın Ankara’da görülmesi gerektiği görüşünü korumalarına rağmen hukuki mücadeleyi İstanbul’da sürdürdü. Avukat İklima Necva Diker ve Avukat Arabulucu Burcu Akar Muratoğlu, İstanbul’daki duruşmaya da katılarak çocuğun eğitim hakkına ilişkin itirazlarını yeniden dile getirdi.
İstanbul 8. İdare Mahkemesi de oybirliğiyle aile lehine karar verdi. Böylece Ankara 11. İdare Mahkemesinin ardından İstanbul 8. İdare Mahkemesinde de çocuk lehine sonuç alındı. İki ayrı şehirde yürütülen yargı sürecinde aynı çocuğun eğitim hakkı için verilen hukuki mücadele, iki mahkeme kararında da karşılık buldu.

MAHKEME: MAKUL DÜZENLEME YAPILMADAN KAYIT REDDEDİLEMEZ
İstanbul 8. İdare Mahkemesinin kararında, okulun rehber öğretmeni tarafından yapılan değerlendirmenin çocuğun eğitsel değerlendirme ve tanılaması için tek başına yeterli olmadığı vurgulandı. Gerekli değerlendirmenin Rehberlik ve Araştırma Merkezi aracılığıyla yapılması gerektiğine işaret edildi.
Kararda ayrıca okulun, çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda makul düzenlemeleri yapma, aileyi danışmanlık ve rehberlik kapsamında bilgilendirme ve gerekli başvuru yollarını gösterme yükümlülüğü bulunduğu belirtildi. Bu yükümlülükler yerine getirilmeden kontenjan doluluğu gerekçesiyle kayıt yapılmamasının dolaylı ayrımcılık oluşturduğu sonucuna varıldı.
Mahkeme, ailenin şikâyetini reddeden idari işlemi hukuka uygun bulmayarak iptal etti.
“ÇOCUĞUN HAKKINI YILLAR SÜREN BİR MÜCADELEYLE KORUMAK ZORUNDA KALDIK”
Kararın eğitim idaresinin sorumluluğu açısından da önemli bir mesaj taşıdığını belirten Muratoğlu, idarenin görevinin yalnızca okuldan açıklama almakla sınırlı olmadığını vurguladı. Çocuğun üstün yararının gözetilmesi, özel eğitim hukukunun gerektirdiği güvencelerin işletilmesi ve eğitim hakkının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini ifade etti.
Muratoğlu, sürecin aile üzerindeki etkisini ise şu sözlerle anlattı:
“Çocuğu koruması gereken idarenin işlemini, yıllar süren bir mücadeleyle iptal ettirmek zorunda kaldık.”
“ÇOCUKLUK BEKLEMİYOR”
İki mahkemeden de lehe karar alınmasının önemli olduğunu ancak yargı sürecinin uzamasının çocuk açısından telafisi güç sonuçlar doğurabileceğini belirten Muratoğlu, eğitim hakkına zamanında erişimin önemine dikkat çekti.
Bir eğitim döneminin kaçırılmasının, yaşanan dışlanmışlığın ve ailenin yıpranmasının yalnızca mahkeme kararıyla bütünüyle giderilemeyeceğini dile getiren Muratoğlu, asıl beklentilerinin çocukların haklarına yıllarca dava açmak zorunda kalmadan erişebilmesi olduğunu söyledi.
Hukuk mücadelesinin sonunda iki ayrı mahkemeden de çocuk lehine karar aldıklarını hatırlatan Muratoğlu, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Biz aynı hakkı iki kez savunduk, iki kez lehe karar aldık. Asıl beklentimiz, çocukların bu haklara yıllarca dava açmak zorunda kalmadan erişebilmesi. Hak yerini buluyor; fakat her seferinde sormadan edemiyoruz: Gecikmiş adalet, çocuklar için ne kadar adalettir?”





