Anne karnında başlayan bir gelişim bozukluğu, çocuğun yürüme ve hareket kabiliyetini ömür boyu etkileyebiliyor. Spina bifida olarak bilinen bu durumun erken tanı ve doğru rehabilitasyonla yönetilmesi büyük önem taşıyor. Fizyoterapist Sena Bostanoğlu, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü'ye yaptığı özel açıklamada, hastalığın belirtilerini ve fizyoterapinin çocukların gelişimindeki rolünü anlattı.

SPİNA BİFİDA NEDİR? BEBEKLERİ NASIL ETKİLİYOR?

Spina bifida, gebeliğin ilk haftalarında bebeğin omurgasını ve omuriliğini oluşturan yapıların tam olarak kapanmaması sonucu ortaya çıkan doğumsal bir gelişim bozukluğu olarak biliniyor.

Fizyoterapist Sena Bostanoğlu, bu durumun omuriliği ve sinirleri etkileyerek çocuklarda farklı derecelerde hareket ve duyu kaybına neden olabileceğini belirtti.

Özellikle bacak hareketleri, kas gücü, his duyusu ve mesane ile bağırsak kontrolü, sinirlerin etkilenme düzeyine bağlı olarak değişebiliyor.

Bostanoğlu, spina bifidanın her çocukta aynı şiddette görülmediğini, bazı çocukların günlük yaşamını büyük ölçüde bağımsız sürdürebilirken bazılarının hareket etmek için çeşitli desteklere ihtiyaç duyabileceğini ifade etti.

Bu nedenle hastalığın erken dönemde tanınması ve çocuğun ihtiyaçlarına uygun bir takip programı oluşturulması büyük önem taşıyor.

Hastaneden eve dönen hastalar için yeni sistem devrede: ESKOM nedir?
Hastaneden eve dönen hastalar için yeni sistem devrede: ESKOM nedir?
İçeriği Görüntüle

HER ÇOCUKTA AYNI ŞEKİLDE GÖRÜLMÜYOR! İŞTE ÜÇ FARKLI TİPİ

Spina bifidanın farklı türleri bulunduğunu belirten Fizyoterapist Sena Bostanoğlu, hastalığın etkilerinin omurgadaki gelişim bozukluğunun türüne ve sinir dokusunun etkilenme düzeyine göre değiştiğini söyledi.

Spina bifida okkulta olarak adlandırılan gizli tip, genellikle omurga kemiklerinde küçük bir kapanma kusuruyla ortaya çıkıyor. Çoğu zaman belirti vermeyen bu durum, bazı kişilerde başka nedenlerle yapılan tetkikler sırasında fark edilebiliyor.

Meningosel adı verilen türde ise omuriliği çevreleyen zarlar, omurgadaki açıklıktan dışarı doğru kese oluşturabiliyor. Bu tipte nörolojik etkiler genellikle daha sınırlı olabiliyor.

Miyelomeningosel ise sinir dokusunun da etkilendiği daha ağır bir tür olarak öne çıkıyor. Bu çocuklarda bacaklarda güçsüzlük, his kaybı ve hareket kısıtlılığı görülebiliyor.

Bostanoğlu, özellikle miyelomeningosel tanısı alan bebeklerin doğumdan itibaren uzman ekipler tarafından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Hastalığın türünün doğru belirlenmesi, çocuğun ihtiyaç duyacağı cerrahi müdahale, tıbbi takip ve rehabilitasyon sürecinin planlanmasında belirleyici rol oynuyor.

Anne Karnında Başlayan Tehlike! Uzmanından Erken Tanı Uyarısı

BEBEĞİNİZDE BU BELİRTİLER VARSA GÖZ ARDI ETMEYİN!

Spina bifidanın bazı türleri gebelik sırasında yapılan ultrason kontrollerinde tespit edilebiliyor. Ancak özellikle hafif veya gizli tiplerde belirtiler daha sonraki dönemlerde ortaya çıkabiliyor.

Fizyoterapist Sena Bostanoğlu, açık tip spina bifidada bebeğin sırtında görülebilen kese şeklindeki oluşumun önemli belirtilerden biri olduğunu ifade etti.

Gizli tiplerde ise bel bölgesindeki bazı cilt değişiklikleri, yürüme gelişiminde gecikme, ayaklarda şekil bozukluğu veya idrar kontrolüne ilişkin sorunlar değerlendirilmesi gereken işaretler arasında bulunabiliyor. Bununla birlikte bu belirtilerin her biri tek başına spina bifida tanısı anlamına gelmiyor.

Bostanoğlu, şüpheli durumlarda uzman hekim değerlendirmesinin önemine dikkat çekerek, tanının ardından farklı branşların birlikte çalışmasının gerektiğini belirtti.

Beyin cerrahisi, çocuk nörolojisi, ilgili diğer uzmanlık alanları ve pediatrik fizyoterapi ekiplerinin koordineli çalışması, çocuğun gelişiminin bütüncül biçimde takip edilmesine katkı sağlıyor.

Anne Karnında Başlayan Tehlike! Uzmanından Erken Tanı Uyarısı 5

FİZYOTERAPİDE ERKEN MÜDAHALE NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Spina bifidalı çocuklarda fiziksel gelişimin desteklenmesi ve hareket kabiliyetinin korunması açısından fizyoterapi önemli bir yer tutuyor.

Fizyoterapist Sena Bostanoğlu, erken dönemde başlatılan uygun rehabilitasyonun kas kısalıklarının ve eklem sertliklerinin önlenmesine, gövde kontrolünün geliştirilmesine ve hareket becerilerinin desteklenmesine yardımcı olabileceğini belirtti.

Bebeklerde fizyoterapi değerlendirmesinin mümkün olduğunca erken yapılması gerektiğini vurgulayan Bostanoğlu, uygulamaların çocuğun tıbbi durumu ve varsa cerrahi iyileşme süreci dikkate alınarak planlanmasının önemine işaret etti.

“Her çocuğun etkilenme seviyesi (lezyon seviyesi) farklı olduğu için kişiye özel bir rehabilitasyon haritası çizilir.”

Bostanoğlu, rehabilitasyon kapsamında eklem hareket açıklığını korumaya yönelik egzersizler, kas güçlendirme çalışmaları, oturma dengesi ve gövde kontrolünü geliştiren aktivitelerin uygulanabildiğini anlattı.

Çocuğun ihtiyaçlarına göre özel bacak ortezleri, yürüme yardımcıları ve destekleyici cihazlar da tedavi programına dâhil edilebiliyor.

Ayrıca hareket ve duyunun etkilendiği bölgelerde beden farkındalığını desteklemeye yönelik çalışmalar gerçekleştirilebiliyor.

Ancak fizyoterapinin her çocukta aynı sonucu vermediği ve sinir dokusunda oluşan hasarı tamamen ortadan kaldırmadığı unutulmamalı. Tedavinin temel hedefi, çocuğun mevcut potansiyelini en iyi şekilde kullanmasını ve mümkün olduğunca bağımsız hareket edebilmesini sağlamak.

AİLELERE KRİTİK UYARI! EVDE BU AYRINTILARA DİKKAT

Spina bifidalı çocukların rehabilitasyon sürecinde yalnızca uzmanların uyguladığı tedaviler değil, ailelerin günlük yaşamda gösterdiği özen de önem taşıyor.

Fizyoterapist Sena Bostanoğlu, özellikle hareket ve duyu kaybı bulunan çocuklarda doğru pozisyonlama, cilt kontrolü ve düzenli hareket çalışmalarının üzerinde durulması gerektiğini belirtti.

Bacaklarında duyu kaybı bulunan çocuklar, sıcaklık değişimlerini, sürtünmeyi veya basınca bağlı yaralanmaları her zaman fark edemeyebiliyor.

Bu nedenle cildin düzenli kontrol edilmesi, uzun süre aynı pozisyonda kalınmaması ve olası bası yaralarına karşı önlem alınması önem taşıyor.

Ailelerin çocuklarını yaşlarına ve gelişim düzeylerine uygun oyunlara, hareket çalışmalarına ve günlük yaşam aktivitelerine katılmaya teşvik etmesi de rehabilitasyonun önemli parçalarından birini oluşturuyor.

Bostanoğlu, çocuğun ihtiyaç duyduğu hareket yardımcılarının bağımsızlığı engelleyen araçlar olarak değil, günlük yaşama katılımını destekleyen imkânlar olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Spina bifida tanısı, bir çocuğun sosyal hayattan uzak kalacağı veya bağımsız bir yaşam süremeyeceği anlamına gelmiyor.

Erken tanı, gerekli cerrahi müdahaleler, düzenli tıbbi takip ve kişiye özel rehabilitasyon sayesinde çocukların hareket becerileri, günlük yaşam aktivitelerine katılımları ve yaşam kaliteleri desteklenebiliyor.

Muhabir: Almila İrem Kerküklü