Programın sunucusu ve emekli Tümgeneral Halil el-Hulv, Türkiye'nin artık yalnızca bölgesel değil küresel dengeleri etkileyen bir aktör haline geldiğini savunurken, NATO'daki konumu, savunma sanayii ve diplomatik etkisine ilişkin övgü dolu değerlendirmelerde bulundu. Programda kullanılan "Artık Türkiye'ye Doğu'nun Hasta Adamı muamelesi yapılmıyor" ifadeleri ise sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

"TÜRKİYE GÜÇ BOŞLUĞUNU DOLDURACAK"

Lübnan merkezli Voice of Lebanon (VDL) ekranlarında yayınlanan programda sunucu, bölgede oluşan yeni jeopolitik dengelere dikkat çekerek Türkiye'nin önümüzdeki dönemde daha da etkili bir rol üstleneceğini savundu.

Sunucu, Batılı ülkelerin veya diğer aktörlerin dolduramadığı güç boşluklarını Türkiye'nin doldurabilecek kapasiteye ulaştığını ifade etti.

Ortadoğu'da yayın yapan bir televizyon programında Türkiye'nin son yıllardaki yükselişi dikkat çekici ifadelerle değerlendirildi. Programın sunucusu ve emekli Tümgeneral Halil el-Hulv, Türkiye'nin artık yalnızca bölgesel değil küresel dengeleri etkileyen bir aktör haline geldiğini savunurken, NATO'daki konumu, savunma sanayii ve diplomatik etkisine ilişkin övgü dolu değerlendirmelerde bulundu. Programda kullanılan "Artık Türkiye'ye Doğu'nun Hasta Adamı muamelesi yapılmıyor" ifadeleri ise sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

Türk Askeri̇ Gazze

"TÜRKİYE YÜKSELMEYE DEVAM EDECEK"

Programın konuğu emekli Tümgeneral Halil el-Hulv ise Türkiye'nin yükselişinin geçici olmadığını söyledi. El-Hulv, Türkiye'nin yalnızca coğrafi konumundan dolayı değil; askeri, ekonomik ve diplomatik kapasitesi sayesinde önümüzdeki uzun yıllar boyunca etkisini artıracağını öne sürdü.

"ARTIK VAZGEÇİLMEZ NATO MÜTTEFİKİ"

Türkiye'nin NATO içindeki rolüne de değinen Halil el-Hulv, Ankara'nın geçmişte "iyi bir müttefik" olarak görüldüğünü, bugün ise ittifak açısından "vazgeçilmez bir ortak" konumuna geldiğini dile getirdi.

El-Hulv, Türk savunma sanayiinin son yıllarda kaydettiği gelişmeler nedeniyle Batılı ülkelerin de Türkiye'nin ürettiği sistemlere ilgi göstermeye başladığını savundu.

"HEM RUSYA HEM İRAN İLE KONUŞABİLEN NADİR ÜLKELERDEN BİRİ"

Programda Türkiye'nin dış politikadaki denge stratejisine de vurgu yapıldı. Halil el-Hulv, Ankara'nın hem İran hem de Rusya ile diyalog kurabilen az sayıdaki ülkeden biri olduğunu belirtirken, aynı zamanda gerektiğinde bu ülkelere karşı denge unsuru oluşturabildiğini ifade etti.

Türkiye'nin Karadeniz'deki stratejik konumunun da küresel güvenlik açısından önemli olduğuna dikkat çeken emekli general, Montrö Sözleşmesi kapsamında boğazların yönetiminin Ankara'ya önemli bir diplomatik avantaj sağladığını söyledi.

türk savunma sanayi türkinform

İran Dışişleri Bakanı ilk kez anlattı: "Hamaney'in yanındaydım, enkazdan sağ çıktım"
İran Dışişleri Bakanı ilk kez anlattı: "Hamaney'in yanındaydım, enkazdan sağ çıktım"
İçeriği Görüntüle

SAVUNMA SANAYİİNE ÖVGÜ

Programda Ukrayna savaşında Türk savunma sanayiinin uluslararası görünürlüğünün arttığı da dile getirildi. El-Hulv, Türk savunma sanayiinin geliştirdiği sistemlerin sahadaki performansıyla dikkat çektiğini öne sürerken, Türkiye'nin geniş askeri kapasitesi ve savunma üretim kabiliyetinin NATO açısından önemli bir güç unsuru haline geldiğini savundu.

"ARTIK DOĞU'NUN HASTA ADAMI DEĞİL"

Programın en dikkat çeken bölümü ise Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde kullanılan "Hasta Adam" benzetmesi üzerinden yapılan değerlendirme oldu.

Sunucu, Türkiye'nin geçmişte "Doğu'nun Hasta Adamı" olarak anıldığını hatırlatarak bugün bunun tamamen değiştiğini söyledi.

Bu sözlere katılan Halil el-Hulv ise uluslararası sistemde artık Türkiye'ye bu gözle bakılmadığını, Ankara'nın güçlü ve etkili bir aktör olarak kabul edildiğini ifade etti.

SOSYAL MEDYADA GENİŞ YANKI UYANDIRDI

Programda yapılan değerlendirmeler kısa sürede sosyal medya platformlarında da gündem oldu. Özellikle Türkiye'nin jeopolitik konumu, savunma sanayii ve NATO içindeki rolüne ilişkin ifadeler çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşılırken, programda dile getirilen görüşler bölgesel güç dengeleri üzerine yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Programdaki değerlendirmeler konuşmacıların kişisel analiz ve yorumlarını yansıtıyor; bu ifadeler bağımsız bir değerlendirme veya resmî bir tespit niteliği taşımıyor.

Kaynak: Haber Merkezi