Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016 yılındaki ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 19 Ağustos'ta feth-i kabir işlemi gerçekleştirildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının talebi doğrultusunda açılan mezardan saç, kemik ve doku örnekleri alındı. Alınan numuneler, Denizolgun'un ölüm nedeninin yeniden araştırılması kapsamında Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. İncelemelerde ölümün doğal nedenlerle gerçekleşip gerçekleşmediği ve herhangi bir dış müdahale bulunup bulunmadığının araştırılması bekleniyor.

GÖZLER ADLİ TIP'IN RAPORUNDA
Denizolgun'un ölümüyle ilgili yıllardır gündeme getirilen bazı iddiaların da soruşturma kapsamında ele alındığı aktarıldı. Ölümün resmi makamlara bildirilmesinde gecikme yaşandığı, cesette bazı bulgular bulunduğu ve dönemin adli tıp incelemelerinin eksik ya da hatalı yapıldığı yönündeki iddiaların da araştırıldığı belirtildi. Denizolgun'un ölümü sonrası daha önce yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verilmiş ve ölüm nedeni beyin kanaması olarak değerlendirilerek "doğal ölüm" kabul edilmişti. Söz konusu raporu hazırlayan doktorun daha sonra FETÖ soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırıldığı bilgisi de dosyada yer alan iddialar arasında bulunuyor.
"GERÇEKTEN ZEHİRLENME VARSA ORTAYA ÇIKARILABİLİR"
Denizolgun'un ölümünün üzerinden 10 yıl geçmesinin ardından gerçekleştirilen feth-i kabir işlemiyle alınan örneklerden hangi bulguların elde edilebileceği merak konusu oldu. Adli tıp uzmanı Prof. Dr. Hakan Kar, Milliyet'e yaptığı değerlendirmede, yıllar önce toprağa verilen bir bedenden bazı toksik maddelerin tespit edilebileceğini belirtti. Toksikolojik incelemelerin feth-i kabir sürecinin kritik aşamalarından biri olduğunu ifade eden Kar, bazı zehirlerin vücutta uzun yıllar kalabildiğine dikkat çekti. Kar, "Arsenik, cıva, kurşun, talyum ve kadmiyum gibi ağır metaller uzun yıllar vücutta kalabilir. Bu maddeler kemik ve dişlerden tespit edilebilir. Gerçekten zehirlenme varsa, ortaya çıkarılabilir" ifadelerini kullandı.

NAAŞI YENİDEN MEZARA KONULDU
Feth-i kabir işleminin ardından Denizolgun'un naaşı yeniden Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı'ndaki kabrine yerleştirildi. Adli Tıp Kurumu'nda yapılacak incelemelerin ardından hazırlanacak raporun, 2016 yılında gerçekleşen ölümle ilgili soruşturmanın seyrinde belirleyici olması bekleniyor.
NE OLMUŞTU?
Soruşturma süreciyle birlikte Denizolgun'un vefatının ardından yaşanan miras ve şirket tartışmaları da yeniden gündeme geldi. İddialara göre Denizolgun'un 2016'da vefat etmesinin ardından yüzde 90 hissesine sahip olduğu Arden Gıda'daki payların yasal varislerine devredilmesi gerekiyordu. Denizolgun'un bekar olması nedeniyle malvarlığının erkek kardeşi Mehmet Beyazıt Denizolgun ile kız kardeşi Ayşe Gülderen Kuriş'e kaldığı belirtildi. Arden Gıda'daki hisse paylaşımı konusunda yaşanan anlaşmazlık ise yargıya taşındı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 8 Ekim 2020'de verdiği kararla 1 Aralık 2016 tarihli genel kurul toplantısını hükümsüz sayarak, şirketin yüzde 45 hissesinin Mehmet Beyazıt Denizolgun'a devredilmesine hükmetti.

Öte yandan Alihan Kuriş'in Arden Gıda'daki hisselerini daha sonraki yıllarda devrettiği, şirketin ortaklık yapısının değiştiği ve şirkete kayyım atandığı bilgisi de dosyaya yansıdı. Denizolgun'un ölümüne ilişkin soruşturmanın bundan sonraki seyrini ise feth-i kabir işlemiyle alınan örnekler üzerinde yapılacak Adli Tıp incelemeleri belirleyecek.




