30 binden fazla ihracat belgesinin incelendiği kapsamlı rapora göre, 2017-2026 yılları arasında Avrupa’ya giden İsrail kaynaklı tarım ürünlerinin yüzde 17'sinden fazlası yasa dışı yerleşimlerden geliyor. İsrail hükümetinin yerleşimci ihracatçılara 20 yılda en az 63 milyon avro sübvansiyon sağladığı belirtilirken, Avrupa'da tüketicilerin ürünlerin kökeni konusunda sistematik olarak yanıltıldığı vurgulanıyor.
TERCİHLİ TARİFE VE SAHTE SERTİFİKA İHLALLERİ
Raporda yer alan bulgular, İsrail’in uluslararası hukuku çiğneyerek ürettiği ürünleri, AB ve Birleşik Krallık yasalarını bypass ederek pazarladığına işaret ediyor. Ürünlerin "İsrail malı" statüsünde gösterilerek tercihli vergi avantajlarından yararlandırılması, toplamda 13,1 milyon avroluk bir haksız kazanca ve vergi kaybına yol açıyor. Dahası, ürünlerin organik ve bitki sağlığı sertifikalarının da gerçeği yansıtmadığı, bunun hem hukuki bütünlüğü zedelediği hem de kamu sağlığı üzerinde risk oluşturduğu belirtiliyor.
MENŞE GİZLEME YÖNTEMLERİ: SAHTE ADRESLER VE KARIŞIK SEVKİYATLAR
İhracatçıların, ürünlerin Filistin veya Suriye topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerden geldiğini gizlemek için kullandığı yöntemler raporda detaylandırıldı. İhracatçılar; ürünleri "İsrail menşeli" gösteriyor, yerleşim yeri yerine İsrail sınırları içinde sahte adresler kullanıyor veya işgal altındaki topraklardan gelen ürünleri İsrail merkezli tesislerde yerli ürünlerle karıştırarak "izini kaybettiriyor."
İSRAİL HÜKÜMETİNİN "SUÇ ORTAKLIĞI"
Yerleşim bölgelerinden yapılan ihracatın vergi avantajı sağlamaması gereken durumlarda dahi, İsrail hükümetinin ihracatçıları doğrudan sübvanse ederek bu ekonomik sistemi koruduğu raporda yer aldı. 2005-2024 yılları arasında yerleşimci üreticilere ödenen en az 63 milyon avroluk destek, İsrail'in işgal politikalarını ekonomik olarak nasıl finanse ettiğini ve Avrupa pazarını bu sisteme nasıl entegre ettiğini gözler önüne seriyor.
HUKUKİ SÜREÇ BAŞLIYOR
Raporu yayımlayan Global Echo Litigation Center, bu durumun sadece ticari değil, aynı zamanda ciddi bir hukuki ihlal olduğunu savunarak Birleşik Krallık'ta yasal süreç başlattığını duyurdu. Merkezin, bu ihlallerin durdurulması ve sorumluların cezalandırılması için önümüzdeki dönemde yeni davalar açması bekleniyor.




