Cengiz Aytmatov, 12 Aralık 1928'de Kırgızistan'ın Talas bölgesine bağlı Şeker köyünde dünyaya geldi. Babası Törekul Aytmatov, Sovyet yönetiminde önemli görevlerde bulunan saygın bir devlet adamıydı. Ancak Stalin dönemindeki büyük tasfiyelerde "halk düşmanı" ilan edilerek 1938 yılında kurşuna dizildi. Henüz 10 yaşındayken babasını kaybeden Aytmatov'un çocukluğu yoksulluk, savaş ve acılar içinde geçti. Annesi Nagima'nın büyük fedakârlıklarıyla büyüyen yazar, ileride kaleme alacağı eserlerde adalet, vicdan, özgürlük ve insan onuru gibi temaları işlemesinde bu travmatik yılların izlerini taşıdı.
14 YAŞINDA ÇALIŞMAYA BAŞLADI… PEKİ NEDEN?
İkinci Dünya Savaşı'nın Sovyetler Birliği'ni etkisi altına aldığı yıllarda erkeklerin büyük bölümü cepheye gidince, köylerde gençlere önemli sorumluluklar düştü. Cengiz Aytmatov da henüz 14 yaşındayken köy sekreterliğinde görev yaptı. Vergi topladı, tarım kayıtları tuttu ve çeşitli kamu işlerinde çalıştı. Yaşadığı bu zorlu dönem, eserlerindeki sıradan insanların güçlü yaşam mücadelelerine ilham verdi.
VETERİNERLİK OKUYAN GENÇ NASIL DÜNYA EDEBİYATININ YILDIZI OLDU?
Gençlik yıllarında önce veterinerlik eğitimi alan Aytmatov, ardından Frunze Tarım Enstitüsü'nde öğrenim gördü. Ancak onun asıl tutkusu edebiyattı. 1956 yılında Moskova'daki Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü'nde eğitim almaya başlayan Aytmatov, aynı dönemde yazdığı öykülerle dikkat çekti. Kısa süre sonra Sovyet Yazarlar Birliği'ne kabul edildi ve edebiyat dünyasında yükselişi başladı.
HANGİ ROMANI ONU DÜNYA ÇAPINDA ÜNE KAVUŞTURDU?
Aytmatov'un adını dünyaya duyuran eser hiç kuşkusuz "Cemile" oldu. Fransız yazar Louis Aragon, bu roman için "Dünyanın en güzel aşk hikâyesi" ifadesini kullandı. Bu değerlendirme, Aytmatov'un uluslararası alanda tanınmasının önünü açtı. Ardından kaleme aldığı Selvi Boylum Al Yazmalım, Toprak Ana, Elveda Gülsarı, Beyaz Gemi, Dişi Kurdun Rüyaları ve Gün Olur Asra Bedel gibi eserleri onlarca dile çevrilerek dünya klasikleri arasına girdi.
"SEVGİ EMEKTİ" SÖZÜNÜN ARKASINDAKİ İSİM OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?
Türkiye'de Cengiz Aytmatov denildiğinde akla ilk gelen eserlerden biri Selvi Boylum Al Yazmalım oluyor. Roman, 1977 yılında sinemaya uyarlandı. Türkan Şoray ve Kadir İnanır'ın başrollerini paylaştığı film, Türk sinemasının en büyük klasikleri arasına girdi. Filmin hafızalara kazınan "Sevgi neydi? Sevgi emekti." repliği yıllar geçmesine rağmen unutulmadı ve Aytmatov'un insan ilişkilerine bakışını simgeleyen en güçlü ifadelerden biri olarak hafızalara kazındı.
SADECE YAZAR MIYDI? DİPLOMASİ DÜNYASINDA DA GÖREV YAPTI MI?
Başarılı edebiyat kariyerinin yanı sıra siyaset ve diplomasi alanında da önemli görevler üstlenen Aytmatov, Sovyetler Birliği ve daha sonra bağımsız Kırgızistan adına büyükelçilik yaptı. Avrupa Birliği, NATO, UNESCO ve Benelüks ülkeleri nezdinde ülkesini temsil eden Aytmatov, Türk dünyasının kültürel değerlerini uluslararası platformlarda anlatan en önemli isimlerden biri oldu.
SON YOLCULUĞU NEDEN ALMANYA'DA BAŞLADI?
2008 yılında Gün Olur Asra Bedel romanının film çalışmaları kapsamında bulunduğu Rusya'nın Kazan kentinde rahatsızlanan Aytmatov'a böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. Tedavi için Almanya'nın Nürnberg kentine götürülen usta yazar, burada komaya girdi ve 10 Haziran 2008'de 79 yaşında yaşamını yitirdi. Cenazesi, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek yakınlarındaki Ata-Beyit Anıt Mezarlığı'nda devlet töreniyle toprağa verildi.
NEDEN HÂLÂ MİLYONLAR TARAFINDAN OKUNUYOR?
Cengiz Aytmatov yalnızca roman yazmadı; bozkırın yalnızlığını, savaşın acısını, aşkı, dostluğu, insan vicdanını ve Türk dünyasının kültürel hafızasını sayfalara taşıdı. Eserleri bugün 150'den fazla dile çevrilmiş durumda. Romanları hâlâ dünyanın birçok ülkesinde okunuyor, tiyatroya ve sinemaya uyarlanıyor. Türk dünyasının ortak edebî mirasının en güçlü temsilcilerinden biri kabul edilen Aytmatov, aradan geçen yıllara rağmen okurlarını etkilemeye devam ediyor.




