İş hayatında önemli sonuçlar elde etmek, akademik başarı kazanmak veya çevreden takdir görmek, kişinin kendisini her zaman başarılı ve yeterli hissetmesini sağlamıyor. Bazı insanlar ortaya koydukları iyi performansa rağmen eksiklerine odaklanıyor, başarılarını küçümsüyor ve daha iyisini yapamadıkları düşüncesiyle kendilerini eleştirmeye devam ediyor.
Psikolog Sami Erdoğan, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, başarılı insanların neden kendilerini yetersiz hissedebildiğini değerlendirdi. Erdoğan, bu durumun arkasında çoğunlukla mükemmeliyetçilik, kusurluluk şeması ve eleştirilme kaygısının bulunduğunu belirtti.
BAŞARI VAR AMA YETERLİLİK DUYGUSU YOK
Başarının dışarıdan görülebilen sonuçlarla, yeterlilik duygusunun ise kişinin kendisini nasıl değerlendirdiğiyle ilgili olduğu belirtiliyor. Bu nedenle çevresindeki insanlar tarafından başarılı bulunan biri, kendi performansını aynı şekilde yorumlamayabiliyor.
Kişi önemli bir hedefe ulaşsa dahi yaptığı işin güçlü yönleri yerine küçük eksikliklere yoğunlaşabiliyor. Ortaya çıkan sonuç genel olarak başarılı olsa bile beklentisinin altında kalan tek bir ayrıntı, bütün performansını yetersiz görmesine neden olabiliyor.
Erdoğan, başarılı kişilerin kendilerini yetersiz hissetmesinde en sık karşılaşılan nedenlerden birinin mükemmeliyetçilik olduğunu söyledi.
MÜKEMMELİYETÇİLİK BAŞARIYI GÖLGELEYEBİLİYOR
Mükemmeliyetçi kişi, kendisi için ulaşılması güç veya hataya çok az yer bırakan standartlar belirleyebiliyor. Gösterdiği performans yeterli, hatta oldukça iyi olsa bile kusursuz olmadığı düşüncesi kişiyi rahatsız edebiliyor.
Erdoğan, bireyin iş ve eylem standardının “mükemmel” olması hâlinde, başarılı bir performanstaki bazı eksikliklerin dahi ön plana çıkabileceğini ifade etti.
Başarının tamamına değil, kusurlu görülen küçük bir bölüme odaklanılması, kişinin ortaya koyduğu emeği ve elde ettiği sonucu değersizleştirmesine yol açabiliyor. Böyle bir değerlendirme biçiminde “iyi” olmak yeterli görülmüyor; sonuç ancak eksiksiz olduğunda kabul edilebilir hâle geliyor.
Bu nedenle kişi hedefe ulaştığında uzun süreli bir memnuniyet yaşamak yerine, kısa süre içinde neyi daha iyi yapabileceğini düşünmeye başlayabiliyor.

KÜÇÜK BİR EKSİKLİK BÜTÜN BAŞARIYI SİLEBİLİYOR
Yüksek standartlar, kişinin gelişmesine ve çalışmasına katkı sağlayabilse de her sonuçta kusursuzluk aranması, başarı duygusunun önüne geçebiliyor. İyi yapılan pek çok unsur göz ardı edilirken tek bir hata veya eksiklik, bütün çalışmanın ölçüsü hâline gelebiliyor.
Örneğin başarılı geçen bir sunumda yapılan küçük bir dil sürçmesi, olumlu geri bildirim alan bir projede bulunan tek bir hata veya yüksek bir notta kaybedilen birkaç puan, kişinin zihninde asıl sonucun önüne geçebiliyor.
Bu durumda birey, başardıklarını değerlendirmek yerine sürekli olarak tamamlayamadığı veya hatalı yaptığı noktalarla meşgul olabiliyor. Ortaya çıkan başarı dışarıdan açık biçimde görülürken kişi kendi içinde başarısızlık hissini yaşamaya devam edebiliyor.
KUSURLULUK ŞEMASI DEVREYE GİREBİLİYOR
Erdoğan, başarılı kişilerin yaşadığı yetersizlik hissinde “kusurluluk şeması” olarak adlandırılan düşünce örüntüsünün de etkili olabileceğini belirtti.
Kusurluluk şeması, kişinin kendisinde temel bir eksiklik bulunduğuna ilişkin yerleşmiş algısıyla bağlantılı olarak ele alınıyor. Bu algı güçlendiğinde elde edilen başarılar, kişinin kendisi hakkındaki olumsuz değerlendirmesini değiştirmekte yetersiz kalabiliyor.
Başarı geçici veya tesadüfi görülürken eksiklikler, kişinin kendi değerine ilişkin bir kanıt gibi yorumlanabiliyor. Böylece olumlu sonuçlar küçültülüyor, hatalar ise olduğundan daha büyük ve belirleyici hâle getiriliyor.
Kişi ne kadar başarılı olursa olsun kendisini “yeterince iyi” görmüyorsa, sorun elde edilen sonucun niteliğinden çok kişinin kendisini değerlendirme biçimiyle ilişkili olabiliyor.
ELEŞTİRİLME KORKUSU BASKIYI ARTIRIYOR
Yetersizlik hissini besleyen bir diğer etkenin eleştirilme korkusu olduğunu belirten Erdoğan, bu korkuya kaygının da eşlik edebileceğini söyledi.
Kişi, yaptığı bir hatanın yalnızca işine yönelik değil, doğrudan kişiliğine veya yeterliliğine yönelik bir değerlendirmeye dönüşeceğini düşünebiliyor. Bu nedenle eleştirilme ihtimali, performans üzerindeki baskıyı artırabiliyor.
Başarının ardından rahatlamak yerine “Bir sonraki sefer aynı sonucu elde edemezsem ne olur?” veya “Eksiklerim fark edilirse hakkımdaki düşünceler değişir mi?” gibi sorular gündeme gelebiliyor. Bu düşünceler, başarıdan alınan tatmini azaltırken kişinin sürekli kendisini kanıtlama ihtiyacı hissetmesine neden olabiliyor.
Eleştirilme kaygısı arttıkça hata yapmamak, başarılı olmaktan daha önemli hâle gelebiliyor. Böyle bir durumda kişi yaptığı işten memnuniyet duymaktan çok olası bir eleştiriden kaçınmaya odaklanabiliyor.
DIŞARIDAN GELEN TAKDİR NEDEN YETMİYOR?
Başarılı kişilerin çevrelerinden aldıkları olumlu geri bildirimler, her zaman iç dünyalarındaki yetersizlik hissini ortadan kaldırmayabiliyor. Kişinin kendi performansını değerlendirmek için kullandığı ölçütler çok yüksek olduğunda, başkalarının takdiri geçici bir rahatlama sağlayabiliyor.
Övgüler “Beni yeterince tanımıyorlar” düşüncesiyle küçümsenebilirken küçük bir eleştiri uzun süre zihinde kalabiliyor. Böylece kişi, olumlu değerlendirmeleri kabul etmekte zorlanırken olumsuz değerlendirmelere daha fazla önem verebiliyor.
Bu durum, başarının sürekli yeniden kanıtlanması gereken bir sınava dönüşmesine yol açabiliyor. Bir hedefe ulaşmak yeterlilik hissi yaratmak yerine, bir sonraki hedefe kadar geçerli olan geçici bir sonuç olarak görülebiliyor.
BAŞARIYI DEĞERLENDİRME BİÇİMİ ÖNEM TAŞIYOR
Erdoğan’ın değerlendirmeleri, başarılı insanların yaşadığı yetersizlik hissinin her zaman gerçek bir performans eksikliğinden kaynaklanmadığına işaret ediyor. Kişinin kendisi için belirlediği standartlar, hatalara yüklediği anlam ve eleştirilme karşısında yaşadığı kaygı, başarı algısını şekillendirebiliyor.
Başarılarına rağmen sürekli yetersizlik hisseden kişinin yalnızca elde ettiği sonuçlara değil, bu sonuçları hangi ölçütlerle değerlendirdiğine de bakması önem taşıyor.
Mükemmeliyetçilik, kusurluluk algısı ve eleştirilme korkusu bir araya geldiğinde, dışarıdan başarılı görünen bir kişi kendi içinde hiçbir başarısını yeterli bulamayabiliyor. Bu duygu yoğunlaşıyor, süreklilik kazanıyor ve kişinin günlük yaşamını olumsuz etkiliyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek alınması değerlendirilebilir.





