Yüksek Mahkeme Başkan Yardımcısı ve Merkezi Seçim Komitesi Başkanı Noam Sohlberg, kamu kaynakları ve devlet tesislerinin seçim propagandası için kullanılmasının yasa dışı olduğuna dikkat çekti. Uluslararası arenada büyük tepki çeken ve İsrail içinde de bakanlıklar arası krize neden olan görüntüler, Ben-Gvir'in sert tutumu nedeniyle yeniden gündeme geldi.
"KAMU VARLIKLARININ KÖTÜYE KULLANIMI"
Seçim Komitesi Başkanı Noam Sohlberg, kararında Ben-Gvir'in paylaşımını hukuki açıdan şu gerekçelerle temellendirdi:
-
Seçim Propagandası: Devlet tesislerinde ve resmi üniformalı güvenlik güçlerinin yer aldığı görüntülerin kişisel veya siyasi amaçlarla kullanılması yasalarla bağdaşmıyor.
-
Kamu Kaynakları: Bir devlet yetkilisinin, kamu otoritesini ve buna ait varlıkları kullanarak seçim kampanyası yürütmesi "yasa dışı" kabul edildi.
-
Yaptırım: Ben-Gvir'in videoyu derhal kaldırmasına ve 7 bin 800 dolar karşılığı olan 23 bin şekel para cezası ödemesine hükmedildi.
BAKANLIKLAR ARASI KRİZ: SAAR'DAN SERT TEPKİ
Görüntülerin yayınlanmasının ardından İsrail kabinesi içinde de gerilim tırmandı. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Ben-Gvir'i doğrudan hedef alarak, paylaşımların İsrail devletinin çıkarlarına "bilerek zarar verdiğini" savundu. Özellikle uluslararası hukuk ve diplomasi arenasında İsrail'i zor durumda bırakan bu eylem, ülkedeki aşırı sağcı kanat ile diğer bakanlıklar arasındaki görüş ayrılığını da derinleştirdi.
"ÖZGÜR FİLİSTİN" DİYEN AKTİVİSTE ŞİDDET
Ben-Gvir’in bizzat kendi sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, Aşdod Limanı'nda tutulan aktivistlerden bir kadının "Özgür Filistin" sloganı atması üzerine güvenlik güçlerinin kadını yere yatırarak sert müdahalede bulunduğu görülüyor. Görüntülerde, Ben-Gvir’in güvenlik güçlerinin şiddet içeren müdahalesini izlerken, "İşte böyle yapmak gerekiyor" diyerek bu tutumu desteklemesi, Birleşmiş Milletler dahil olmak üzere dünya genelinde sert tepkilerle karşılanmıştı.
ULUSLARARASI TEPKİLER VE DİPLOMATİK YANSIMALAR
Ben-Gvir'in kötü muameleyle "övünme" olarak değerlendirilen bu yaklaşımı, İsrail'in dış politikada meşruiyetini zayıflatan bir unsur olarak yorumlanıyor. BM başta olmak üzere insan hakları örgütleri, İsrail güvenlik güçlerinin tutumunu kınarken, bu kararın İsrail iç hukukunda "seçim propagandası" üzerinden verilmiş olması, olayın diplomatik boyutunun yanı sıra iç siyasi boyutunun da önemli olduğunu kanıtlıyor.





