Eski İzlanda Başbakanı Katrín Jakobsdóttir’in moderatörlüğünü üstlendiği oturumda, eski Yeni Zelanda Başbakanı Helen Clark ve Almanya Sağlık Bakanlığı Parlamenter Devlet Sekreteri Georg Kippels’in de aralarında bulunduğu isimler, COVID-19 salgınından çıkarılan dersleri ve insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan “Tek Sağlık” (One Health) yaklaşımını değerlendirdi. Turkinform’un Berlin’de takip ettiği oturumda, gelecekteki pandemilerin önlenmesi için yalnızca sağlık sistemlerinin değil, ülkeler arasındaki iş birliği mekanizmalarının da güçlendirilmesi gerektiği öne çıktı.

Almanya’nın başkenti Berlin’de 11-13 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen Dünya Sağlık Zirvesi (World Health Summit 2026), küresel sağlık güvenliğinin geleceğine ilişkin kritik tartışmalara ev sahipliği yapıyor.

Zirvenin ikinci gününde düzenlenen “Bir Sonraki Pandemiyi Önlemek: Tek Sağlık Yaklaşımı Küresel Sağlık Güvenliğini ve Eşitliğini Nasıl Temelden Değiştirebilir?” başlıklı çalıştayda, gelecekte ortaya çıkabilecek salgınların önlenmesinde uluslararası koordinasyonun ve disiplinler arası iş birliğinin önemi ele alındı.

Almanya Federal Sağlık Bakanlığı, FOUR PAWS ve Tek Sağlık Bakanlıklar Arası Ağı’nın ortaklaşa düzenlediği oturum, farklı ülkelerden siyasetçileri, sağlık uzmanlarını, araştırmacıları ve çevre kuruluşlarının temsilcilerini bir araya getirdi.

I M G 0007

ESKİ İZLANDA BAŞBAKANI OTURUMU YÖNETTİ

Çalıştayın moderatörlüğünü 2017-2024 yılları arasında İzlanda Başbakanı olarak görev yapan Katrín Jakobsdóttir üstlendi.

Jakobsdóttir’in yönetimindeki oturumda, COVID-19 salgınının küresel sağlık sistemlerinde ortaya çıkardığı kırılganlıklar ve gelecekte benzer krizlerin önlenebilmesi için uygulanabilecek politikalar değerlendirildi.

Tartışmaların merkezinde, insan sağlığının hayvan sağlığı ve çevresel koşullardan bağımsız ele alınamayacağını savunan Tek Sağlık yaklaşımı yer aldı.

Oturumda, sağlık tehditlerinin yalnızca ortaya çıktıktan sonra kontrol altına alınmasının yeterli olmadığı, risklerin salgına dönüşmeden önce belirlenmesi ve önlenmesi gerektiği üzerinde duruldu.

HELEN CLARK: PANDEMİLERE HAZIRLIK KÜRESEL BİR SORUMLULUK

Oturumun öne çıkan konuşmacılarından biri, 1999-2008 yılları arasında Yeni Zelanda Başbakanı olarak görev yapan ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) eski yöneticisi olan Helen Clark oldu.

Aynı zamanda Pandemiye Hazırlık ve Müdahale Bağımsız Paneli’nin eş başkanlığını yürüten Clark, küresel sağlık güvenliği konusunda uluslararası iş birliğinin önemini gündeme taşıdı.

Clark’ın konuşmasında değindiği PPPR (Pandemic Prevention, Preparedness and Response) kavramı, Türkçede “Pandemilerin Önlenmesi, Pandemilere Hazırlık ve Müdahale” anlamına geliyor.

Bu çerçeve, ülkelerin salgınlara yalnızca kriz başladıktan sonra müdahale etmesini değil, salgın risklerini önceden belirlemesini, sağlık sistemlerini hazırlıklı tutmasını ve acil durumlarda koordineli hareket etmesini esas alıyor.

Clark’ın konuşmasında öne çıkan iş birliği vurgusu, küresel sağlık güvenliğinin yalnızca ülkelerin kendi sınırları içerisinde alacağı önlemlerle sağlanamayacağı tartışmasını gündeme getirdi.

COVID-19 pandemisinin ortaya koyduğu deneyimler, sağlık tehditlerinin sınır tanımadığını ve ülkelerin birbirinden bağımsız hareket etmesinin küresel mücadeleyi zorlaştırabileceğini gösteriyor.

Bu kapsamda sağlık sistemlerinin dayanıklılığının artırılması, bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve ülkeler arasında ortak müdahale mekanizmalarının geliştirilmesi, yeni pandemilere hazırlığın temel unsurları arasında değerlendirildi.

I M G 0004

ALMANYA’DAN PANDEMİNİN ETKİLERİNE DİKKAT ÇEKEN DEĞERLENDİRME

Almanya Federal Sağlık Bakanlığı Parlamenter Devlet Sekreteri Georg Kippels de oturumda söz alarak COVID-19 pandemisinin etkilerini ve küresel sağlık güvenliği açısından ortaya çıkardığı sorunları değerlendirdi.

Kippels’in konuşmasında pandeminin toplumlar ve sağlık sistemleri üzerindeki etkileri ön plana çıktı.

COVID-19 salgını, yalnızca sağlık hizmetlerini değil, ülkelerin ekonomik ve sosyal yapılarını da etkileyerek sağlık güvenliğinin ulusal güvenlik politikaları açısından önemini ortaya koymuştu.

Berlin’deki tartışmalarda, gelecekte benzer krizlerle karşılaşılmaması için salgınlara hazırlığın sürekli bir politika alanı olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.

Almanya’nın ev sahipliği yaptığı Dünya Sağlık Zirvesi’nde, uluslararası kuruluşlar ile ulusal hükümetlerin ortak hareket etmesinin ve bilimsel verilerin karar alma süreçlerine dahil edilmesinin önemi de gündeme geldi.

9Fb6A40A 8E5E 427D Be9D Dddbc36E7861

OTURUMDA İNTERAKTİF ETKİNLİK: TEK SAĞLIK NE ANLAMA GELİYOR?

Çalıştayın dikkat çeken bölümlerinden biri de katılımcıların doğrudan dahil edildiği interaktif etkinlik oldu.

Slido platformu üzerinden gerçekleştirilen etkinlikte katılımcılara, “One Health (Tek Sağlık) denildiğinde aklınıza ne geliyor?” sorusu yöneltildi.

Katılımcılar, dijital platform üzerinden görüşlerini paylaşarak Tek Sağlık kavramının farklı disiplinler ve toplumsal alanlar açısından nasıl değerlendirildiğine ilişkin etkileşimli bir tartışmaya dahil oldu.

Etkinlik, sağlık güvenliğinin yalnızca doktorlar ve hastanelerle sınırlı olmadığına, çevre politikaları, hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve uluslararası iş birliği gibi farklı alanları da kapsadığına dikkat çekti.

İnteraktif bölüm, katılımcıların Tek Sağlık yaklaşımına ilişkin düşüncelerini doğrudan ortaya koymalarına olanak sağlaması bakımından oturumun öne çıkan uygulamalarından biri oldu.

I M G 0005

YENİ PANDEMİLERİN KAYNAĞI HAYVANLAR VE ÇEVRE OLABİLİR

Çalıştayın temel tartışma başlıklarından biri, bulaşıcı hastalıkların insan, hayvan ve çevre arasındaki etkileşim sonucunda ortaya çıkabilmesi oldu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün de desteklediği Tek Sağlık yaklaşımı, insan sağlığının hayvanların ve ekosistemlerin sağlığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kabul ediyor.

Bu yaklaşım kapsamında, hayvanlardan insanlara bulaşabilen zoonotik hastalıklar, çevresel bozulma, biyolojik çeşitlilik kaybı ve iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri birlikte değerlendiriliyor.

Son yıllarda görülen Ebola ve Hantavirüs salgınları, insan-hayvan-çevre etkileşiminin küresel sağlık güvenliği açısından taşıdığı risklere örnek olarak gösteriliyor.

Oturumun temel çerçevesinde, sağlık krizlerinin ortaya çıkmasının ardından harekete geçen geleneksel müdahale yöntemlerinden, risklerin kaynağında belirlenmesini amaçlayan önleyici politikalara geçişin gerekliliği ele alındı.

AFRİKA’DAN SALGINLARIN ÖNLENMESİNE YÖNELİK YAKLAŞIMLAR

Oturumda Orta Afrika Cumhuriyeti’nden Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) bünyesinde görev yapan yaban hayatı veterineri Frédéric Singa da konuşmacılar arasında yer aldı.

Singa’nın uzmanlık alanı doğrultusunda, yaban hayatının korunması, hayvan sağlığı ve insanlara bulaşabilecek hastalık risklerinin Tek Sağlık yaklaşımı içerisindeki yeri oturumun önemli başlıklarından birini oluşturdu.

Özellikle insanlarla yaban hayvanları arasındaki temasın artması, doğal yaşam alanlarının değişmesi ve ekosistemlerin zarar görmesi, bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkışını etkileyebilecek faktörler arasında bulunuyor.

Bu çerçevede çevre koruma politikalarının yalnızca doğal yaşamın sürdürülebilirliği açısından değil, insanların sağlığının korunması bakımından da değerlendirilmesi gerektiği gündeme geldi.

Nijerya Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nden antropolog Obinna Jude Eze’nin katılımıyla ise salgınlarla mücadelede toplumsal davranışların ve yerel koşulların önemi tartışmanın kapsamına dahil edildi.

Hastalıkların erken tespit edilmesinin yanı sıra toplumların sağlık politikalarına katılımı, yerel kurumlarla iletişim ve sağlık önlemlerinin toplumsal kabulü, etkili salgın yönetiminin önemli unsurları arasında yer alıyor.

BANGLADEŞ VE MEKSİKA’DAN FARKLI DENEYİMLER

Çalıştayda Bangladeş Sağlık ve Aile Refahı Bakanlığına bağlı Epidemiyoloji, Hastalık Kontrol ve Araştırma Enstitüsünden (IEDCR) Mahbubur Rahman da konuşmacı olarak yer aldı.

Rahman’ın temsil ettiği halk sağlığı ve epidemiyoloji alanları, salgınların erken tespiti, hastalıkların yayılımının izlenmesi ve sağlık tehditlerine yönelik bilimsel müdahale kapasitesi bakımından Tek Sağlık yaklaşımının temel bileşenleri arasında bulunuyor.

Meksika Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı (SEMARNAT) bünyesinde görev yapan Manuel Alonso Rivero Cervantes’in katılımı ise çevre politikaları ile halk sağlığı arasındaki ilişkinin tartışılmasına farklı bir boyut kazandırdı.

Tek Sağlık yaklaşımında çevresel risklerin azaltılması, ekosistemlerin korunması ve kamu kurumları arasındaki koordinasyon, gelecekte ortaya çıkabilecek sağlık tehditlerinin önlenmesinde önemli araçlar olarak değerlendiriliyor.

Bu çerçevede farklı ülkelerin sağlık, çevre ve veterinerlik alanlarındaki deneyimlerinin bir araya getirilmesi, çalıştayın uluslararası iş birliği boyutunu güçlendirdi.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ VE HAYVAN REFAHI UZMANLARI DA KATILDI

Çalıştayın konuşmacıları arasında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Tek Sağlık Üst Düzey Uzman Paneli (OHHLEP) üyesi Maxine Whittaker ile uluslararası hayvan refahı kuruluşu FOUR PAWS’un kıdemli bilim ve araştırma uzmanı Thainá Landim de Barros da bulundu.

Whittaker’ın uzmanlık alanı, insan, hayvan ve çevre sağlığı arasındaki ilişkilerin bilimsel temelde değerlendirilmesi ve farklı sektörlerin ortak hareket etmesini sağlayacak politikaların geliştirilmesini kapsıyor.

FOUR PAWS temsilcisinin katılımı ise hayvan refahının ve hayvan sağlığının küresel sağlık güvenliği tartışmalarındaki yerini öne çıkardı.

Zelensky'den Putin'le görüşme için Erdoğan şartı
Zelensky'den Putin'le görüşme için Erdoğan şartı
İçeriği Görüntüle

Oturumun genel çerçevesinde, insan sağlığını korumak için yalnızca sağlık kuruluşlarının değil, veterinerlik hizmetlerinin, çevre kurumlarının, tarım sektörünün ve uluslararası kuruluşların da ortak hareket etmesi gerektiği değerlendirildi.

SAĞLIK GÜVENLİĞİNDE EŞİTLİK SORUNU GÜNDEMDE

Çalıştayın önemli başlıklarından bir diğerini küresel sağlık güvenliğinde eşitlik meselesi oluşturdu.

COVID-19 salgını sırasında ülkelerin sağlık altyapıları, aşıya erişim imkanları ve ekonomik kapasiteleri arasındaki farklılıklar, küresel sağlık sistemindeki eşitsizlikleri görünür hale getirmişti.

Tek Sağlık yaklaşımının uluslararası düzeyde uygulanabilmesi için gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında bilgi, teknoloji ve kaynak paylaşımının güçlendirilmesi önem taşıyor.

Bu kapsamda yalnızca ulusal sağlık politikalarının geliştirilmesi değil, ülkeler arasında ortak çözümler üretilmesi ve sağlık tehditlerine karşı kolektif hareket edilmesi gerektiği üzerinde duruldu.

Oturumda öne çıkan iş birliği ve ortak çözüm arayışları, gelecekteki salgınlara hazırlığın yalnızca teknik bir sağlık meselesi değil, aynı zamanda uluslararası koordinasyon ve yönetişim sorunu olduğunu ortaya koydu.

BİR SONRAKİ PANDEMİYE KARŞI YENİ YAKLAŞIM: KRİZ ÇIKMADAN ÖNLEMEK

Berlin’deki çalıştayda ele alınan konular, küresel sağlık politikalarında salgınlara müdahaleden salgınları önlemeye doğru bir dönüşüm ihtiyacını gündeme taşıdı.

Geleneksel sağlık güvenliği anlayışında, salgınların ortaya çıkmasının ardından acil müdahale mekanizmalarının devreye alınması ön plana çıkarken Tek Sağlık yaklaşımı, risklerin henüz kaynağındayken tespit edilmesini hedefliyor.

Bu modelde insan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevresel sürdürülebilirlik birbirinden ayrı politika alanları olarak değil, ortak bir güvenlik sisteminin bileşenleri olarak değerlendiriliyor.

Eski İzlanda Başbakanı Katrín Jakobsdóttir’in moderatörlüğünde, eski Yeni Zelanda Başbakanı Helen Clark ve farklı ülkelerden uzmanların katılımıyla gerçekleştirilen oturum, uluslararası sağlık güvenliğinin geleceğine ilişkin çok boyutlu bir tartışma ortaya koydu.

Berlin’deki Dünya Sağlık Zirvesi’nde öne çıkan temel mesaj, bir sonraki pandemiye karşı hazırlığın yalnızca hastanelerde değil; doğal yaşam alanlarında, veterinerlik hizmetlerinde, çevre politikalarında ve ülkeler arasındaki iş birliği mekanizmalarında başlaması gerektiği oldu.

Muhabir: Zehra Aligül