CHP’NİN 12 YIL GECİKEN TEKLİFİ
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bugün Afet Bakanlığı kurulmasına ilişkin kanun teklifinin gündeme gelmesiyle birlikte, afet yönetimindeki yapısal eksiklikler bir kez daha tartışılmaya başlandı. Teklif, Türkiye’nin deprem, sel, yangın ve benzeri büyük felaketlere karşı daha hazırlıklı ve koordineli bir yapıya kavuşması gerektiği yönündeki çağrıları yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı. Ancak meclis gündemine hakim çevreler teklifin 12 yıldır gündemde olduğuna vurgu yapıyorlar.
AFET BAKANLIĞI TEKLİFİ İLK DEFA 12 YIL ÖNCE GÜNDEME GETİRİLMİŞTİ
Afet Bakanlığı kurulmasına yönelik çağrı, son dönemde dile getirilen yeni bir talep değil. Dönemin MHP Milletvekili Sinan Oğan, 2014 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu kanun teklifinde, Türkiye’de müstakil bir Afet Bakanlığı kurulmasını önermişti. Bu teklifi kabul görmeyen Oğan daha sonraki yıllarda birkaç defa daha benzer teklifi meclis gündemine taşıdı.
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan tarafından güçlü bir şekilde vurgulanan Afet Bakanlığı kurulması teklifi de sık sık Oğan tarafından gündeme getirilmişti.
BUGÜNKÜ TEKLİF 12 YIL ÖNCEKİ TEKLİFİ DOĞRULUYOR
Bugün meclis gündemine getirilen Afet Bakanlığı kurulmasına ilişkin kanun teklifini sunarken konuşan CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış şu ifadelerde bulundu: “Afet değil, ihmal öldürüyor” Kış, yaptığı açıklamada Türkiye’nin deprem, sel, yangın ve zirai don gibi afetlerin hiçbirine yeterince hazır olmadığını söyledi. Bu tabloyu değiştirmek için harekete geçtiklerini belirtti. CHP Milletvekili Kış, “Bu hazırlıksızlık değişsin diye Afet Bakanlığı Kurulması için kanun teklifimizi verdik” dedi.
Kanun teklifi, afet öncesi hazırlık, risk azaltma, müdahale ve afet sonrası iyileştirme süreçlerinin bütüncül bir yapı altında yürütülmesini hedefliyor. Uzmanlara göre, afet riski yüksek bir coğrafyada yer alan Türkiye için bu tür yapısal düzenlemeler artık bir tercih değil, zorunluluk olarak değerlendiriliyor.
Meclis’te görüşülmeye başlanan teklif, bu yönüyle yalnızca bir kanun önerisi olmanın ötesinde, afetlerle yüzleşen bir ülkenin kurumsal hafızasını yeniden inşa etme arayışı olarak görülüyor.



