Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Çinli Bakan Vang, varılan mutabakatı bir "başlangıç noktası" olarak nitelendirerek uluslararası toplumu sürecin ikinci aşamasına destek vermeye davet etti.
BARIŞIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ İÇİN ÇAĞRI
Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, Pakistan'ın başarılı arabuluculuk çabalarını tebrik ederken, bölgedeki barış sürecinin bir sonuç değil, uzun vadeli bir başlangıç olduğunun altını çizdi. Vang, "Barış kapısı bir kez açılmışken yeniden kapanmamalı ve güç kullanımına asla geri dönülmemeli" diyerek, Orta Doğu halklarının uzun süren çatışmaların ardından huzuru hak ettiğini belirtti. Bu açıklamalar, Çin'in bölgedeki stratejik istikrarı korumak adına çok taraflı kuruluşların, özellikle BM Güvenlik Konseyi'nin daha aktif bir rol üstlenmesini desteklediğini ortaya koyuyor.

DİYALOG İLE YENİ BİR GÜVENLİK MİMARİSİ
Pekin yönetiminin Orta Doğu ülkelerinin kendi kaderlerini tayin etme hakkını desteklediğini ifade eden Vang, tüm tarafların dahil olduğu, diyalog ve müzakereye dayalı yeni bir barış ve güvenlik mimarisinin oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Çin'in, Pakistan ile yakın koordinasyon içinde bölgedeki istikrarı kalıcı kılmak için her türlü desteğe hazır olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı, mutabakatın sadece Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimi değil, tüm bölgesel cephelerdeki çatışmaları sonlandırmasının önemine işaret etti.
BÖLGESEL GERİLİMLER VE MUTABAKATIN GELECEĞİ
ABD ve İran arasında varılan ve Lübnan'ı da kapsadığı belirtilen bu mutabakat, İsrail cephesinde süregelen itirazlara rağmen uluslararası arenada geniş bir destek bulmaya devam ediyor. 19 Haziran'da İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında imzalanması planlanan mutabakat zaptı, küresel güçlerin de gözlerini bölgeye çevirmesine neden oldu. Çin'in bu sürece verdiği güçlü destek, Orta Doğu'daki güç dengelerinin yeniden şekillenmesinde "arabuluculuk diplomasisi"nin yükselen bir trend haline geldiğini gösteriyor.



