Dijital çağda doğan çocuklar, bilgisayarı ilk kez 30’lu yaşlarında gören bir neslin getireceği yasaklama ya da kısıtlamalara ne kadar uyacak? Sosyal medya yasaklarını Türkinform’a değerlendiren uzmanlar, bu sorunun yanıtıyla birlikte çocukların içinde bulunduğu dönemi anlamının önemine işaret ediyor.
Sosyal medyaya giriş yaşının 15’e düşürülmesi planlanıyor. Bu girişimin haklı sebepleri olduğunu belirten uzmanlar, dijital dünyanın sert, hızlı ve çoğu zaman denetimsiz etkilerinden çocukları korumanın gerektiğini belirtiyor.
YENİ OYUN ALANI
“Çocukları sosyal medyadan gerçekten uzak tutmak mümkün mü?” asıl sorulması gerekenin bu olduğunu ifade eden uzmanlar, sosyal medyanın artık bir platform olmaktan çok, bir yaşam alanına dönüştüğünü vurguluyor.
Çocuklar eskiden sokakta arkadaşlarıyla oyun oynarken, bugünün çocukları vaktinin büyük bir kısmını bilgisayar başında geçiriyor. Uzmanlar, çocuklar için arkadaşlık, oyun, eğlence, kendini ifade etme ve hatta kimlik inşasının dijital dünyada gerçekleştiğine dikkati çekiyor.
Böyle bir ortamda “yasak” ya da “kısıtlama” kelimelerinin pratikte pek bir işe yaramayacağı görüşünde birleşen uzmanlar, birçok sosyal medya platformunun yaş sınırının 13 olmasına rağmen 9–10 yaşında hesap açan çocukların varlığına işaret ediyor. Bu nedenle bir çocuğun kendini 15 yaşında göstermesinin teknik olarak son derece kolay olduğu, yani yasal yaş sınırını yükseltmenin, erişimi zorlaştıracağı ama engelleyemeyeceği belirtiliyor.
PLATFORMLARIN SORUMLULUĞU NE OLACAK?
Bu aşamada, sosyal medya platformlarına büyük görev düştüğünün altını çizen uzmanlar, algoritma şeffaflığı, çocuklara yönelik içerik filtreleri, veri toplama sınırları ve ebeveyn denetimi gibi araçlarının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor. Özetle çocukları yasaklamak değil, platformları dizginlemenin gerektiği vurgulanıyor.
Öte yandan çocukları sosyal medyadan uzak tutmanın sorumluluğunu çoğu zaman tek başına ebeveynlerin omzuna yüklemenin yanlışına işaret eden uzmanlar, dijital okuryazarlığı sınırlı, yoğun çalışan ya da ekonomik kaygılarla boğuşan ailelerin her an “dijital polis” gibi davranmasını beklemenin haksızlık olduğuna işaret ediyor. Çocukların yasaklandığını hissettiği anda sosyal medyayı bir “kaçış alanı”na dönüştürebileceği, daha denetimsiz, gizli ve daha riskli bir kullanıma neden olacağına dikkat çekiliyor.
DENGE ÖNEMLİ
“Sonuç olarak, çocukları sosyal medyadan tamamen uzak tutmak ne mümkün ne de sürdürülebilir.” diyen uzmanlar, yasal yaş sınırlarının gerekli ancak yeterli olmadığı, asıl meselenin devletin, platformların, eğitim sisteminin ve ailelerin aynı hedefte buluşabilmesi olduğunun altını çiziyor.
“Çocukları dijital dünyadan koparamayız. Ama onları bu dünyanın insafına da bırakamayız.” değerlendirmesinde bulunan uzmanlar, gerçek bir denge kurulmadan yapılacak girişimlerin, daha kötü sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.



